AyetSûreler

Yâsîn Sûresi 33. Âyet

Mekke · Cüz 23 · Sayfa 442

وَءَايَةࣱ لَّهُمُ ٱلۡأَرۡضُ ٱلۡمَيۡتَةُ أَحۡيَيۡنَٰهَا وَأَخۡرَجۡنَا مِنۡهَا حَبࣰّا فَمِنۡهُ يَأۡكُلُونَ ۝٣٣

Hem bir delildir onlara ölü toprak. Biz ona hayat verdik ve ondan taneler çıkardık da ondan yiyip duruyorlar

Elmalılı Hamdi Yazır meali

Elmalılı Tefsiri

وَاٰيَةٌ Hem bir âyet - ya’ni Allah tealânın kudretinin kemaline ve ölüleri diriltebileceğine açık bir delil ve alâmettir. لَهُمُ Onlara, o gafillere ve münkirlere الْاَرْضُ الْمَيْتَةُ o ölü Arz - Arz, toprak, malûm ki câmiddir, hattâ sûrei «Hacc» da «وَتَرَى الْاَرْضَ هَامِدَةً» buyurulduğu üzere sönmüş bir ateş halinde, hayat ile temamen zıdd bir mahiyyette ölüdür. Hele bir öğle sıcağında bir Arabistan çölünün manzarası düşünülürse onun hayattan ne kadar uzak olduğu görülür. Diğer tabiate kalsa idi o ölü Arzda bir ot bile bitmezdi. Fakat اَحْيَيْنَاهَا biz ona hayat verdik - onda hayat yarattık, nebatî, hayevanî uzviyyetlerle dirilik, şenlik vücude getirdik. Hayatın ibtida bir huceyreden başladığını göstererek de buyuruluyor ki وَاَخْرَجْنَا مِنْهَا حَبًّا ve ondan, ya’ni Arzdan bir dane çıkardık -

HABB, habbenin ismi cinsidir ki azına da çoğuna da ıtlak olunur. Cem’i hubub, onun cem’i hububâttır.

Lisanımızda olduğu üzere bilhassa buğday, arpa, pirinç, susam gibi yenen danelerde şayi’ olmakla beraber alel’umum ot ve çiçek tohumlarında dahi müteareftir. Kamus sahibi Besairde der ki: hububun bir tekine habbe denilmesi, şey’in aslı ve maddei kıvamı olması ı’tibariyledir اه. Bu haysiyyetle bir habbe, hayatın ilk başlangıcı olan bir huceyre (cellule) demektir. Burada da bu cinse işareten «وَاَخْرَجْنَا مِنْهَا حَبًّا» buyurulmuştur. Ulumı tabiıyye noktai nazarından mülâhaza edildiği zaman Arzın anasırından bir hayat huceyresinin tekevvünü, bir habbenin çıkması tabiî değildir. Tohumsuz bir hayat huceyresi tabiî olarak teşekkül edemez (generation spontance) olmaz. Filvakı’ bir nâkısın kendiliğinden bir zâid oluvermesi akla da muvafık gelmez. Bununla beraber Arzda hayat emri vakı’ olduğu için yine ulumı tabiıyye eshabı derler ki: fakat bidayette ilk tohumun, ilk huceyrenin gayri tabiî olarak vücude gelmiş olduğunu ı’tiraf etmek zarurîdir. İşte bu nokta doğrudan doğru tabiatler üzerinde hâkim olan hâlık tealânın ölülere hayat veren kudreti rabbaniyyesini gösterir. Bunun bir ıstıfa olduğunu söylemek de aynı ma’nâyı isbat etmektir. Çünkü ıstıfanın her mertebesi fevkattabia bir tekemmül arzeder. (sûrei «En’am» a bak) bu suretle ölü Arza hayati nebatîden başlıyan bir hayat verilip ondan habbeler çıkarıldığı ve böyle tek huceyrelerden başlıyan bu hayatın insan hayatına doğru terbiye ve tekemmül ettirildiği lâtîf bir imtinan tarzında beliğ bir i’caz ile ıhtar olunarak buyuruluyor ki: ondan bir habb çıkardık da فَمِنْهُ يَاْكُلُونَ şimdi ondan yiyorlar - belli ki bu şöyle demektir: O insanları dahi yarattık da o danelerden yiyip duruyorlar. Sonra onların terkibi ve terakkısiyle bilhassa hayatî insaniyyenin idâme ve tekemmülâtı esbabına ınayet buyurulduğu anlatılmak üzere de buyuruluyor ki