Ahzâb Sûresi 50. Âyet
Medine · Cüz 22 · Sayfa 424
يَـٰٓأَيُّهَا ٱلنَّبِيُّ إِنَّآ أَحۡلَلۡنَا لَكَ أَزۡوَٰجَكَ ٱلَّـٰتِيٓ ءَاتَيۡتَ أُجُورَهُنَّ وَمَا مَلَكَتۡ يَمِينُكَ مِمَّآ أَفَآءَ ٱللَّهُ عَلَيۡكَ وَبَنَاتِ عَمِّكَ وَبَنَاتِ عَمَّـٰتِكَ وَبَنَاتِ خَالِكَ وَبَنَاتِ خَٰلَٰتِكَ ٱلَّـٰتِي هَاجَرۡنَ مَعَكَ وَٱمۡرَأَةࣰ مُّؤۡمِنَةً إِن وَهَبَتۡ نَفۡسَهَا لِلنَّبِيِّ إِنۡ أَرَادَ ٱلنَّبِيُّ أَن يَسۡتَنكِحَهَا خَالِصَةࣰ لَّكَ مِن دُونِ ٱلۡمُؤۡمِنِينَۗ قَدۡ عَلِمۡنَا مَا فَرَضۡنَا عَلَيۡهِمۡ فِيٓ أَزۡوَٰجِهِمۡ وَمَا مَلَكَتۡ أَيۡمَٰنُهُمۡ لِكَيۡلَا يَكُونَ عَلَيۡكَ حَرَجࣱۗ وَكَانَ ٱللَّهُ غَفُورࣰا رَّحِيمࣰا ٥٠
Ey peygamber! Biz bilhassa sana şunları helâl kıldık: Mehirlerini vermiş olduğun eşlerini, Allah’ın sana ganimet olarak ihsan buyurduklarından sahip olduğun cariyeleri, amcalarının kızlarından, halalarının kızlarından, dayılarının kızlarından, teyzelerinin kızlarından seninle beraber hicret etmiş olanları, bir de mümin bir kadın kendini peygambere hibe ederse, peygamber nikâh etmek istediği takdirde, onu başka müminlere değil de sadece sana mahsus olmak üzere helâl kıldık. Onlara eşleri ve cariyeleri hakkında neyi farz kıldığımızı biliyoruz. Bunlar sana hiçbir darlık olmaması içindir. Allah, çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir
Elmalılı Hamdi Yazır meali
Elmalılı Tefsiri
يَآ اَيُّهَا النَّبِىُّ اِنَّآ اَحْلَلْنَا لَكَ Ey o Peygamber! biz sana hassaten şunları halâl kıldık - Peygambere evlâ ve efdal olan zikr-ü beyan buyurulmuştur. Zira
EVVELÂ: اَزْوَاجَكَ الّٰتٖىٓ اٰتَيْتَ اُجُورَهُنَّ ecirlerini, ya’ni mehirlerini verdiğin zevcelerin - şübhesiz mehri verilmiş olan zevcenin gönlü, verilmeyenden daha hoştur.
SANİYEN: bir adamın bizzat kendisinin yaptığı harbde iğtinam ederek malik olduğu cariye elbette satın aldığı cariyeden daha temiz ve daha şübhesizdir.
SALİSEN: beraberinde hicret eden akribaları da hicret etmiyenlerinden daha şereflidir. Maamafih ba’zılarının dediği gibi mehrin evvel verilmesi Peygamberin hassasından olması da muhtemildir. Netekim amca ve hala, dayı ve teyze kızlarının hıllinde الّٰتٖى هَاجَرْنَ مَعَكَ beraberinde hicret edenler - diye kaydlanması da Peygamberin bir hassası olmak zâhirdir.
Bunu şu rivayet de te’yid eder: Ebû Talbin kızı Ûmmühânî şöyle demiştir: Resulullah sallâllahü aleyhi vesellem mukaddema bana namzed olmuştu, ben ı’tizar eyledim ma’zur gördü, sonra da Allah tealâ bu âyeti indirdi ben ona halâl olamadım, çünkü ben onunla hicret etmemiştim, tulekadan idim. Kezalik وَامْرَاَةً مُؤْمِنَةً اِنْ وَهَبَتْ نَفْسَهَا لِلنَّبِىِّ ve nefsini Peygambere hibe eden mü’mine bir kadın - ya’ni mehirsiz olarak bıd’ını temlik eden kadın, amma mutlak değil اِنْ اَرَادَ النَّبِىُّ اَنْ يَسْتَنْكِحَهَا Peygamber onu nikâk etmek istediği takdirde - böyle mehirsiz olarak nikâh da Peygamberin hassasındandır. Ba’zıları Meymune binti Hâris, Zeyneb binti Huzeymetel’ensariyye, Ümmi’şerîk binti Câbir ve Havle binti Hakîm bu suretle kendilerini hibe etmişlerdi demiş ise de İbni Abbas bunun fı’len vakı’ olmadığını, ya’ni Peygamberin bu suretle hiç bir kadını tezevvüc etmediğini söylemiştir. خَالِصَةً لَكَ bütün bunlar senin için hâlıs üzere, sâde sana mahsus bulunmak üzere halâl kılındı مِنْ دُونِ الْمُؤْمِنٖينَ mü’minlere değil - çünkü zikrolunan kayıdlarla hepsinin hılli sair mü’minler hakkında mütehakkık değildir. Adedce de keyfiyyetçe de fark vardır. قَدْ عَلِمْنَا مَا فَرَضْنَا عَلَيْهِمْ فٖٓى اَزْوَاجِهِمْ وَمَا مَلَكَتْ اَيْمَانُهُمْ onlara zevceleri ve milki yemînleri olan cariyeleri hakkında farz kıldığımız, takdir-ü teşri’ buyurduğumuz ahkâmı hakkiyle bilmişizdir. - Ya’ni onlara lâyık olanı, menfeat ve maslâhatlarını bilerek takdir etmişiz ve bildirmişizdir ki Sûrei «Nisa» da geçtiği üzere dörde kadardır. Onun için bu beyan olunanları sair mü’minlere değil sâde sana halâl kıldık لِكَيْلَا يَكُونَ عَلَيْكَ حَرَجٌ şunun için ki sana hiç bir harec, bir darlık olmasın, olmasın da kalbin sana huzur içinde vahyi ilâhîye cilvegâh olsun.