الواقعة
Vâkıa Sûresi
56. sûre · Mekke · 96 âyet
Sûre hakkında · Elmalılı
VAKI’A
٥٦ سُورَةُ الْوَاقِعَةِ Vakı’a suresi mekkiyyedir.
Âyetleri - Hicazî ve Şamîde doksan dokuz, Basrîde doksan yedi, Kûfîde doksan altıdır.
Kelimeleri - Bin iki yüz yetmiş sekizdir.
Harfleri - Yedi bin elli üçtür.
Fasılası - لابد منه harfleridir.
Bu Sûrenin Sûrei Rahmana kuvvetli bir ittisali vardır. EVVELÂ, âhirindeki celâl ve ikramın diğer bir tafsıli demektir. SANİYEN, başlangıcının oradaki «فَبِاَىِّ اٰلَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ» mazmununa bir terettübü vardır: Vakı’anın vukuundan sonra tekzib ihtimali kalmıyacağı ve iymanı yeis zarurî olacağı cihetle fursat elde iken tekzibden vaz geçilmeyi ıhtar ile iyman ve şükre bir teşvikı ifade eder. SALİSEN, orada mücrimîne azâb ve mü’minlere naîm anlatılırken mükelleflerin kâfir ve mü’mine, mü’minlerin de her iki Cennet mukayesesinden anlaşılacağı üzere fazılette mütefavit iki sınıfa inkısamı anlaşılmıştı. Burada da ibtida o üç sınıf telhıs olunarak başlanmıştır. RABİAN, orada «فَاِذَا انْشَقَّتِ السَّمَآءُ» buyurulmuş, yalnız Semanın inşikakıyle iktifa kılınmıştı. Burada da «اِذَا وَقَعَتِ الْوَاقِعَةُ» buyurulduktan sonra Arzın recci zikredilmiş, bu suretle iki Sûre mütelâzim olarak müttehid bir Sûre gibi olmuş ve bunda evvelkinin tertibi aksolunarak onun âhirindeki bunun evvelinde evvelindeki de âhirinde zikrolunmuştur. İşbu vakı’a Sûresinin fezailine dair ba’zı âsâr varid olmuştur. Ebû Ubeyd Fezailde ve İbni Darîs ve Hâris İbni ebi Üsâme, ve Ebû Ya’la, ve İbni Merduye, ve Şuabda Beyhekî İbni Mes’ud radıyallahü anhten rivayet etmişlerdir: Demiştir ki Resüli Ekrem Sallâllahü Aleyhi Vesellem Hazretlerini işittim buyuruyordu: «مَنْ قَرَأَ سُورَةَ الْوَاقِعَةِ كُلَّ لَيْلَةٍ لَمْ تُصبْهُ فَاقَةٌ اَبَدًا» Kim Vakı’a Sûresini her gece okursa ona ebedâ fâka isabet etmez. İbni Asakir de İbni Abbastan merfuan böyle rivayet eylemiştir. Yine İbni Merduye Hazreti Enes radıyallahü anhten tahric eylemiştir: Resüli Ekrem Sallâllahü Aleyhi Vesellem buyurmuştur ki: Vakı’a Sûresi gınâ Sûresidir, onu evlâdlarınıza belletiniz. Deylemî de ondan şöyle rivayet etmiştir: Kadınlarınıza Vakı’a Sûresini öğretiniz çünkü gınâ Sûresidir.
بِسْ مِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖي مِ ١ اِذَا وَقَعَتِ الْوَاقِعَةُ ٢ لَيْسَ لِوَقْعَتِهَا كَاذِبَةٌ ٣ خَافِضَةٌ رَافِعَةٌ ٤ اِذَا رُجَّتِ الْاَرْضُ رَجّاً ٥ وَبُسَّتِ الْجِبَالُ بَسّاً ٦ فَكَانَتْ هَبَآءً مُنْبَثّاً ٧ وَكُنْتُمْ اَزْوَاجًا ثَلٰثَةً ٨ فَاَصْحَابُ الْمَيْمَنَةِ مَآ اَصْحَابُ الْمَيْمَنَةِ ٩ وَاَصْحَابُ الْمَشْئَمَةِ مَآ اَصْحَابُ الْمَشْئَمَةِ ١ وَالسَّابِقُونَ السَّابِقُونَ ١١ اُولٰٓئِكَ الْمُقَرَّبُونَ ١٢ فٖى جَنَّاتِ النَّعٖيمِ ١٣ ثُلَّةٌ مِنَ الْاَوَّلٖينَ ١٤ وَقَلٖيلٌ مِنَ الْاٰخِرٖينَ ١٥ عَلٰى سُرُرٍ مَوْضُونَةٍ ١٦ مُتَّكِئٖينَ عَلَيْهَا مُتَقَابِلٖينَ ١٧ يَطُوفُ عَلَيْهِمْ وِلْدَانٌ مُخَلَّدُونَ ١٨ بِاَكْوَابٍ وَاَبَارٖيقَ وَكَاْسٍ مِنْ مَعٖينٍ ١٩ لَايُصَدَّعُونَ عَنْهَا وَلَا يُنْزِفُونَ ٢ وَفَاكِهَةٍ مِمَّا يَتَخَيَّرُونَ ٢١ وَلَحْمِ طَيْرٍ مِمَّا يَشْتَهُونَ ٢٢ وَحُورٌ عٖينٌ ٢٣ كَاَمْثَالِ اللُّؤْلُؤِ الْمَكْنُونِ ٢٤ جَزَآءً بِمَا كَانُوا يَعْمَلُونَ ٢٥ لَايَسْمَعُونَ فٖيهَا لَغْوًا وَلَا تَاْثٖيمًا ٢٦ اِلَّا قٖيلًا سَلَامًا سَلَامًا ٢٧ وَاَصْحَابُ الْيَمٖينِ مَآ اَصْحَابُ الْيَمٖينِ ٢٨ فٖى سِدْرٍ مَخْضُودٍ ٢٩ وَطَلْحٍ مَنْضُودٍ ٣ وَظِلٍّ مَمْدُودٍ ٣١ وَمَآءٍ مَسْكُوبٍ ٣٢ وَفَاكِهَةٍ كَثٖيرَةٍ ٣٣ لَا مَقْطُوعَةٍ وَلَا مَمْنُوعَةٍ ٣٤ وَفُرُشٍ مَرْفُوعَةٍ ٣٥ اِنَّآ اَنْشَاْنَاهُنَّ اِنْشَآءً ٣٦ فَجَعَلْنَاهُنَّ اَبْكَارًا ٣٧ عُرُبًا اَتْرَابًا ٣٨ لَِاصْحَابِ الْيَمٖينِ
Meali Şerifi