AyetSûreler

المطففين

Mutaffifîn Sûresi

83. sûre · Mekke · 36 âyet

Sûre hakkında · Elmalılı

MUTAFFİFÎN ٨٣ سُورَةُ الْمُطَفِّفٖينَ Tatfîf Sûresi dahi denilen işbu «وَيْلٌ لِلْمُطَفِّفٖينَ» Sûresi Mekkede son nâzil olan Sûredir. Resulullah Medîneye geldiği zaman Medînelilerin ölçekleri fena olduğundan dolayı ıslâhı için Medînede ilk nâzil olan Sûre olduğu da merviydir. Medîneye vüruddan önce Mekke ve Medîne arasında nâzil olduğu da söylenmiştirki o da mekkî demektir.

Âyetleri - Hılâfsız otuz altıdır.

Kelimeleri - Yüz doksan dokuz.

Harfleri - Yedi yüz otuz. Fasılası - ن م harfleridir.

بِسْ مِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖي مِ ١ وَيْلٌ لِلْمُطَفِّفٖينَ ٢ اَلَّذٖينَ اِذَا اكْتَالُوا عَلَى النَّاسِ يَسْتَوْفُونَ ٣ وَاِذَا كَالُوهُمْ اَوْ وَزَنُوهُمْ يُخْسِرُونَ ٤ اَلَا يَظُنُّ اُولٰٓئِكَ اَنَّهُمْ مَبْعُوثُونَ ٥ لِيَوْمٍ عَظٖيمٍ ٦ يَوْمَ يَقُومُ النَّاسُ لِرَبِّ الْعَالَمٖينَ ٧ كَلَّآ اِنَّ كِتَابَ الْفُجَّارِ لَفٖى سِجّٖينٍ ٨ وَمَآ اَدْرٰيكَ مَاسِجّٖينٌ ٩ كِتَابٌ مَرْقُومٌ ١ وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّبٖينَ ١١ اَلَّذٖينَ يُكَذِّبُونَ بِيَوْمِ الدّٖينِ ١٢ وَمَا يُكَذِّبُ بِهٖٓ اِلَّا كُلُّ مُعْتَدٍ اَثٖيمٍ ١٣ اِذَا تُتْلٰى عَلَيْهِ اٰيَاتُنَا قَالَ اَسَاطٖيرُ الْاَوَّلٖينَ ١٤ كَلَّا بَلْ رَانَ عَلٰى قُلُوبِهِمْ مَا كَانُوا يَكْسِبُونَ ١٥ كَلَّآ اِنَّهُمْ عَنْ رَبِّهِمْ يَوْمَئِذٍ لَمَحْجُوبُونَ ١٦ ثُمَّ اِنَّهُمْ لَصَالُوا الْجَحٖيمِ ١٧ ثُمَّ يُقَالُ هٰذَا الَّذٖى كُنْتُمْ بِهٖ تُكَذِّبُونَ ١٨ كَلَّآ اِنَّ كِتَابَ الْاَبْرَارِ لَفٖى عِلِّيّٖينَ ١٩ وَمَآ اَدْرٰيكَ مَا عِلِّيُّونَ ٢ كِتَابٌ مَرْقُومٌ ٢١ يَشْهَدُهُ الْمُقَرَّبُونَ ٢٢ اِنَّ الْاَبْرَارَ لَفٖى نَعٖيمٍ ٢٣ عَلَى الْاَرَآئِكِ يَنْظُرُونَ ٢٤ تَعْرِفُ فٖى وُجُوهِهِمْ نَضْرَةَ النَّعٖيمِ ٢٥ يُسْقَوْنَ مِنْ رَحٖيقٍ مَخْتُومٍ ٢٦ خِتَامُهُ مِسْكٌ وَفٖى ذٰلِكَ فَلْيَتَنَافَسِ الْمُتَنَافِسُونَ ٢٧ وَمِزَاجُهُ مِنْ تَسْنٖيمٍ ٢٨ عَيْنًا يَشْرَبُ بِهَا الْمُقَرَّبُونَ ٢٩ اِنَّ الَّذٖينَ اَجْرَمُوا كَانُوا مِنَ الَّذٖينَ اٰمَنُوا يَضْحَكُونَ ٣ وَاِذَا مَرُّوا بِهِمْ يَتَغَامَزُونَ ٣١ وَاِذَا انْقَلَبُوٓا اِلٰٓى اَهْلِهِمُ انْقَلَبُوا فَكِهٖينَ ٣٢ وَاِذَا رَاَوْهُمْ قَالُوٓا اِنَّ هٰٓؤُلَآءِ لَضَآلُّونَ ٣٣ وَمَآ اُرْسِلُوا عَلَيْهِمْ حَافِظٖينَ ٣٤ فَالْيَوْمَ الَّذٖينَ اٰمَنُوا مِنَ الْكُفَّارِ يَضْحَكُونَ ٣٥ عَلَى الْاَرَآئِكِ يَنْظُرُونَ ٣٦ هَلْ ثُوِّبَ الْكُفَّارُ مَاكَانُوا يَفْعَلُونَ

Meali Şerifi

1وَيۡلࣱ لِّلۡمُطَفِّفِينَEksik ölçüp tartanların vay haline2ٱلَّذِينَ إِذَا ٱكۡتَالُواْ عَلَى ٱلنَّاسِ يَسۡتَوۡفُونَOnlar insanlardan kendilerine bir şey aldıkları zaman tam ölçerler3وَإِذَا كَالُوهُمۡ أَو وَّزَنُوهُمۡ يُخۡسِرُونَKendileri başkalarına bir şey ölçtükleri veya tarttıkları zaman eksik ölçer ve tartarlar4أَلَا يَظُنُّ أُوْلَـٰٓئِكَ أَنَّهُم مَّبۡعُوثُونَOnlar tekrar diriltileceklerini zannetmiyorlar mı5لِيَوۡمٍ عَظِيمࣲBüyük bir gün için6يَوۡمَ يَقُومُ ٱلنَّاسُ لِرَبِّ ٱلۡعَٰلَمِينَÖyle bir gün ki, insanlar o gün Rabblerinin huzurunda divan duracaklar7كَلَّآ إِنَّ كِتَٰبَ ٱلۡفُجَّارِ لَفِي سِجِّينࣲHayır hayır, kötülerin yazısı muhakkak Siccin’dedir8وَمَآ أَدۡرَىٰكَ مَا سِجِّينࣱBildin mi sen, Siccin nedir9كِتَٰبࣱ مَّرۡقُومࣱYazılmış bir kitaptır o10وَيۡلࣱ يَوۡمَئِذࣲ لِّلۡمُكَذِّبِينَVay haline yalanlayanların o gün11ٱلَّذِينَ يُكَذِّبُونَ بِيَوۡمِ ٱلدِّينِOnlar ceza gününü yalanlayanlardır12وَمَا يُكَذِّبُ بِهِۦٓ إِلَّا كُلُّ مُعۡتَدٍ أَثِيمٍOnu ancak sınırı aşan ve günaha düşkün olanlar yalanlar13إِذَا تُتۡلَىٰ عَلَيۡهِ ءَايَٰتُنَا قَالَ أَسَٰطِيرُ ٱلۡأَوَّلِينَOna âyetlerimiz okunduğu zaman, "eskilerin masalları" der14كَلَّاۖ بَلۡۜ رَانَ عَلَىٰ قُلُوبِهِم مَّا كَانُواْ يَكۡسِبُونَHayır hayır, öyle değil. Aksine onların kazandığı günahlar kalplerinin üzerine pas olmuştur15كَلَّآ إِنَّهُمۡ عَن رَّبِّهِمۡ يَوۡمَئِذࣲ لَّمَحۡجُوبُونَHayır hayır, doğrusu onlar o gün Rablerini görmekten mahrumdurlar16ثُمَّ إِنَّهُمۡ لَصَالُواْ ٱلۡجَحِيمِSonra onlar muhakkak cehenneme girecekler17ثُمَّ يُقَالُ هَٰذَا ٱلَّذِي كُنتُم بِهِۦ تُكَذِّبُونَSonra da onlara: "İşte bu, yalanlayıp durduğunuz şeydir" denilecek18كَلَّآ إِنَّ كِتَٰبَ ٱلۡأَبۡرَارِ لَفِي عِلِّيِّينَHayır hayır, iyilerin yazısı muhakkak Illiyyîn’dedir19وَمَآ أَدۡرَىٰكَ مَا عِلِّيُّونَBildin mi sen, Illiyyîn nedir20كِتَٰبࣱ مَّرۡقُومࣱYazılmış bir kitaptır o21يَشۡهَدُهُ ٱلۡمُقَرَّبُونَAllah’a yaklaştırılmış melekler ona tanık olurlar22إِنَّ ٱلۡأَبۡرَارَ لَفِي نَعِيمٍHaberiniz olsun ki, iyiler nimet içindedir23عَلَى ٱلۡأَرَآئِكِ يَنظُرُونَTahtlar üzerinde etrafa bakarlar24تَعۡرِفُ فِي وُجُوهِهِمۡ نَضۡرَةَ ٱلنَّعِيمِYüzlerinde nimet ve mutluluğun sevincini görürsün25يُسۡقَوۡنَ مِن رَّحِيقࣲ مَّخۡتُومٍOnlara damgalı saf bir içki sunulur26خِتَٰمُهُۥ مِسۡكࣱۚ وَفِي ذَٰلِكَ فَلۡيَتَنَافَسِ ٱلۡمُتَنَٰفِسُونَOnun sonu misktir. İşte ona imrensin artık imrenenler27وَمِزَاجُهُۥ مِن تَسۡنِيمٍKarışımı Tesnim’dendir (En üstün cennet şarabındandır)28عَيۡنࣰا يَشۡرَبُ بِهَا ٱلۡمُقَرَّبُونَAllah’a yakın olanların içecekleri bir kaynaktır o29إِنَّ ٱلَّذِينَ أَجۡرَمُواْ كَانُواْ مِنَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ يَضۡحَكُونَDoğrusu o suç işleyenler inananlara gülüyorlardı30وَإِذَا مَرُّواْ بِهِمۡ يَتَغَامَزُونَOnlara uğradıkları vakit birbirlerine göz kırpıyorlardı31وَإِذَا ٱنقَلَبُوٓاْ إِلَىٰٓ أَهۡلِهِمُ ٱنقَلَبُواْ فَكِهِينَEvlerine döndükleri zaman zevklenerek dönüyorlardı32وَإِذَا رَأَوۡهُمۡ قَالُوٓاْ إِنَّ هَـٰٓؤُلَآءِ لَضَآلُّونَMüminleri gördükleri vakit; "işte bunlar sapıklar" diyorlardı33وَمَآ أُرۡسِلُواْ عَلَيۡهِمۡ حَٰفِظِينَOysa onlar müminler üzerine bekçi olarak gönderilmemişlerdi34فَٱلۡيَوۡمَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ مِنَ ٱلۡكُفَّارِ يَضۡحَكُونَİşte bugün de inananlar kâfirlere gülecek35عَلَى ٱلۡأَرَآئِكِ يَنظُرُونَKoltuklar üzerinde etrafa bakacaklar36هَلۡ ثُوِّبَ ٱلۡكُفَّارُ مَا كَانُواْ يَفۡعَلُونَNasıl, kâfirler yaptıklarının cezasını buldular mı