AyetSûreler

Fetih Sûresi 10. Âyet

Medine · Cüz 26 · Sayfa 512

إِنَّ ٱلَّذِينَ يُبَايِعُونَكَ إِنَّمَا يُبَايِعُونَ ٱللَّهَ يَدُ ٱللَّهِ فَوۡقَ أَيۡدِيهِمۡۚ فَمَن نَّكَثَ فَإِنَّمَا يَنكُثُ عَلَىٰ نَفۡسِهِۦۖ وَمَنۡ أَوۡفَىٰ بِمَا عَٰهَدَ عَلَيۡهُ ٱللَّهَ فَسَيُؤۡتِيهِ أَجۡرًا عَظِيمࣰا ۝١٠

Herhalde sana bey’at edenler ancak Allah’a bey’at etmektedirler. Allah’ın eli onların ellerinin üzerindedir. Kim ahdi bozarsa ancak kendi aleyhine bozmuş olur. Kim de Allah’a verdiği ahde vefa gösterirse Allah ona büyük bir mükâfat verecektir

Elmalılı Hamdi Yazır meali

Elmalılı Tefsiri

اِنَّ الَّذٖينَ يُبَايِعُونَكَ اِنَّمَا يُبَايِعُونَ اللّٰهَ Muhakkak ki o sana biy’at edenler sırf Allaha biy’at ederler - çünkü Resule Resul olması haysiyyetiyle itaat onu gönderene itaattır. «مَنْ يُطِعِ الرَّسُولَ فَقَدْ اَطَاعَ اللّٰهَ», sûrei «Tevbe» de «اِنَّ اللّٰهَ اشْتَرٰى مِنَ الْمُؤْمِنٖينَ اَنْفُسَهُمْ وَاَمْوَالَهُمْ» âyetine bak. Bunun nüzulü biraz sonra geleceği vechile Hudeybiyede ağacın altında yapılan biy’atı rıdvan hakkındadır. Kaçmamağa veya ölüme söz vererek biy’atleşmiş idiler. Fakat mefhum, ammolmak lâzım gelir. يَدُ اللّٰهِ فَوْقَ اَيْدٖيهِمْ Allahın eli onların ellerinin fevkında - ya’ni mubâyea bir alım satım gibi el ele vererek karşılıklı bir mukavele ve muaveza halinde ise de hakikatte bundan istifade edecek olanlar onlardır. Çünkü Allahın eli onların ellerinin fevkındadır. İbni cerîr tefsirinde der ki: bunda iki vecih vardır: birisi: biy’at yaparlarken Allah eli onların ellerinin fevkında demektir. Çünkü onlar Allahın Peygamberine biy’at etmekle Allaha biy’at etmiş oluyorlardı. Birisi de: Allahın kuvveti onların kuvvetinin fevkındadır demektir اه. Birinci veche göre cümle, biy’atı tasvir halinde bir te’kid olarak Peygamber, Allah tealânın bir Resulü, ahkâmını icraya me’mur bir âleti olmak i’tibariyle Allahın bir eli gibi tasvir ve tahyil olunmuştur. Çünkü Allah tealânın kendisinden bir cüz’ olmak ma’nâsına carihadan münezzehtir. İkinci ma’nâya göre ise cümlei istînafiyye olarak yed, kuvvet ve kudret veya ni’met ma’nâsına te’vil olunmuştur ki ikisinin de hasılı bu biy’atten hasıl olan asıl faidenin biy’at edenlere âid olacağını beyandır. Onun için buna tefrian buyuruluyor ki: فَمَنْ نَكَثَ فَاِنَّمَا يَنْكُثُ عَلٰى نَفْسِهٖ bunun üzerine her kim cayarsa sırf kendi aleyhine olarak caymış olur وَمَنْ اَوْفٰى بِمَا عَاهَدَ عَلَيْهُ اللّٰهَ her kim de Allaha üzerine ahd verdiği şey’i iyfa ederse فَسَيُؤْتٖيهِ اَجْرًا عَظٖيمًا o muhakkak ileride ona büyük bir ecir verecektir - ki Cennet ve rıdvandır. Onda gözlerin görmediği kulakların işitmediği ve beşer kalbine henüz hutur bile etmemiş şeyler vardır. ١١ سَيَقُولُ لَكَ الْمُخَلَّفُونَ مِنَ الْاَعْرَابِ شَغَلَتْنَآ اَمْوَالُنَا وَاَهْلُونَا فَاسْتَغْفِرْ لَنَا يَقُولُونَ بِاَلْسِنَتِهِمْ مَالَيْسَ فٖى قُلُوبِهِمْ قُلْ فَمَنْ يَمْلِكُ لَكُمْ مِنَ اللّٰهِ شَيْئًا اِنْ اَرَادَ بِكُمْ ضَرًّا اَوْ اَرَادَ بِكُمْ نَفْعًا بَلْ كَانَ اللّٰهُ بِمَا تَعْمَلُونَ خَبٖيرًا ١٢ بَلْ ظَنَنْتُمْ اَنْ لَنْ يَنْقَلِبَ الرَّسُولُ وَالْمُؤْمِنُونَ اِلٰٓى اَهْلٖيهِمْ اَبَدًا وَزُيِّنَ ذٰلِكَ فٖى قُلُوبِكُمْ وَظَنَنْتُمْ ظَنَّ السَّوْءِ وَكُنْتُمْ قَوْمًا بُورًا ١٣ وَمَنْ لَمْ يُؤْمِنْ بِاللّٰهِ وَرَسُولِهٖ فَاِنَّآ اَعْتَدْنَا لِلْكَافِرٖينَ سَعٖيرًا ١٤ وَلِلّٰهِ مُلْكُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ يَغْفِرُ لِمَنْ يَشَآءُ وَيُعَذِّبُ مَنْ يَشَآءُ وَكَانَ اللّٰهُ غَفُورًا رَحٖيمًا ١٥ سَيَقُولُ الْمُخَلَّفُونَ اِذَا انْطَلَقْتُمْ اِلٰى مَغَانِمَ لِتَاْخُذُوهَا ذَرُونَا نَتَّبِعْكُمْ يُرٖيدُونَ اَنْ يُبَدِّلُوا كَلَامَ اللّٰهِ قُلْ لَنْ تَتَّبِعُونَا كَذٰلِكُمْ قَالَ اللّٰهُ مِنْ قَبْلُ فَسَيَقُولُونَ بَلْ تَحْسُدُونَنَا بَلْ كَانُوا لَايَفْقَهُونَ اِلَّا قَلٖيلًا ١٦ قُلْ لِلْمُخَلَّفٖينَ مِنَ الْاَعْرَابِ سَتُدْعَوْنَ اِلٰى قَوْمٍ اُولٖى بَاْسٍ شَدٖيدٍ تُقَاتِلُونَهُمْ اَوْ يُسْلِمُونَ فَاِنْ تُطٖيعُوا يُؤْتِكُمُ اللّٰهُ اَجْرًا حَسَنًا وَاِنْ تَتَوَلَّوْا كَمَا تَوَلَّيْتُمْ مِنْ قَبْلُ يُعَذِّبْكُمْ عَذَابًا اَلٖيمًا ١٧ لَيْسَ عَلَى الْاَعْمٰى حَرَجٌ وَلَا عَلَى الْاَعْرَجِ حَرَجٌ وَلَا عَلَى الْمَرٖيضِ حَرَجٌ وَمَنْ يُطِعِ اللّٰهَ وَرَسُولَهُ يُدْخِلْهُ جَنَّاتٍ تَجْرٖى مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ وَمَنْ يَتَوَلَّ يُعَذِّبْهُ عَذَابًا اَلٖيمًا Meali Şerifi