AyetSûreler

Leyl Sûresi 1. Âyet

Mekke · Cüz 30 · Sayfa 595

وَٱلَّيۡلِ إِذَا يَغۡشَىٰ ۝١

Örttüğü zaman geceye

Elmalılı Hamdi Yazır meali

Elmalılı Tefsiri

وَالَّيْلِ – Bu Sûrenin evvelindeki kasemler, evvelki Sûredeki kasemlerin bir telhıysı olmakla beraber tertibi ıtibariyle ayrıca şayanı dikkattir. Orada nurdan zulmete geçerek, fena ve insilâh âleminden ma’rifetullahe ve ma’rifeti nefse gidiş yolu gösterilmiş ve zulümatı bedende kalanlara sonunda haybet ve husrân ile kıssai Semûd zikredilmiş idi. Burada ise zulmeti fenadan nuri şühûde doğru tecellî, tezekkî ve nema ile beka billâhe gidilecek ve sonunda rızaya irilecektir. O bir inzar ile nihayet bulmuştu. Bu inzar ile başlayıp tebşîre doğru gidecektir. Evvelki Sûre helâk ve ukubet ıhtiyariyle hıtam bulduğu için bu Sûreye leyle kasem ile başlanıp neharın tecellisine ve hılkatin erkek ve dişi ile inkişafına ve mesâıynin ihtilâfına geçilmesinde «وَلَا يَخَافُ عُقْبٰيهَا» ıhtarının bir vechini de tavzîh vardır. Bir kavmın ve hattâ bütün âlemin helâk ve fenasiyle halika bir eksiklik, bir ziyan gelmez, onun kudretine bir tevakkuf ârız olmaz. O geceyi gündüz yapar ve dilediği gibi erkeği dişiyi yine yaratarak hılkate inkişaf verir. Bu münasebetle zulmetten nura, inzardan tebşîre doğru gidilmek ve bişaret yolu gösterilmek üzere evvelâ leyle kasem olunmuştur ki âfakî, enfüsî zulmete işarettir. Onun için şu kayd ile takyid olunmuştur: اِذَا يَغْشٰى Bürürken veya bürüyeceği zaman -ya’ni karanlığıyle Güneşi veya gündüzü veya örtebileceği her şeyi ile âfâkı ve hatta gam-u kasveti «وَهُوَ الَّذٖى يَتَوَفّٰيكُمْ بِالَّيْلِ» buyurulduğu üzere vefat ma’nasında olan nevm-ü gafleti ile gözleri ve gönülleri bütün şuur ve enfüsü sarıp bürüyor, kaplıyor olduğu hale veya kaplıyacağı istıkbale; hasılı halde ve istıkbalde insanı farktan cem’a, kesretten halvete, şühûdden fenaya götürmek üzere hücum ettiği veya edeceği koyu şiddetli hengâme ki temamen istîlâ etmiş bulunursa fenai küllî içinde istığrak hasıl olur. Bununla evvelki Sûredeki «وَالَّيْلِ اِذَا يَغْشٰيهَا» ya işaret edilmiş olmakla beraber mef’ulün hazfinde daha ziyade bir ta’mim ve ibham ile tehvil vardır. Binaenaleyh leylin lâmı cinse masruf olarak gece cinsinin böyle bir lâhzasına veya ahde mahmul olarak hakikî ve mecazî bütün ma’nasiyle en müdhiş gecelerin böyle bir savleti hengâmına işaret olabilir. «اِذَا» tehakkuk ifade etmek ve muzari’ hal ve istıkbale muhtemil olmak ıtibariyle bunu halde veya istıkbalde tahakkukuna da tenbih olunmuştur. Bu vecihle bunda Semûdun helâki sırası gibi bir beldenin veya bir kavmın battığı, batacağı esnada saran asarı gadab ve âlâmı hikâyei hal suretinde bir ıhtar ve alel’umum hâb ü gaflet veya şiddet-ü kasvet ve bahusus bi’seti seniyye sıralarında Dünyayı sarmış bulunan devri cehalet haline ve istıkbale âid olmak üzere de sekeratı mevt veya kıyamet ehvaline işaret dahi vardır. Bu kayıd gösteriyor ki leyl ile hâdisât ve mümkinâtta asl olan ademi aslîye değil, bilhassa sonradan arız olan veya olacak olan fena halinde ademi ârizî zulmetine kasem olunarak evvel emirde onun bir tehakkukuna nazarı dikkat celb olunmuştur ki bu lâhza eşyada «كُلُّ مَنْ عَلَيْهَا فَانٍ وَيَبْقٰى وَجْهُ رَبِّكَ ذُو الْجَلَالِ وَالْاِكْرَامِ» ve «كُلُّ شَىْءٍ هَالِكٌ اِلَّا وَجْهَهُ» âyetlerinin okunduğu lâhzadır. Bunu okuyanlar hukmi fenadan geçip vechi bekaya giderler. Onlara o lâhzai fenadan nuri vahdetle şühudi beka tecelli eder, bu vechile zulmetten nura götürülmek üzere buyuruluyor ki: