Kalem Sûresi 35. Âyet
Mekke · Cüz 29 · Sayfa 565
أَفَنَجۡعَلُ ٱلۡمُسۡلِمِينَ كَٱلۡمُجۡرِمِينَ ٣٥
Öyle ya, teslimiyet gösterenleri suçlular gibi tutar mıyız hiç
Elmalılı Hamdi Yazır meali
Elmalılı Tefsiri
اَفَنَجْعَلُ الْمُسْلِمٖينَ كَالْمُجْرِمٖينَ ya biz artık müslimleri: yüzlerini ancak Allaha tutmuş. Selâmet düşünür, cürümden korunur, güzellikle çalışır, temiz kalbli müslimanları hiç mücrimler gibi kılar mıyız? - Hakıkatte ikisinin akıbetlerini müsavî yapar mıyız? Elbette mücrimin akıbetini azâb, müslimin akıbetini Na’îm yapacağız. Burada müslim, mücrim mukabili zikrolunmuştur.
MÜCRİM, cürm işliyen demektir. Bunun başı da cürmü vicdanında halal ve mübah addetmektir ki
küfürdür. Böyleler cürümden ancak fı’lî bir mania karşısında çekinirler.
MÜSLİM, temamen bunun zıddıdır. Onun iymanı vardır. Cürmü vicdanında çirkin bilir, cezasına inanır,
yaparsa hasbelbeşeriyye bir hatâ veya bir zaruret sâikasiyle yapar. Doğrusu kâfirler dahi cürmün çirkin olduğunu bilir. Onun için kendisine karşı yapılan bir cürme gayz püskürür, fakat kendisinin yapdığını cürüm saymaz, hoş görür. Çünkü cürmü hak göziyle değil, kendi keyfine göre ölçer, kendi fevkında bir hak tanımaz. O cürmün haddizatinde çirkinliği kendisine ilelebed bir ceza olacağını hisab etmez, Âhırete inanmaz. Bunun bütün sebebi de hukmünde yanılması, her hakk-u salâhiyyeti kendinde görmesidir. Tefsirlerin beyanına göre Mekkede kâfirler demişlerdiki öldükten sonra herşey biter, müslim ile mücrim müsavî olur. Biz Dünyada fursatı kaçırmayız, canımızın istediğini yapar, dilediğimiz gibi hukmeder, zevkımıza bakarız. Bu cihetle öldükten sonra müslimlerden daha iyi ölmüş oluruz. Şayed Muhammedin dediği ba’s varsa biz zevkımızı peşin almış oluruz, onlarınki veresiye kalır. Şu halde netice i’tibariyle müslim mücrim hepimiz bir olmuş oluruz. İşte burada Allah tealâ bunları şiddetle redd-ü tevbîh için buyuruyor ki