En'âm Sûresi 93. Âyet
Mekke · Cüz 7 · Sayfa 139
وَمَنۡ أَظۡلَمُ مِمَّنِ ٱفۡتَرَىٰ عَلَى ٱللَّهِ كَذِبًا أَوۡ قَالَ أُوحِيَ إِلَيَّ وَلَمۡ يُوحَ إِلَيۡهِ شَيۡءࣱ وَمَن قَالَ سَأُنزِلُ مِثۡلَ مَآ أَنزَلَ ٱللَّهُۗ وَلَوۡ تَرَىٰٓ إِذِ ٱلظَّـٰلِمُونَ فِي غَمَرَٰتِ ٱلۡمَوۡتِ وَٱلۡمَلَـٰٓئِكَةُ بَاسِطُوٓاْ أَيۡدِيهِمۡ أَخۡرِجُوٓاْ أَنفُسَكُمُۖ ٱلۡيَوۡمَ تُجۡزَوۡنَ عَذَابَ ٱلۡهُونِ بِمَا كُنتُمۡ تَقُولُونَ عَلَى ٱللَّهِ غَيۡرَ ٱلۡحَقِّ وَكُنتُمۡ عَنۡ ءَايَٰتِهِۦ تَسۡتَكۡبِرُونَ ٩٣
Allah’a karşı yalan uyduran, yahut kendisine hiçbir şey vahyolunmadığı halde: "bana vahyedildi" diyen ve: "Allah’ın indirdiği gibi bir kitap da ben indireceğim" diye iddiada bulunandan daha zalim kim olabilir? O zalimlerin halini ölüm şiddeti içindeyken bir görsen! Melekler onlara ellerini uzatırlar ve: " Ruhunuzu teslim edin. Bugün, Allah’a karşı haksız şeyler söylediğinizden ve O’nun âyetlerine karşı böbürlenmenizden dolayı alçaltıcı bir azapla cezalandıralacaksınız" derler
Elmalılı Hamdi Yazır meali
Elmalılı Tefsiri
وَمَنْ اَظْلَمُ مِمَّنِ ve kimdir o kimseden daha zalim ki افْتَرٰى عَلَى اللّٰهِ كَذِبًا Allaha yalan iftira etmiştir. -Meselâ Müseylimetülkezzab ve Esvedi Ansi gibi «Allah beni Peygamber gönderdi» diye yalandan nübüvvet iddia etmeğe veya Amr ibni Lühay ve emsali gibi kendi kendine din uyd urmağa, ahkâm vaz’etmeğe kalkışmış veya her hangi bir suretle Allâha karşı yalan uydurmuş, Allâha nisbeti câiz ve lâyık olmıyan bir şey isnad eylemiş اَوْ قَالَ اُوحِىَ اِلَىَّ وَلَمْ يُوحَ اِلَيْهِ شَىْءٌ veya kendisine hiç bir şey vahyolunmamışken bana vahyolundu demiştir.- Hasılı ya her hangi bir suretle bir yalan iftira etmiş veya bilhassa vahy iddiasiyle iftira eylemiştir. Diğer bir ma’na ile «bana vahyolundu ona hiç bir şey vahyolunmadı» demiş, kendine vahy iddia etmiş ve Peygambere vahyi înkâr eylemiştir. Yalanın iki büyük nev’ıni cem’etmiş, yoğa var, vara yok diye muzaaf bir kizbi azîm söylemiş demek olur. وَمَنْ قَالَ سَاُنْزِلُ مِثْلَ مَآ اَنْزَلَ اللّٰهُ ve o kimseden ki Allâhın indirdiği âyetler gibi ben de indireceğim demiştir. -Allâha rakabet, Kur’anı tenzîr, Peygambere muaraza edeceği zu’munda bulunmuştur. Netekim Taifli Nadr İbni Hâris ve yardakları «لَوْ نَشَآءُ لَقُلْنَا مِثْلَ هٰذَآ» demişler «وَازَّارِعَاتِ زَرْعًا وَالْخَابِزَاتِ خَبْزًا وَالطَّابِخَاتِ طَبْخًا وَاللَّاقِمَاتِ لَقْمًا» - ekin ekenlere, ekmek yapanlara, pişiriş pişirenlere lokma edenlere kasem olsun» diye saçmalar söylemişlerdir, Ve işte şu zikrolunan misaller bu âyetin nüzulüne sebeb olmuşlardır ki bunların ba’zısı Mekkede, ba’zısı Medinede vakı’ olmuş bulunduğundan bu âyetin de Mekke hâdisatına dahi işaret ederek Medinede nâzil olduğu merviydir.
Ey muhatab, وَلَوْ تَرٰٓى اِذِ الظَّالِمُونَ فٖى غَمَرَاتِ الْمَوْتِ sen bir görsen bütün bu zâlimlerin gameratı mevte düştükleri, ölümün pençelerine geçib şiddetten şiddete atıldıkları وَالْمَلٰٓئِكَةُ بَاسِطُوٓا اَيْدٖيهِمْ ve Melekler ellerini uzatarak اَخْرِجُوٓا اَنْفُسَكُمْ haydi bakalım canlarınızı çıkarın -yahûd kendinizi kurtarın اَلْيَوْمَ تُجْزَوْنَ عَذَابَ الْهُونِ bugün siz hakaret-ü zillet azabiyle cezalanacaksınız بِمَا كُنْتُمْ تَقُولُونَ عَلَى اللّٰهِ غَيْرَ الْحَقِّ çünkü Allâha karşı hakkolmıyanı söylüyordunuz وَكُنْتُمْ عَنْ اٰيَاتِهٖ تَسْتَكْبِرُونَ ve âyetlerinden istikbar ediyordunuz, kibrinize yediremiyor, onlara iymandan, teemmülden kaçınıyordunuz