En'âm Sûresi 129. Âyet
Mekke · Cüz 8 · Sayfa 144
وَكَذَٰلِكَ نُوَلِّي بَعۡضَ ٱلظَّـٰلِمِينَ بَعۡضَۢا بِمَا كَانُواْ يَكۡسِبُونَ ١٢٩
İşte biz böylece, kazandıkları günahlardan dolayı zalimlerin bir kısmını, diğer bir kısmına dost yaparız
Elmalılı Hamdi Yazır meali
Elmalılı Tefsiri
وَكَذٰلِكَ نُوَلّٖى بَعْضَ الظَّالِمٖينَ بَعْضًا بِمَا كَانُوا يَكْسِبُونَ ve işte biz zalimleri kesbedegeldikleri -kesbini i’tiyad ettiklerim üktesebatları sebebiyle birbirlerine böyle dost yaparız.- Kesibleri, âdetleri birbirlerine benzeyenler birbirlerini görmeseler bile uzaktan uzağa birbirlerine dost olurlar, yekdiğerini müdafaa ve mes’uliyyetlerine iştirâk ederler. İns-ü Cinden zalimler, haksızlar da kesibde müşareket ve mücanesetlerinden dolayı yekdiğerini ma’zur göstermek isterken haşir günü i’tirafı cürümde ve mes’uliyyet-ü cezada birbirlerine iştirâk ederek hem kendi cürümlerini ıkrar, hem dostları aleyhinde şehadet eylerler ki ilmi hikmeti İlâhiyyede bu bir kaidedir. Bunun için yevmi haşirde Allah «يَا مَعْشَرَ الْجِنِّ قَدِ اسْتَكْثَرْتُمْ مِنَ الْاِنْسِ» diye ma’şeri cinni İns hisabına tevbih ettiği zeman Cinn hiç bir cevab vermediği halde onların İnsten olan dostları, dostlukları muktezasınca ortaya atılarak mes’uliyyeti üzerlerine alarak Cinni ma’zur göstermeğe çalışırken yekdiğerinden istifade ederek müştereken mücrim olduklarını i’tiraf edecek ve bu suretle, Cinnin ayrı, İnsin ayrı bir ma’şer değil, hey’eti mecmuasının bir ma’şer, ayni vicdan, ayni kesb, ayni mes’uliyyet taşıyan ve ayni cezaya müstahık bulunan bir hey’eti içtimaiyye olduklarını ıkrar ve isbat eyliyeceklerdir. Ve hakîm-ü alîm olan rabbül’âlemîn de «النَّارُ مَثْوٰيكُمْ خَالِدٖينَ فٖيهَآ اِلَّا مَا شَآءَ اللّٰهُ» hukmünü verirken hepsine birden şu hıtabı tevbihi yapacaktır: