AyetSûreler

Yûnus Sûresi 21. Âyet

Mekke · Cüz 11 · Sayfa 211

وَإِذَآ أَذَقۡنَا ٱلنَّاسَ رَحۡمَةࣰ مِّنۢ بَعۡدِ ضَرَّآءَ مَسَّتۡهُمۡ إِذَا لَهُم مَّكۡرࣱ فِيٓ ءَايَاتِنَاۚ قُلِ ٱللَّهُ أَسۡرَعُ مَكۡرًاۚ إِنَّ رُسُلَنَا يَكۡتُبُونَ مَا تَمۡكُرُونَ ۝٢١

İnsanlara dokunan bir sıkıntıdan sonra kendilerine bir rahmet tattırdığımız zaman, âyetlerimiz hakkında derhal bir takım hilekârlıklara girişirler. De ki: "Allah’ın hilesi daha çabuktur. Haberiniz olsun ki elçilerimiz yaptığınız hileleri yazıp duruyorlar

Elmalılı Hamdi Yazır meali

Elmalılı Tefsiri

وَاِذَآ اَذَقْنَا النَّاسَ رَحْمَةً Ve o nasa: o serkeş, adî insanlara biz azîmüşşan bir rahmet ya’ni sıhhat ve vüs’at gibi bir ni’met tattırdığımız vakıt - hem nasıl bilir misiniz? مِنْ بَعْدِ ضَرَّآءَ مَسَّتْهُمْ kendilerine dokunmuş olan bir «ضراء» dan sonra - meselâ kıtlık gibi gayet dokunaklı bir zaruret ve muzayakadan, böyle bir tazyık âyeti ve tecribesi gösterdikten sonra herhangi bir rahmet zevkı tattırdığımız vakıt اِذَا derhal - لَهُمْ مَكْرٌ فٖىٓ اٰيَاتِنَا onların âyetlerimiz hakkında mutlak bir mekri vardır. - Ya’ni Allah tealânın ta’zibe kudretini isbat ve ıkabındaki acılığa delâlet edecek bir âyeti fi’liyye demek olan bir elem ve ızdıraba temass etmeden ve acı bir ıztırar tecribesi görmeden böyle yapsalardı belki bir dereceye kadar bir cehalet ma’zireti mevzuı bahsolabilirdi, fakat öyle değil, beşerriyetin Allah tealâya karşı nasıl bir mevkı’i aciz ve zarurette bulunduğu fı’len görüldükten ve acıyı tattıktan sonra rahmeti ilâhiyyeden bir nümunenin tadını tadıverdikleri vakıt âyâtı hakkın hakkına hurmet ile Allaha hamd-ü şükr edecek yerde derhal o acıyı ve o vaz’ı aciz ve ıztırarı unutarak gerek tekvinî ve gerek tenzilî âyâtı ilâhiyyenin hakkını teslim etmemek, onlardan dersi ıbret almamak için mutlak antrika çevirmeğe, gizliden gizli hiylekârlık yapmağa kalkarlar. Zaruret şundan oldu, bu ni’met şundan veya bizim dirayetimizden geldi, yoksa Allah bizim işimize karışırmı imiş gibi bir takım laflar etmeğe, irşadatı ilâhiyyeyi dinlemeyib Allaha keyd-ü ihtiyal yapmağa başlarlar. Bu âyetin sebebi nüzulünde rivayet olunduğuna göre Allah tealâ, Mekke ahalisini yedi sene kuraklık ve kıtlık ile tazyık etmiş helâk olay azmışlar, Ebû Süfyan vesaire bir takımları Resulullaha gelmişler «bize dua et, eğer nafi’ yağmurlar yağar: bolluk olursa seni tasdık ederiz» demişlerdi, bunun üzerine Resulullah dua etmiş, Allah tealâ rahmetini ihsan eylemiş, güzel yağmurlar yağmış bereket hasıl olmuştu, fakat onlar iyman etmemişler ve derhal bu rahmeti esnama ve envae nisbet etmeğe kalkışmışlar ve âyâtullaha kadhetmekte ve Resulullaha keyd-ü hud’a yapmakta devam etmişlerdi ve bu babda en ziyade ileri gidenler de servet-ü samânı bulunan Kureyş ve ağniyai Kureyş oluyordu. Şu halde âyetin sebebi nüzulü bunlar olmakla beraber mazmunu hali vüs’atte şımarıb âyâtı ilâhiyyenin hakkını vermek istemiyen alel’umum nankör asîlere şamil olduğunda şübhe yoktur.

قُلِ Resulüm, sen de ki اللّٰهُ اَسْرَعُ مَكْرًا Allah, mekirce daha seri’dir. - Ansızın belânızı veriverir. (Sûrei «Al-i İmran» da «وَاللّٰهُ خَيْرُ الْمَاكِرٖينَ» âyetine bak). Ya’ni sizin ni’meti tadar tatmaz derhal zarureti unutub mekre girişmeniz ne kadar seri’ olursa olsun Allahın o mekre mukabil sizi cezaya çarptırması sizin mekrinizden daha sür’atli daha çabuk olur. Siz âyâtı ilâhiyyeye karşı mekrinizden muradınıza irmeden belânızı bulmuş olursunuz ve belki siz mekre niyyet eder etmez bir an içinde o rahmetin gadaba, o tatlının acıya gaybolunuverdiğini görebilirsiniz. Ve hattâ bilmezsiniz ki o ni’met netice i’tibarile size göründüğü gibi hakıkaten bir ni’met değil de sizi büyük bir azâba sürüklemek için bir istidrac olabilir. Ey mekirci insanlar اِنَّ رُسُلَنَا يَكْتُبُونَ مَاتَمْكُرُونَ her halde bizim Resullerimiz siz, ne mekir yaparsanız hepsini yazarlar - ya’ni yaptıklarınız ılmi ilâhîde gizli kalmak şöyle dursun amellerinizin zaptına me’mur olarak size ta’yin edilib gönderilmiş bulunan ve «كِرَامًا كَاتِبٖينَ» olan hafaza Melâkesinden de gizli kalmaz. Hepsi sureti mahsusada yazılır. Hisabınıza kayd-ü zabt olunur. Binaenaleyh unutmamanız lâzım gelir ki siz, Allahın hakk ile gönderdiği delâil ve âyâtı istihfaf ederken başka bir âyet, âyeti kaza gelir, bir anda ağzınızın tadı bozulur. İçinde bulunduğunuz ni’met ve sıhhat alınır, hiç tahammül edemeyeceğiniz pek acı bir ıztırar ve ıztıraba tahvil olunur ve o zaman iyman eder, yalvarır, yakarırsınız amma iş iştn geçmiş bulunur,