AyetSûreler

البروج

Burûc Sûresi

85. sûre · Mekke · 22 âyet

Sûre hakkında · Elmalılı

BÜRÛC ٨٥ سُورَةُ الْبُرُوجِ Buruc Sûresi bilâ hilâf Mekkîdir.

Âyetleri - Yirmi ikidir.

Kelimeleri - Yüz dokuzdur.

Harfleri - Dört yüz elli sekizdir.

Fasılası - ج د ق ر ب ط ظ harfleridir. Bu Sûre bilhassa yukarıda «وَاللّٰهُ اَعْلَمُ بِمَا يُوعُونَ» âyetleriyle işaret buyurulduğu üzere kâfirlerin mü’minlere karşı besledikleri gayza ve mü’minlerin onlardan gördükleri mihnete katlanarak Allah yolunda şehabet ile fevzi kabîre irdiklerine dair Dünya inkılâblarından bir inkılâb misâlini muhtevi olarak evvelki Sûre gibi mü’minlere va’di ve kâfirlere va’îdi ve Kur’anın şanına tenbîhi tazammun eder. Kureyşin mü’minlere işkence etmeleri sebebiyle nâzil olduğu anlaşılıyor.

بِسْ مِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖي مِ ١ وَالسَّمَآءِ ذَاتِ الْبُرُوجِ ٢ وَالْيَوْمِ الْمَوْعُودِ ٣ وَشَاهِدٍ وَمَشْهُودٍ ٤ قُتِلَ اَصْحَابُ الْاُخْدُودِ ٥ اَلنَّارِ ذَاتِ الْوَقُودِ ٦ اِذْ هُمْ عَلَيْهَا قُعُودٌ ٧ وَهُمْ عَلٰى مَايَفْعَلُونَ بِالْمُؤْمِنٖينَ شُهُودٌ ٨ وَمَا نَقَمُوا مِنْهُمْ اِلَّآ اَنْ يُؤْمِنُوا بِاللّٰهِ الْعَزٖيزِ الْحَمٖيدِ ٩ اَلَّذٖى لَهُ مُلْكُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَاللّٰهُ عَلٰى كُلِّ شَىْءٍ شَهٖيدٌ ١ اِنَّ الَّذٖينَ فَتَنُوا الْمُؤْمِنٖينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ ثُمَّ لَمْ يَتُوبُوا فَلَهُمْ عَذَابُ جَهَنَّمَ وَلَهُمْ عَذَابُ الْحَرٖيقِ ١١ اِنَّ الَّذٖينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ لَهُمْ جَنَّاتٌ تَجْرٖى مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ ذٰلِكَ الْفَوْزُ الْكَبٖيرُ ١٢ اِنَّ بَطْشَ رَبِّكَ لَشَدٖيدٌ ١٣ اِنَّهُ هُوَ يُبْدِىُٔ وَيُعٖيدُ ١٤ وَهُوَ الْغَفُورُ الْوَدُودُ ١٥ ذُوالْعَرْشِ الْمَجٖيدُ ١٦ فَعَّالٌ لِمَا يُرٖيدُ ١٧ هَلْ اَتٰيكَ حَدٖيثُ الْجُنُودِ ١٨ فِرْعَوْنَ وَثَمُودَ ١٩ بَلِ الَّذٖينَ كَفَرُوا فٖى تَكْذٖيبٍ ٢ وَاللّٰهُ مِنْ وَرَآئِهِمْ مُحٖيطٌ ٢١ بَلْ هُوَ قُرْاٰنٌ مَجٖيدٌ ٢٢ فٖى لَوْحٍ مَحْفُوظٍ

Meali Şerifi

1وَٱلسَّمَآءِ ذَاتِ ٱلۡبُرُوجِBurçlar sahibi gökyüzüne2وَٱلۡيَوۡمِ ٱلۡمَوۡعُودِVaad olunan o güne3وَشَاهِدࣲ وَمَشۡهُودࣲŞahitlik edene ve edilene andolsun ki4قُتِلَ أَصۡحَٰبُ ٱلۡأُخۡدُودِKahroldu o hendeğin sahipleri5ٱلنَّارِ ذَاتِ ٱلۡوَقُودِO çıralı ateşin6إِذۡ هُمۡ عَلَيۡهَا قُعُودࣱHani o ateşin başına oturmuşlar7وَهُمۡ عَلَىٰ مَا يَفۡعَلُونَ بِٱلۡمُؤۡمِنِينَ شُهُودࣱMüminlere yaptıklarını seyrediyorlardı8وَمَا نَقَمُواْ مِنۡهُمۡ إِلَّآ أَن يُؤۡمِنُواْ بِٱللَّهِ ٱلۡعَزِيزِ ٱلۡحَمِيدِMüminlere kızmalarının sebebi de, onların yalnız çok güçlü ve övgüye lâyık olan Allah’a iman etmeleri idi9ٱلَّذِي لَهُۥ مُلۡكُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِۚ وَٱللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ شَيۡءࣲ شَهِيدٌO Allah ki, göklerin ve yerin hükümranlığı O’nundur ve Allah her şeye şahittir10إِنَّ ٱلَّذِينَ فَتَنُواْ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ وَٱلۡمُؤۡمِنَٰتِ ثُمَّ لَمۡ يَتُوبُواْ فَلَهُمۡ عَذَابُ جَهَنَّمَ وَلَهُمۡ عَذَابُ ٱلۡحَرِيقِİnanan erkek ve kadınlara işkence yapıp sonra da tevbe etmeyenlere cehennem azabı ve yangın azabı vardır11إِنَّ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَعَمِلُواْ ٱلصَّـٰلِحَٰتِ لَهُمۡ جَنَّـٰتࣱ تَجۡرِي مِن تَحۡتِهَا ٱلۡأَنۡهَٰرُۚ ذَٰلِكَ ٱلۡفَوۡزُ ٱلۡكَبِيرُİnanan ve iyi amel yapanlar için de altından ırmaklar akan cennetler vardır. İşte büyük kurtuluş odur12إِنَّ بَطۡشَ رَبِّكَ لَشَدِيدٌKuşkusuz Rabbinin yakalaması serttir13إِنَّهُۥ هُوَ يُبۡدِئُ وَيُعِيدُYoktan o yaratır ve tekrar o diriltir14وَهُوَ ٱلۡغَفُورُ ٱلۡوَدُودُBununla beraber çok bağışlayandır, çok sevendir15ذُو ٱلۡعَرۡشِ ٱلۡمَجِيدُArş’ın sahibidir, yücedir16فَعَّالࣱ لِّمَا يُرِيدُDilediğini yapandır17هَلۡ أَتَىٰكَ حَدِيثُ ٱلۡجُنُودِO orduların kıssası sana geldi mi18فِرۡعَوۡنَ وَثَمُودَYani Firavun ve Semud’un19بَلِ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ فِي تَكۡذِيبࣲFakat o inkarcılar hâlâ bir yalanlama içinde20وَٱللَّهُ مِن وَرَآئِهِم مُّحِيطُۢOysa Allah onları arkalarından kuşatmıştır21بَلۡ هُوَ قُرۡءَانࣱ مَّجِيدࣱHayır o şerefli bir Kur’ân’dır22فِي لَوۡحࣲ مَّحۡفُوظِۭLevhi Mahfuz’dadır