A'râf Sûresi 55. Âyet
Mekke · Cüz 8 · Sayfa 157
ٱدۡعُواْ رَبَّكُمۡ تَضَرُّعࣰا وَخُفۡيَةًۚ إِنَّهُۥ لَا يُحِبُّ ٱلۡمُعۡتَدِينَ ٥٥
Rabbinize yalvara yalvara ve gizlice dua edin. Çünkü O, haddi aşanları sevmez
Elmalılı Hamdi Yazır meali
Elmalılı Tefsiri
اُدْعُوا رَبَّكُمْ تَضَرُّعًا وَخُفْيَةً Rabbınıza dua ediniz, yalvararak ve gizli olarak -Asımdan Ebubekir Şu’be kıraetinde «وخيفة» okunur ki bir nevi’ korku ile demektir. Ya’ni evvelâ haddinizi bilib rabbınızı tanıyınız, istivâ, halk-u emir, ulüv ve azamet ve bütün hayr-ü bereket onun ve ona mahsus olduğunu ve kendinizin leyl-ü nehar içinde ona her dem, her lâhza muhtac ve onun tahti hukm-ü rübubiyyetinde mahlûk ve me’mur bulunduğunuzu ve hiç bir zaman ondan müstağni olamıyacağınızı ı’tiraf ediniz. Saniyen o ulüv ve azamet karşısında ona müracaatten ve arzı hacetle arzularınızı taleb ve niyaz etmekten memnu’ olmadığınızı ve bil’âkis doğrudan doğru taleb ve duaya me’zun ve hattâ me’mur bulunduğunuzu ve fadl-ü ihsanı ilâhîde buhl olmadığını ve fakat halk-u emir, hukm-ü hâkimiyyet ona mahsus olduğundan taleblerinizi is’afa mecbur olmaktan münezzeh bulunduğunu biliniz de ona göre ondan dilekler dileyiniz, arzu ve hacetlerinizi isteyiniz: İsteyiniz amma bîperva veya bağırıb çağırmakla değil, ta’zımatı kâmile ile yalvararak ve bütün bir ıhlâs ile gizli münacat halinde. Zira اِنَّهُ لَا يُحِبُّ الْمُعْتَدٖينَ muhakkak ki o mütecavizleri sevmez.- Her hangi bir şeyde emri ilâhînin ta’yin ettiği haddi tecavüz etmek istiyenleri sevmez, haklarında hayır murad etmez. Binaenaleyh taleb ve duadan istıgna edenleri sevmediği gibi dua haddini tecavüz edenleri de sevmez, dualarına icabet etmez.
DUA, küçüğün büyükten, âcizin kadirden hacet ve arzusunu cidden taleb ve recası demek olduğundan
fı’len kavlen, hâlen yalvarmak, ıhlâs ve ciddiyyet, bir de istenilen şeyin daî ve med’uvvun hal-ü şanlarına lâyık ve münasib olması ve aralarındaki nisbeti muhıll olmaması duanın haddinde dahil şürutündandır. Bunun için duada tazarru’ halinde bulunmamak varlığa, pervasızlığa bir nevi’ çalıma delâlet eder. Cüz’î bir saygısızlık etmek dua haddinden emir veya iltimas haddine geçen bir tecavüz olduğu gibi duayı hafiy bir surette yapmamak, bağırıb çağırmak da haddi ıhlâstan riyaya, haddi duadan şikâyet ve da’vaya geçen bir tecavüzü tazammun eder. Netekim bir hadîsi sahihte de şöyle varid olmuştur: «اِنَّكُمْ لَسْتُمْ تَدْعُونَ اَصَمَّ وَلَا غَائِبًا اِنَّكُمْ تَدْعُونَ سَمِيعًا قَرِيبًا = siz ne bir saıra ne de bir gaibe dua ediyor değilsiniz.» her halde bir semi’i karibe dua ediyorsunuz. Binaenaleyh duada ıhfa vacib değilse lâekal mendubdur. Ne kadar şayanı ıbrettir ki cenabı Allah leyl-ü neharda mağlûbun gaşy-ü istitar içindeki talebine imdad eder zafer bahşeylerde gal ibin mütecavizâne olan talebi hasîsini akseder başına geçirir. Sonra duada lâyık olmıyan bir şey istemek meselâ harika taleb etmek, nübüvvet mertebesi istemek ve yahud masıyet olan şeyler istemek dahi duada tecavüz cümlesindendir. Bu son cümle bilhassa buna bir tenbihi muhtevidir. Kezalik düada ishâb ve ıtnâb dahi tecavüz cümlesindendir. Netekim süneni İbni macede merviydir ki Abdullah ibni Muğaffel Hazretleri oğlunun «اَللّٰهُمَّ اِنّى اَسْألُكَ الْقَصْرَ اْلَابْيَضَ عَنْ يَمِينِ الْجَنَّةِ اِذَا دَخَلْتُهَا= ilâhî Cennete girdiğim de sağ tarafındaki beyaz köşkü senden dilerim» diye dua ettiğini işitmiş, «oğlum, demiş Allahdan Cenneti iste ve ateşten ona sığın, ben Resulullahdan dinledim ki «سَيَكُونُ قَوْمٌ يَعْتَدُونَ فِى الدُّعَاءِ= bir kavm olacak duada tecavüz edecekler» buyurdu. İbni atıyyenin ve Zemahşerînin nakıllerine göre bu hadîste Resulallah «اَللّٰهُمَّ اِنّى اَسْألُكَ الْجَنَّةَ وَمَا قَرَّبَ اِلَيْهَا مِنْ قَوْلٍ وَعَمَلٍ وَاَعُوذُبِكَ مِنَ النَّارِ وَمَا قَرَّبَ اِلَيْهَا مِنْ قَوْلٍ وَعَمَلٍ= Allahım senden Cenneti ve ona yaklaştıran sözü ve işi dilerim, ateşten ve ona yaklaştıran söz ve işten de sana sığınırım» demesi kişiye kâfidir.» buyurmuş ve okumuş: «اِنَّهُ لَا يُحِبُّ الْمُعْتَدٖينَ» Hasılı tadarru’ ve ıhfa ile dua ediniz, tecavüz etmeyiniz