En'âm Sûresi 160. Âyet
Mekke · Cüz 8 · Sayfa 150
مَن جَآءَ بِٱلۡحَسَنَةِ فَلَهُۥ عَشۡرُ أَمۡثَالِهَاۖ وَمَن جَآءَ بِٱلسَّيِّئَةِ فَلَا يُجۡزَىٰٓ إِلَّا مِثۡلَهَا وَهُمۡ لَا يُظۡلَمُونَ ١٦٠
Kim iyilik getirirse, ona o (getirdiği)nin on katı vardır. Kim kötülük getirirse, sadece onun dengiyle cezalandırılır; onlar haksızlığa uğratılmazlar
Elmalılı Hamdi Yazır meali
Elmalılı Tefsiri
مَنْ جَآءَ بِالْحَسَنَةِ فَلَهُ عَشْرُ اَمْثَالِهَا Allaha bir hasene ile gelmiş olana onun on misli hasenat vardır.» -Bâ’zı müfessirîn bu on misil takdirinin bir adedi mahsus ile tahdid mâ’nasına olmayıb «sen bana bir iyilik yaparsan ben on katını yaparım» denildiği gibi alel’ıtlak katlanmadan kinaya olduğuna kail olmuş ve bu babda «الَّذٖينَ يُنْفِقُونَ اَمْوَالَهُمْ فٖى سَبٖيلِ اللّٰهِ كَمَثَلِ حَبَّةٍ اَنْبَتَتْ سَبْعَ سَنَابِلَ فٖى كُلِّ سُنْبُلَةٍ مِائَةُ حَبَّةٍ وَاللّٰهُ يُضَاعِفُ لِمَنْ يَشَآءُ» âyetiyle istidlâl eylemiştir. Diğer müfessirîne göre ise aşere, ekalli beyandır ki lâekall bire on muhakkatır demek olur ve zâhir olan da budur. Her hangisi olursa olsun demek ki sevab bir istihkaktan ıbâret değil bir tefadduldür. Fadlı ilâhî bir haseneye fazlasıyle kat kat ecr-ü sevâb verecektir. Binaenaleyh hasene ne güzel şeydir ve rahmeti ilâhiyye ne kadar vasi’dır. Demek ki herkes yaptığı hasenenin her halde bir kaç mislini ve lâekall on katını alacaktır. Elverir ki yaptığı hasene olsun. Şu halde bir diğerinin daha fazla almasından dolayı lûtuf ve fadlı ilâhîyi kıskanmağa ve niçin falâna bin verdi de bana on verdi diye i’tiraza kalkışmağa hak yoktur. وَمَنْ جَآءَ بِالسَّيِّئَةِ seyyie ile gelmiş olan da فَلَا يُجْزٰٓى اِلَّا مِثْلَهَا ancak o seyyienin misliyle cezalanır: -Ya’ni afvolunmayıb cezalandığı zaman fazla değil yaptığı kötülüğün tam misli bir kötülük ile ceza görür, aynı adaletle muamele edilir. وَهُمْ لَا يُظْلَمُونَ Ve hiç birine zulmedilmez: Ne erbabı hasenâta yaptıkları hasenâttan eksik ecr-ü sevab verilir, ne de erbabı seyyiâta seyyiatlarından fazla ceza verilir.- Buna karşı küfür, Dünya gibi muvakkat bir seyyie değil mi? O halde azabı müebbed cezası bunun nasıl bir misli olur? Bu ceza cürümden fazla olmıyacak mı denemez. Çünkü küfür emri hakkı nefy-ü inkârdır hakkı velev bir lâhza inkâr bile kizbi ebedîdir. Kâfirin her velev bir lâhza inkâr bile kizbi ebedîdir. Kâfirin her küfrü ve her lahzai küfrü bir seyyiei ebediyyedir. Ta’biri aharle her hangi bir emri hakka karşı küfür, Allah tealânın rahmetinden ebedî bir inkıta’dır. Elbette bu ebedî seyyienin, ebedî inkıtaın cezasıda azabı müeddeddir. Rahmeti ilâhiyyeye vusul için bir müddeti mahdude zarfında bahşedilen bir fursatı, bir vesileyi külliyyen reddetmek o rahmetten ebediyyen mahrumiyyet demek olduğu ne kadar aşikârdır.
O dinlerini tefrık edenlere: ١٦١ قُلْ اِنَّنٖى هَدٰينٖى رَبّٖىٓ اِلٰى صِرَاطٍ مُسْتَقٖيمٍ دٖينًا قِيَمًا مِلَّةَ اِبْرٰهٖيمَ حَنٖيفًا وَمَا كَانَ مِنَ الْمُشْرِكٖينَ ١٦٢ قُلْ اِنَّ صَلَاتٖى وَنُسُكٖى وَمَحْيَاىَ وَمَمَاتٖى لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَمٖينَ ١٦٣ لَا شَرٖيكَ لَهُ وَبِذٰلِكَ اُمِرْتُ وَاَنَا اَوَّلُ الْمُسْلِمٖينَ ١٦٤ قُلْ اَغَيْرَ اللّٰهِ اَبْغٖى رَبًّا وَهُوَ رَبُّ كُلِّ شَىْءٍ وَلَا تَكْسِبُ كُلُّ نَفْسٍ اِلَّا عَلَيْهَا وَلَا تَزِرُ وَازِرَةٌ وِزْرَ اُخْرٰى ثُمَّ اِلٰى رَبِّكُمْ مَرْجِعُكُمْ فَيُنَبِّئُكُمْ بِمَا كُنْتُمْ فٖيهِ تَخْتَلِفُونَ ١٦٥ وَهُوَ الَّذٖى جَعَلَكُمْ خَلَآئِفَ الْاَرْضِ وَرَفَعَ بَعْضَكُمْ فَوْقَ بَعْضٍ دَرَجَاتٍ لِيَبْلُوَكُمْ فٖى مَآ اٰتٰيكُمْ اِنَّ رَبَّكَ سَرٖيعُ الْعِقَابِ وَاِنَّهُ لَغَفُورٌ رَحٖيمٌ
Meali Şerifi