AyetSûreler

Ahzâb Sûresi 48. Âyet

Medine · Cüz 22 · Sayfa 424

وَلَا تُطِعِ ٱلۡكَٰفِرِينَ وَٱلۡمُنَٰفِقِينَ وَدَعۡ أَذَىٰهُمۡ وَتَوَكَّلۡ عَلَى ٱللَّهِۚ وَكَفَىٰ بِٱللَّهِ وَكِيلࣰا ۝٤٨

Kâfirlere ve münafıklara itaat etme, onların ezalarını bırak (aldırma) da Allah’a tevekkül et. Allah vekil olarak hepsine yeter

Elmalılı Hamdi Yazır meali

Elmalılı Tefsiri

وَلَا تُطِعِ الْكَافِرٖينَ وَالْمُنَافِقٖينَ Kâfirlere ve münafıklara itaat etme - da’vet emrinde onlara müdara etmekten, tebliğde yumuşak davranmaktan, inzarda müsameha göstermekten nehiy buyuruluyor. Zecr-ü tenfirde mübalega ile tehyic için bu ma’nâ, tâatten nehiy suretinde ifade edilmiş ve Allahın emirlerini tebliğde cüz’î bir müsemeha kâfirlere ve münafıklara itaat etmek ma’nâsında olduğu anlatılmıştır. Çünkü kâfirler ve münafıklar onu arzu etmezler وَدَعْ اَذٰيهُمْ ve onların ezalarını bırak - burada eza faıline muzaf olmak zâhir, mef’ulünü muzaf olmak muhtemildir. Ya’ni bundan dolayı onların sana yaptıkları ve yapacakları eziyyetlere, rahatsızlıklara aldırma, ilişik etme, yâhud itaat etme, fakat ezaya da kalkışma وَتَوَكَّلْ عَلَى اللّٰهِ ve Allaha mütevekkil ol - gerek bunlarda ve gerek bunlar gibi yapacağın ve bırakacağın her hususta kendini Allaha ver, yardımı ondan iste, ona dayan وَكَفٰى بِاللّٰهِ وَكٖيلًا Allah, vekîl yeter - kâffei ahvalde kendisine tefvizı umur edilecek ancak odur, o hepsine kâfidir. Izmar mevkıinde ismi celîlin ızharı, hukmü ta’lîl ve cümlei tezyiliyyenin istıklâline tenbih içindir. Peygamberimiz aleyhıssalâtü vesselâm şâhid, mübeşşir, nezîr, daî ilâllah, siraci münîr diye beş vasf ile tavsıf olunduğu gibi bunlara mukabil birer hıtab ile de hıtab olunmuştur. Ancak şâhid hepsine tevzi, edildiği için mukabili ayrıca tasrih olunmamış, yâhud tebşirin delâleti ile iktifa kılınmıştır. Nezîre «لَا تُطِعْ دَعْ» dâi’ılallaha «تَوَكَّلْ عَلَى اللّٰهِ» siracı münerî de işbu «اِكْتِفَا بِاللّٰهِ» tekabül ettirilmiştir. Çünkü bu ıhbarda da iktifa ile bir emir ma’nâsı vardır. Ve bununla o siracın nuru doğrudan doğruya Allahdan olduğuna beliğ bir tenbih yapılmıştır. «يَكَادُ زَيْتُهَا يُضٖىٓءُ وَلَوْ لَمْ تَمْسَسْهُ نَارٌ نُورٌ عَلٰى نُورٍ»