Ahzâb Sûresi 49. Âyet
Medine · Cüz 22 · Sayfa 424
يَـٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓاْ إِذَا نَكَحۡتُمُ ٱلۡمُؤۡمِنَٰتِ ثُمَّ طَلَّقۡتُمُوهُنَّ مِن قَبۡلِ أَن تَمَسُّوهُنَّ فَمَا لَكُمۡ عَلَيۡهِنَّ مِنۡ عِدَّةࣲ تَعۡتَدُّونَهَاۖ فَمَتِّعُوهُنَّ وَسَرِّحُوهُنَّ سَرَاحࣰا جَمِيلࣰا ٤٩
Ey iman edenler! Mümin kadınları nikâh edip de sonra onlara dokunmadan boşadığınız zaman, sizin için üzerlerinde sayacağınız bir iddet hakkınız yoktur. Derhal müt’alarını (mehirleri belirlenmediği takdirde yararlanacakları bir mal) verip onları güzel bir şekilde salıverin
Elmalılı Hamdi Yazır meali
Elmalılı Tefsiri
يَآ اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوٓا الخ – Sûrenin başından beri Peygambere olan her «يَآ اَيُّهَا النَّبِىُّ» nidasını, mü’minlere bir «يَآ اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوٓا» nidası velyeylemiştir. Bu suretle bu Sûrede de bir Peygambere bir ümmetine, bir Peygambere bir ümmetine hıtab eden beş «يَآ اَيُّهَا النَّبِىُّ» altı «يَآ اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوٓا» nidası tevalî etmiştir.
اِذَا نَكَحْتُمُ الْمُؤْمِنَاتِ Mü’minleri nikâh ettiğiniz, - kitabiyyelerde de huküm böyledir. Fakat mü’minlere yaraşan mü’minleri nikâh etmek ve maadadan soyunu sıyanet eylemek olduğunu anlatmak için yalnız mü’minat zikredilmiştir. ثُمَّ طَلَّقْتُمُوهُنَّ مِنْ قَبْلِ اَنْ تَمَسُّوهُنَّ sonra da onları kendilerine dokunmadan boşadığınız vakıt - dokunmaktan murad duhuldür. Ancak halveti sahiha, ya’ni hiç bir mani’siz tenha kalmak da o ma’nâdadır. Çünkü gizli şeylerin alâmeti zâhiresi o şey makamına kaim olur. Binaenaleyh halveti sahiha veya mücamcat olmaksızın mücerred temass olursa dokunulmamış sayılır فَمَا لَكُمْ عَلَيْهِنَّ مِنْ عِدَّةٍ تَعْتَدُّونَهَا sizin için onlar üzerinizde saydıracağınız bir ıddet hakkınız yoktur. - Bundan anlaşılır ki kadınların ıddet beklemesi esas i’tibariyle kocalarının bir hakkıdır. Onun suyunun muhafazası içindir. O sebeble bir hakkı şeri’dir. Onun için duhul, vakı’ olmayınca o hak sabit olmaz. فَمَتِّعُوهُنَّ derhal kendilerine müt’alarını verin - sûrei «Bakare» de geçtiği üzere müt’anın vücubu, mehir kesilmediği takdirdedir. Mehir takdir edilmiş ise onun yarısı lâzım gelir, maamafih bu âyetin ıtlakına nazaran o surette de mut’a vacib değil ise de müstehabb olduğu hakkında Hanefiyyece bir rivayet vardır. Müt’anın ta’rifi hakkında sûrei «Bakare» de «وَمَتِّعُوهُنَّ عَلَى الْمُوسِعِ قَدَرُهُ وَعَلَى الْمُقْتِرِ قَدَرُهُ» bak.