AyetSûreler

المزمل

Müzzemmil Sûresi

73. sûre · Mekke · 20 âyet

Sûre hakkında · Elmalılı

MÜZZEMMİL ٧٣ سُورَةُ الْمُزَّمِّلِ Müzzemmil Sûresi Mekkîdir. Ancak hepsi bir def’ada nâzil olmayıb âhırındaki «اِنَّ رَبَّكَ يَعْلَمُ اَنَّكَ تَقُومُ» sonra nâzil olmuş olduğunda da ittifak vardır. Hazreti Cabirin rivayetinde baş tarafı Müddessirden evvel nâzil olmuştur. Lâkin cumhûrun kavlince Müddessirin baş tarafı bundan önce fakat pek yakındır. Peygamber sallâllahü aleyhi vesellem Hazretlerine Hıra mağarasında Melek gelib de söylediklerini söylemesi üzerine Hazreti Peygamber Hadice radıyallahü anhanın nezdine döndüğü zaman «زَمِّلُونِى زَمِّلُونِى= beni örtün beni örtün» demişti. Bunun üzerine «يَآ اَيُّهَا الْمُدَّثِّرُ» arkasından da «يَآ اَيُّهَا الْمُزَّمِّلُ» nâzil olmuştur. Bezzarın ve Evsatta Taberanînin ve Delâilde Ebu Nüaymin Cabir radıyallahü anhdan rivayetlerinde ise; Kureyş Darünnedvede toplanmış, şu adama bir isim takın da halk ona göre hareket etsin demişlerdi. Kimisi kâhin dedi, kâhin değildir dediler, kimi mecnun dedi. Mecnun değildir dediler, kimi sâhir dedi, sâhir değildir dediler, sevgiliyi sevgilisinden ayırır dediler, bu suretle müşrikler meclislerinden dağıldılar, bu Hazreti Peygambere vâsıl olduğu, bunun üzerine siyabını örtünüp disârına büründü, derken Cibril gelip «يَآ اَيُّهَا الْمُزَّمِّلُ يَآ اَيُّهَا الْمُدَّثِّرُ» dedi اه. Âyetleri - Medenîde on sekiz, Bısrîde on dokuz. Maadasında yirmidir.

Kelimeleri - İki yüz elli sekiz. Harfleri - Sekiz yüz seksen sekiz.

Fasılası - Yalnız ا harfidir.

Buradaki «قم» emrinin Sûrei Cindeki «وَاَنَّهُ لَمَّا قَامَ عَبْدُ اللّٰهِ يَدْعُوهُ» kıyamında bilhassa münasebeti aşikârdır. Allah tealâ Resullerinden ıhtiyar buyurduğu ve İns ü Cinnin şerrinden muhafaza ederek zikrolunan hasaisa mazher kıldığı o mürtezâ Resuli tanıtmak ve gizlilikten zâhire çıkarmak üzere buyuruyor ki:

بِسْ مِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖي مِ ١ يَآ اَيُّهَا الْمُزَّمِّلُ ٢ قُمِ الَّيْلَ اِلَّا قَلٖيلًا ٣ نِصْفَهُٓ اَوِ انْقُصْ مِنْهُ قَلٖيلًا ٤ اَوْ زِدْ عَلَيْهِ وَرَتِّلِ الْقُرْاٰنَ تَرْتٖيلًا ٥ اِنَّا سَنُلْقٖى عَلَيْكَ قَوْلًا ثَقٖيلًا ٦ اِنَّ نَاشِئَةَ الَّيْلِ هِىَ اَشَدُّ وَطْئًا وَاَقْوَمُ قٖيلًا ٧ اِنَّ لَكَ فِى النَّهَارِ سَبْحًا طَوٖيلًا ٨ وَاذْكُرِ اسْمَ رَبِّكَ وَتَبَتَّلْ اِلَيْهِ تَبْتٖيلًا ٩ رَبُّ الْمَشْرِقِ وَالْمَغْرِبِ لَآ اِلٰهَ اِلَّا هُوَ فَاتَّخِذْهُ وَكٖيلًا ١ وَاصْبِرْ عَلٰى مَايَقُولُونَ وَاهْجُرْهُمْ هَجْرًا جَمٖيلًا ١١ وَذَرْنٖى وَالْمُكَذِّبٖينَ اُولِى النَّعْمَةِ وَمَهِّلْهُمْ قَلٖيلًا ١٢ اِنَّ لَدَيْنَآ اَنْكَالًا وَجَحٖيمًا ١٣ وَطَعَامًا ذَا غُصَّةٍ وَعَذَابًا اَلٖيمًا ١٤ يَوْمَ تَرْجُفُ الْاَرْضُ وَالْجِبَالُ وَكَانَتِ الْجِبَالُ كَثٖيبًا مَهٖيلًا ١٥ اِنَّآ اَرْسَلْنَآ اِلَيْكُمْ رَسُولًا شَاهِدًا عَلَيْكُمْ كَمَآ اَرْسَلْنَآ اِلٰى فِرْعَوْنَ رَسُولًا ١٦ فَعَصٰى فِرْعَوْنُ الرَّسُولَ فَاَخَذْنَاهُ اَخْذًا وَبٖيلًا ١٧ فَكَيْفَ تَتَّقُونَ اِنْ كَفَرْتُمْ يَوْمًا يَجْعَلُ الْوِلْدَانَ شٖيبًا ١٨ اَلسَّمَآءُ مُنْفَطِرٌ بِهٖ كَانَ وَعْدُهُ مَفْعُولًا ١٩ اِنَّ هٰذِهٖ تَذْكِرَةٌ فَمَنْ شَآءَ اتَّخَذَ اِلٰى رَبِّهٖ سَبٖيلًا

Meali Şerifi

1يَـٰٓأَيُّهَا ٱلۡمُزَّمِّلُEy örtünen! (Peygamber)2قُمِ ٱلَّيۡلَ إِلَّا قَلِيلࣰاGecenin birazı hariç olmak üzere geceleyin kalk (namaz kıl)3نِّصۡفَهُۥٓ أَوِ ٱنقُصۡ مِنۡهُ قَلِيلًاGecenin yarısında kalk, yahut yarısından biraz eksilt4أَوۡ زِدۡ عَلَيۡهِ وَرَتِّلِ ٱلۡقُرۡءَانَ تَرۡتِيلًاVeya bunu artır ve ağır ağır Kur’ân oku5إِنَّا سَنُلۡقِي عَلَيۡكَ قَوۡلࣰا ثَقِيلًاDoğrusu biz, senin üzerine ağır bir söz bırakacağız (Kur’an vahyedeceğiz)6إِنَّ نَاشِئَةَ ٱلَّيۡلِ هِيَ أَشَدُّ وَطۡـࣰٔا وَأَقۡوَمُ قِيلًاÇünkü gece kalkışı hem daha etkili, hem de söz bakımından daha sağlamdır7إِنَّ لَكَ فِي ٱلنَّهَارِ سَبۡحࣰا طَوِيلࣰاÇünkü gündüz senin için uzun bir meşguliyet vardır8وَٱذۡكُرِ ٱسۡمَ رَبِّكَ وَتَبَتَّلۡ إِلَيۡهِ تَبۡتِيلࣰاRabbinin adını an ve bütün gönlünle ona yönel9رَّبُّ ٱلۡمَشۡرِقِ وَٱلۡمَغۡرِبِ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ فَٱتَّخِذۡهُ وَكِيلࣰاO, doğunun ve batının Rabbidir. Ondan başka tanrı yoktur. O halde yalnız O’nu vekil tut10وَٱصۡبِرۡ عَلَىٰ مَا يَقُولُونَ وَٱهۡجُرۡهُمۡ هَجۡرࣰا جَمِيلࣰاBaşkalarının diyeceklerine sabret, güzellikle onlardan ayrıl11وَذَرۡنِي وَٱلۡمُكَذِّبِينَ أُوْلِي ٱلنَّعۡمَةِ وَمَهِّلۡهُمۡ قَلِيلًاO yalanlayıcı zevk ve refah sahiplerini bana bırak, onlara biraz mühlet ver12إِنَّ لَدَيۡنَآ أَنكَالࣰا وَجَحِيمࣰاZira bizim yanımızda bukağılar var, bir cehennem var13وَطَعَامࣰا ذَا غُصَّةࣲ وَعَذَابًا أَلِيمࣰاBoğaza duran bir yiyecek, elem verici bir azap var14يَوۡمَ تَرۡجُفُ ٱلۡأَرۡضُ وَٱلۡجِبَالُ وَكَانَتِ ٱلۡجِبَالُ كَثِيبࣰا مَّهِيلًاO gün yer ve dağlar sarsılacak, dağlar erimiş bir kum yığınına dönecek15إِنَّآ أَرۡسَلۡنَآ إِلَيۡكُمۡ رَسُولࣰا شَٰهِدًا عَلَيۡكُمۡ كَمَآ أَرۡسَلۡنَآ إِلَىٰ فِرۡعَوۡنَ رَسُولࣰاDoğrusu biz size tanıklık edecek bir elçi gönderdik. Nitekim Firavun’a da bir elçi göndermiştik16فَعَصَىٰ فِرۡعَوۡنُ ٱلرَّسُولَ فَأَخَذۡنَٰهُ أَخۡذࣰا وَبِيلࣰاFiravun o elçiye isyan etmişti. Biz de onu ağır bir yakalayışla yakaladık17فَكَيۡفَ تَتَّقُونَ إِن كَفَرۡتُمۡ يَوۡمࣰا يَجۡعَلُ ٱلۡوِلۡدَٰنَ شِيبًاPeki inkâr ederseniz, çocukları ihtiyarlatacak o günden (kıyamet gününden) kendinizi nasıl kurtaracaksınız18ٱلسَّمَآءُ مُنفَطِرُۢ بِهِۦۚ كَانَ وَعۡدُهُۥ مَفۡعُولًاO günün dehşetinden gök yarılır. Allah’ın sözü kesinlikle gerçekleşmiştir19إِنَّ هَٰذِهِۦ تَذۡكِرَةࣱۖ فَمَن شَآءَ ٱتَّخَذَ إِلَىٰ رَبِّهِۦ سَبِيلًاİşte bu bir öğüttür. Artık dileyen Rabbine bir yol tutar20۞إِنَّ رَبَّكَ يَعۡلَمُ أَنَّكَ تَقُومُ أَدۡنَىٰ مِن ثُلُثَيِ ٱلَّيۡلِ وَنِصۡفَهُۥ وَثُلُثَهُۥ وَطَآئِفَةࣱ مِّنَ ٱلَّذِينَ مَعَكَۚ وَٱللَّهُ يُقَدِّرُ ٱلَّيۡلَ وَٱلنَّهَارَۚ عَلِمَ أَن لَّن تُحۡصُوهُ فَتَابَ عَلَيۡكُمۡۖ فَٱقۡرَءُواْ مَا تَيَسَّرَ مِنَ ٱلۡقُرۡءَانِۚ عَلِمَ أَن سَيَكُونُ مِنكُم مَّرۡضَىٰ وَءَاخَرُونَ يَضۡرِبُونَ فِي ٱلۡأَرۡضِ يَبۡتَغُونَ مِن فَضۡلِ ٱللَّهِ وَءَاخَرُونَ يُقَٰتِلُونَ فِي سَبِيلِ ٱللَّهِۖ فَٱقۡرَءُواْ مَا تَيَسَّرَ مِنۡهُۚ وَأَقِيمُواْ ٱلصَّلَوٰةَ وَءَاتُواْ ٱلزَّكَوٰةَ وَأَقۡرِضُواْ ٱللَّهَ قَرۡضًا حَسَنࣰاۚ وَمَا تُقَدِّمُواْ لِأَنفُسِكُم مِّنۡ خَيۡرࣲ تَجِدُوهُ عِندَ ٱللَّهِ هُوَ خَيۡرࣰا وَأَعۡظَمَ أَجۡرࣰاۚ وَٱسۡتَغۡفِرُواْ ٱللَّهَۖ إِنَّ ٱللَّهَ غَفُورࣱ رَّحِيمُۢRabbin, senin gecenin üçte ikisinden daha azında, yarısında ve üçte birinde kalktığını, seninle beraber bulunanlardan bir topluluğun da böyle yaptığını biliyor. Gece ve gündüzü Allah takdir eder. O, sizin onu sayamayacağınızı bildi de sizi affetti. Bundan böyle Kur’ân’dan size ne kolay gelirse okuyun. Allah, içinizden hastalar, yeryüzünde gezip Allah’ın lütfunu arayan başka kimseler ve Allah yolunda savaşan daha başka insanlar olacağını bilmiştir. Onun için Kur’ân’dan kolayınıza geldiği kadar okuyun, namazı kılın, zekatı verin ve Allah’a güzel bir borç verin (Hayırlı işlere mal sarfedin). Kendiniz için gönderdiğiniz her iyiliği, Allah katında daha hayırlı ve sevapça daha büyük olarak bulacaksınız. Allah’tan bağış dileyin. Kuşkusuz Allah bağışlayandır, merhamet edendir