الفتح
Fetih Sûresi
48. sûre · Medine · 29 âyet
Sûre hakkında · Elmalılı
FETH ٤٨ سُورَةُ الْفَتْحِ Sûrei «Fetih» Medenîdir. Fakat Medînenin içinde nâzil olmuş ma’nâsına değil, hicretten sonra nâzil olmuş ma’nâsına Medenîdir. Çünkü hicretin altıncı senesi seferde Hudeybiye dönüşünde Mekke civarında nâzil olmuştur. Alûsînin naklettiği vechile: İbni ebi şeybe, Ahmed, Buharî tarihinde ve Ebu Davud ve Neseî ve daha bir cemaat İbni Mes’uddan şöyle tahric eylemişlerdir ki: Resulullah sallallahü aleyhi vesellem ile beraber Hudeybiyeden dönmüştük, ya’ni hicretin altıncı senesi ki aleyhissalâtü vesselâm ona Zilkı’denin hilâlinde isneyn günü çıkmıştı, orada on küsur - bir kavilde yirmi - gün durdu, sonra avdet buyurdu, yürüdüğümüz sırada idi ki ona vahiy geldi, vahiy geldiği vakıt da üzerine şiddet gelirdi, derken açıldı, kendisinde maşaallah sürur vardı: o vakıt bize «اِنَّا فَتَحْنَا لَكَ فَتْحًا مُبٖينًا» nâzil olduğunu haber verdi اه. Ahmed ve Buharî ve Tirmizî ve Neseî ve İbni mâce ve İbni Merduye de Ömer ibnilhattab radıyallahü anhten şöyle tahric etmişlerdir: demiştir ki Resulullah sallallahü aleyhi vesellem ile seferde idik, ona bir şeyden üç kerre suâl ettim, cevab vermedi, ben de devemi sürdüm, sonra nâsın önüne geçtim, ve hakkımda Kur’an indirilmesinden korkmuştum, çok durmamıştım bir bağıran işittim, bana bağırıyordu, korktum, zannediyordum ki hakkımda bir şey nâzil oldu, vardım Hazreti Peygamber sallallahü tealâ aleyhi vesellem buyurdu ki: bu gece üzerime bir Sûre indirildi, bana Dünya ve mâfîhâdan daha sevgili «اِنَّا فَتَحْنَا لَكَ فَتْحًا مُبٖينًا لِيَغْفِرَ لَكَ اللّٰهُ مَاتَقَدَّمَ مِنْ ذَنْبِكَ وَمَا تَاَخَّرَ» Yine Ahmed ve Ebu Davud ve gayrilerinin Mücmi’ ibni Cariyetel’ensarîden tahric ettikleri bir hadîsi sahihte aleyhissalâtü vesselâmın Hudeybiyeden hareketinden sonra nüzulünü ve bunun. «Küraulğamim» yanında olduğunu ve aleyhissalâtü vesselâmın onu râhilesi üzerinde nâsa karşı okuduğunu ifade eder. İbni Sa’dın ondan rivayetinde de bunun Dacnanda olduğuna delâlet vardır. Ve bu Bikaîden naklolunmuştur. Dacnan, Kamusta mezkûr olduğu üzere Mekke kurbünde bir dağdır. Bunlar gösteriyor ki nüzulü Mekke ile Medîne arasında olmuştur. Böyle olanlara da Medenî denildiği meşhurdur. Zira Medenî hicretten sonra nâzil olandır ki gerek Medînede olsun gerek Mekkede, gerek seferde, Mekkî de Medîneye hicretten evvel nâzil olandır. Âyetleri - Yirmi dokuzdur.
Kelimeleri - Beş yüz altmıştır.
Harfleri - İki bin dört yüz otuz üçtür.
Fâsılası - Hep ا harfidir.
İki Sûre arasındaki münasebet de baştan ahire vücuh ile aşikârdır: biri mukaddem, biri talî demektir. Zira nusrat ve zafer ma’nâsına fetih islâhı bâl ile kıtâle müterettibdir. Orada istigfar ile emredilmiş, burada mağfiretin vukuu haber verilmiş, ona istibdal inzariyle hıtam verilmiş, buna fütuhat tebşiriyle ibtida olunmuştur.
İbni Sa’dın rivayet ettiği Mücmi’ ibni Cariye hadîsinde varid olmuştur ki Cebrâil aleyhisselâm bu Sûre ile nâzil olduğu zaman; tehnie ederiz seni ya Resulallah demiş, Cibril, tehnie edince müslimanlar da tehnie etmişlerdir. Bu Sûrede islâmın bütün edyâne galebesi de va’d olunmuştur. بِسْ مِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖي مِ ١ اِنَّا فَتَحْنَا لَكَ فَتْحًا مُبٖينًا ٢ لِيَغْفِرَ لَكَ اللّٰهُ مَاتَقَدَّمَ مِنْ ذَنْبِكَ وَمَا تَاَخَّرَ وَيُتِمَّ نِعْمَتَهُ عَلَيْكَ وَيَهْدِيَكَ صِرَاطًا مُسْتَقٖيمًا ٣ وَيَنْصُرَكَ اللّٰهُ نَصْرًا عَزٖيزًا ٤ هُوَ الَّذٖٓى اَنْزَلَ السَّكٖينَةَ فٖى قُلُوبِ الْمُؤْمِنٖينَ لِيَزْدَادُوٓا اٖيمَانًا مَعَ اٖيمَانِهِمْ وَلِلّٰهِ جُنُودُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَكَانَ اللّٰهُ عَلٖيمًا حَكٖيمًا ٥ لِيُدْخِلَ الْمُؤْمِنٖينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ جَنَّاتٍ تَجْرٖى مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِدٖينَ فٖيهَا وَيُكَفِّرَ عَنْهُمْ سَيِّئَاتِهِمْ وَكَانَ ذٰلِكَ عِنْدَ اللّٰهِ فَوْزًا عَظٖيمًا ٦ وَيُعَذِّبَ الْمُنَافِقٖينَ وَالْمُنَافِقَاتِ وَالْمُشْرِكٖينَ وَالْمُشْرِكَاتِ الظَّآنّٖينَ بِاللّٰهِ ظَنَّ السَّوْءِ عَلَيْهِمْ دَآئِرَةُ السَّوْءِ وَغَضِبَ اللّٰهُ عَلَيْهِمْ وَلَعَنَهُمْ وَاَعَدَّ لَهُمْ جَهَنَّمَ وَسَآءَتْ مَصٖيرًا ٧ وَلِلّٰهِ جُنُودُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَكَانَ اللّٰهُ عَزٖيزًا حَكٖيمًا ٨ اِنَّآ اَرْسَلْنَاكَ شَاهِدًا وَمُبَشِّرًا وَنَذٖيرًا ٩ لِتُؤْمِنُوا بِاللّٰهِ وَرَسُولِهٖ وَتُعَزِّرُوهُ وَتُوَقِّرُوهُ وَتُسَبِّحُوهُ بُكْرَةً وَاَصٖيلًا ١ اِنَّ الَّذٖينَ يُبَايِعُونَكَ اِنَّمَا يُبَايِعُونَ اللّٰهَ يَدُ اللّٰهِ فَوْقَ اَيْدٖيهِمْ فَمَنْ نَكَثَ فَاِنَّمَا يَنْكُثُ عَلٰى نَفْسِهٖ وَمَنْ اَوْفٰى بِمَا عَاهَدَ عَلَيْهُ اللّٰهَ فَسَيُؤْتٖيهِ اَجْرًا عَظٖيمًا
Meali Şerifi