الملك
Mülk Sûresi
67. sûre · Mekke · 30 âyet
Sûre hakkında · Elmalılı
MÜLK ٦٧ سُورَةُ الْمُلْكِ Sûrei Mülk, Tebareke, Mânia, Münciye, mücadele, Vâkıye, Mennaa dahi denilen bu Sûrei celîle Mekkîdir. Âyetleri - Otuzdur. Kelimeleri - Üç yüz beştir. Harfleri - Bin üç yüz on üç. Fasılası - ن م ر harfleridir. Taberanînin tahric ettiği vechile İbni Mes’ud Radıyallahü anh demiştir ki: Biz Peygamber zamanında buna Mânia ismini verirdik. Bu Sûrenin fazıyleti babında Tirmizî ve daha başkası İbni Abbas radıyallahü anhümadan şöyle rivayet etmiştir: Peygamber sallâllahü aleyhi vesellem hazretlerinin ashabından bazısı bir kabrin üzerine çadırını kurmuştu, onun bir kabr olduğunu zannetmiyordü, bir de bakar ki orada bir insan «تَبَارَكَ الَّذٖى بِيَدِهِ الْمُلْكُ» okuyor, hitamına kadar okudu, bunun üzerine Peygamber sallâllahü aleyhi vesellem hazretlerine geldi, ya Resulâllah dedi: ben çadırımı bir kabr üzerine kurmuşum, onun bir kabr olduğunu zannetmiyordum, baktım ki orada bir insan «مُلْكُ تَبَارَكَ» Sûresi okuyor, hıtamına kadar okudu, Resulüllah sallâllahü aleyhi vesellem buyurdu ki: o Sûre Mâniadır, onu kabir azâbından kurtarır. Tirmizî der ki: bu bir hadîsi hasendir. Bu vecihten garibdir. Bu babda Ebu Hüreyreden de şöyle merviydir: Peygamber sallâllahü aleyhi vesellem buyurdu ki Kur’andan otuz âyet bir Sûre bir adama şefaat etti, nihayet ona mağfiret olundu, o «تَبَارَكَ الَّذٖى بِيَدِهِ الْمُلْكُ» Sûresidir. Bu bir hadîsi hasenedir - bunu Ahmed, Ebu Dâvud, Neseî, İbni Mâce, Hâkim dahi rivayet eylemişlerdir. - Yine Tirmizîde câbir radıyallahü anhtan şöyle merviydir. Hazretleri Peygamber sallâllahü aleyhi vesellem Secde ve Mülk sûrelerini «الٓمٓ تَنْزٖيلُ تَبَارَكَ الَّذٖى بِيَدِهِ الْمُلْكُ» okumadan uyumazdı اه. Bunu İbni Merduye de Hazreti Âişeden şöyle rivayet etmiştir: Hazreti Peygamber sallâllahü aleyhi vesellem Mülk «تَبَارَكَ الَّذٖى بِيَدِهِ الْمُلْكُ» ile Secde «الٓمٓ تَنْزٖيلُ» yi her gece okurdu, ne seferde ne hazarda bunları bırakmazdı. Taberanînin ve İbni Merduyenin Senedi Ceyyid ile İbni Mes’uddan rivayet eyledikleri bir hadîs ile yine ondan bir cemaatin rivayet ettikleri ve Hâkimin sahîh dediği diğer bir hadîste şöyle varid olmuştur: «مَنْ قَرَاَهَا فِى لَيْلَةً فَقَدْ اَكْثَرَ وَاَطْيَبَ» her kim bunu bir gecede okursa çok kazanmış ve iyi yapmış olur. Âlûsî der ki: bu Sûrenin fezaili hakkında varid olan bu gibi bir çok haberlerden dolayı bunun her gece kıraeti mendubdur denilmiş, ben de sinni temyîze irdiğimden bu güne kadar bunun böyle kıraetine beni muvaffak kılmış olan Allah telalâya hamdeder, bundan böyle de tevfık ve kabulünü dilerim. Buharî şerhlerinin ba’zısında da şöyle gördüm: Hilâl görüldüğü sıra bunun otuz âyeti bir kişinin o ay içinde mekârihten hıfzolunmak recasiyle okunması mendubdur اه. Tahrîm Sûresinden sonra Sûrei Mülkün başlayışı, mazlumunu: makabline ve mâba’dine münasebet ve tealluku i’tibariyle tertibi tıbkı yukarıda Sûrei Nurun akıbinde «تَبَارَكَ الَّذٖى نَزَّلَ الْفُرْقَانَ» diye başlıyan Sûrei Fürkanı andırır. Bu bir taraftan Sûrei Vâkıanın âhiriyle Sûrei Hadîd ve mücadeleden beri gelen Sûrelerin her birini kök noktalarına basarak süzen ve mecmuunun bir zübde ve gayesi gibi yeni bir devri inkılâba işaret eden ve bu suretle diğer taraftan da maba’dine bir mebde’ ve esas olmak üzere başlayan bir Sûredir.
Bunun Sûrei Tahrîmde bastığı noktalar, mesellerin mazmunundaki ibret noktalarını teşkil eden kelimati Rabbın tasdık ve tavzîhi, Fir’avin gibi zâlim ve şeytanetkâr kâfirlere ve münafıklara karşı mücahede ve mücadele ile korunulması emrolunan narı Cehennemin şiddeti, sir noktası, bir de Tahrîm ve infak ile alâkadar olarak kesbi rızk mes’elesi gibi esaslardır. Nüzulde Mekkî olan Sûrelerin tertibde bil’akis Medenî olan Sûrelerden sonraya konulması, mazmunlarının şumulü ve sureti tehakkuku i’tibariyle yine yeni bir devrin başlangıcı noktasında bulunulduğunu iyma eder. Sebeb ve hikmeti nüzulü, mündericatından anlaşıldığına göre mülk ve meleküti ilahîde süfliyyetten sakınıb izzet ve mağfirete irmek üzere «لِيَبْلُوَكُمْ اَيُّكُمْ اَحْسَنُ عَمَلًا» mantukunca en güzel amellerde müsabekaya tergib ve teşvık için inzar ve tebşir ve Allahın bu babdaki va’d-ü va’ıydine karşı inkâr ve istihza ile «مَتٰى هٰذَا الْوَعْدُ اِنْ كُنْتُمْ صَادِقٖينَ» diyen kâfirlere karşı da onun bir sirri ilâhî olduğunu «قُلْ اِنَّمَا الْعِلْمُ عِنْدَ اللّٰهِ وَاِنَّمَآ اَنَا نَذٖيرٌ مُبٖينٌ» emri mucebince tefhim ve tebliğ ile risaleti Muhammediyyeyi takrirdir. بِسْ مِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖي مِ ١ تَبَارَكَ الَّذٖى بِيَدِهِ الْمُلْكُ وَهُوَ عَلٰى كُلِّ شَىْءٍ قَدٖيرٌ ٢ اَلَّذٖى خَلَقَ الْمَوْتَ وَالْحَيٰوةَ لِيَبْلُوَكُمْ اَيُّكُمْ اَحْسَنُ عَمَلًا وَهُوَ الْعَزٖيزُ الْغَفُورُ ٣ اَلَّذٖى خَلَقَ سَبْعَ سَمٰوَاتٍ طِبَاقًا مَا تَرٰى فٖى خَلْقِ الرَّحْمٰنِ مِنْ تَفَاوُتٍ فَارْجِعِ الْبَصَرَ هَلْ تَرٰى مِنْ فُطُورٍ ٤ ثُمَّ ارْجِعِ الْبَصَرَ كَرَّتَيْنِ يَنْقَلِبْ اِلَيْكَ الْبَصَرُ خَاسِئًا وَهُوَ حَسٖيرٌ ٥ وَلَقَدْ زَيَّنَّا السَّمَآءَ الدُّنْيَا بِمَصَابٖيحَ وَجَعَلْنَاهَا رُجُومًا لِلشَّيَاطٖينِ وَاَعْتَدْنَا لَهُمْ عَذَابَ السَّعٖيرِ ٦ وَلِلَّذٖينَ كَفَرُوا بِرَبِّهِمْ عَذَابُ جَهَنَّمَ وَبِئْسَ الْمَصٖيرُ ٧ اِذَآ اُلْقُوا فٖيهَا سَمِعُوا لَهَا شَهٖيقًا وَهِىَ تَفُورُ ٨ تَكَادُ تَمَيَّزُ مِنَ الْغَيْظِ كُلَّمَآ اُلْقِىَ فٖيهَا فَوْجٌ سَاَلَهُمْ خَزَنَتُهَآ اَلَمْ يَاْتِكُمْ نَذٖيرٌ ٩ قَالُوا بَلٰى قَدْ جَآءَنَا نَذٖيرٌ فَكَذَّبْنَا وَقُلْنَا مَا نَزَّلَ اللّٰهُ مِنْ شَىْءٍ اِنْ اَنْتُمْ اِلَّا فٖى ضَلَالٍ كَبٖيرٍ ١ وَقاَلُوا لَوْ كُنَّا نَسْمَعُ اَوْ نَعْقِلُ مَا كُنَّا فٖٓى اَصْحَابِ السَّعٖيرِ ١١ فَاعْتَرَفُوا بِذَنْبِهِمْ فَسُحْقًا لَِاصْحَابِ السَّعٖيرِ ١٢ اِنَّ الَّذٖينَ يَخْشَوْنَ رَبَّهُمْ بِالْغَيْبِ لَهُمْ مَغْفِرَةٌ وَاَجْرٌ كَبٖيرٌ ١٣ وَاَسِرُّوا قَوْلَكُم اَوِ اجْهَرُوا بِهٖ اِنَّهُ عَلٖيمٌ بِذَاتِ الصُّدُورِ ١٤ اَلَا يَعْلَمُ مَنْ خَلَقَ وَهُوَ اللَّطٖيفُ الْخَبٖيرُ
Meali Şerifi