AyetSûreler

الضحى

Duhâ Sûresi

93. sûre · Mekke · 11 âyet

Sûre hakkında · Elmalılı

DUHA ٩٣ سُورَةُ الضُّحٰى Duhâ sûresi de mekkîdir.

FASILASI - ث ر ا harfleridir.

Evvelki Sûre leyl ile başlayıp etkaya rıza ile hıtam bulmuştu. Etkaların başı ise Resûlullah sallâllahü aleyhi vesellem olduğundan onun akıbinde terakki suretiyle Resûlullaha olan ve onun rızasına tealluk eyliyen ata ve ni’meti rabbaniyyenin tahdisini nâtık olan bu Sûre geliyor. İmam Râzînin dediği gibi evvelki Sûre Ebubekir radıyallahü anh, bu ve bundan sonraki de Resûlullah sallâllahü aleyhi vesellem Hazretlerinin sûreleri olduğu cihetle Hak celle ve alâ, sıddîki ile Resûlü arasında başka bir vasıta olmadığına bir işaret olmak üzere beyinlerini diğer bir Sûre ile fasl etmemiştir. Bu suretle bu tertibde ve Sûrelerin mazmununda mertebei sıddîktan mertebei risalete yükselen bir terakkî vardır.

SEBEBİ NÜZULÜ - Bir kaç gün vahyin kesilmesi ile Resûlullahın bir sıkılması olmuştur ki bu babda

muhtelif rivayât vardır: Tirmizîde Esved ibni Kaysten Cündeb ibni büceli radıyallahü anhten: Dedi ki: Hazreti Peygamber sallallahü aleyhi vesellem ile bir garda idim, parmağı kanadı, bundan dolayı Peygamber sallâllahü aleyhi vesellem «هَلْ أَنْتِ إِلَّا إِصْبَعٌ دَمٖيتِ وَ فٖى سَبٖيلَ اللّٰهِ مَا لَقٖيتِ= Sen ancak bir parmaksın ki kanadın, Allah yolundadır bütün de çattığın» dedi. Cebrail aleyhisselâm da betaet etti, müşrikler, Muhammed bırakıldı dediler, bunun üzerine allah teâlâ «مَا وَدَّعَكَ رَبُّكَ وَمَا قَلٰى» yi indirdi. Bu hadîs hasendir sahihtir اه. Buharîde: Esved ibni Kays demiştir ki: Cündeb ibni Süfyan radıyallahü anhi işittim şöyle dedi: Resûlullah sallâllahü aleyhi vesellem rahatsızlandı, iki üç gece kalkmadı, bir kadın geldi, ya Muhammed! Ben umarım ki Şeytanın seni bırakmış olsun, görüyorum ki iki üç gecedir sana yaklaşmadı dedi, bunun üzerine Allah azze ve cell «وَالضُّحٰى وَالَّيْلِ اِذَا سَجٰى مَا وَدَّعَكَ رَبُّكَ وَمَا قَلٰى» yı indirdi اه. İbni Ebî Hâtim de Cündebi bücelîden: Demiştir ki: Resûlullahın parmağına bir taş atılmıştı «مَا اَنْتَ اِلَّا اِصْبَعٌ دَمَيْتَ وَفِى سَبِيلِ اللّٰهِ مَا لَقِيتَ» dedi. Sonra iki üç gece kaldı, kalkmadı, bir kadın ona: Şeytanını görmiyorum her halde seni terk etmiş dedi. Bunun üzerine Allah teâlâ «وَالضُّحٰى وَالَّيْلِ اِذَا سَجٰى مَا وَدَّعَكَ رَبُّكَ وَمَا قَلٰى» yı indirdi اه. Hâkim: Zeyd ibni Erkam radıyallahü anhten: Demiştir ki: «تَبَّتْ يَدَآ اَبٖى لَهَبٍ الخ» nâzil olunca Ebulehebin karısı Ümm-ü Cemîle, Muhammed sallâllahü aleyhi vesellem seni hecv etti denildi, bunun üzerine karı aleyhissalâtü vesselâma geldi, aleyhissalâtü vesselâm bir kalabalıkta oturuyordu, ya Muhammed! Beni neye hecv ettin; dedi, vallahi seni ben hecv etmedim, seni Allah teâlâ hecv etti buyurdu, karı hiç sen beni odun yüklenirken, yâhud boynumda bükülmüş iple gördün mü? Dedi gitti, Resûlullah bekledi, vahy inmiyordu, derken o karı geldi, sahibini görmüyorum. Her halde sana vedâ etmiş, darılmış «مَا أَرٰى صَاحِبَكَ اِلَّا قَدْ وَدَّعَكَ وَقَلٰى» dedi, Allah teâlâ da onu inzal buyurdu اه. Anlaşılıyor ki bu Sûre «تَبَّتْ» den sonra nâzil olmuş ve o sözü söyliyen kadın da Ebulehebin karısı Ümm-ü Cemîl imiş. Taş atılıp mubarek parmağının kanaması hâdisesi taife gidişte olduğuna göre demek ki o zaman Cündebi Bücelî Hazretleriyle birlikte bir mağaraya girmişlerdi. Vahyin teahhurunun sebebi hakkında da bir kaç rivayet vardır: Müfessirînden bir kısmı sûrei «كهف» in sebebi nüzûlünde geçtiği üzere sorulan sûale karşı yarın haber veririm diyip de istisna yapmamış inşallah dememiş olması idi demişler, bir de denilmiş ki: Hazreti Osman radıyallahü anh aleyhissalâtü vesselâma bir üzüm veya hurma salkımı takdim etmiş idi, bir sâil geldi, Resûlullah onu ona verdi, sonra Osman ondan bir dirheme satın aldı yine takdim eyledi, sâil yine geldi, yine verdi, üçüncüsünde latîfe ederek sen sâilmisin yoksa tâcirmisin? Ya Fülan! Buyurdu, onun üzerine vahiy günlerce teahhur etti, Resûlullah ondan sıkıldı, sonra bu nâzil oldu اه. Demek ki o söylenenler de bu arada söylendi.

İbni Ebî Şeybe Müsnedinde ve Taberânî ve ibni merduye Havle hadîsiyle rivayet eylemişlerdir: Havle radıyallâhü anha Resûlullahe hızmet ederdi, demiştir ki: Bir enik Resûlullahın serîri altına girmiş, ölmüş haberimiz olmamış, Resûlullah dört gün durdu vahiy inmiyordu. Ya Havle, dedi Resûlullahın odasında ne oldu ki bana Cibril gelmiyor? Ben de ya nebiyyallah, o günden beri de bize hayırlı bir gün gelmedi dedim. Bürdesini aldı, giydi ve çıktı, ben gönlümde, odayı süpürsem hazırlasam! Dedim, hemen süpürgeyi serîrin altına saldım, ağır bir şeye rastladım, bırakmadım, ölü bir enik karşıma çıktı, onu elime aldım, evin arkasına attım, derken Peygamber sallâllahü aleyhi vesellem geldi, mubarek sakalı titriyordu, vahiy nâzil olduğu vakıt onu bir titreme alırdı, ya Havle, beni ört buyurdu, Allah teâlâ «وَالضُّحٰى وَالَّيْلِ اِلَى فَتَرْضٰى» nâzil olmuştu اه. Bu rivayette inkıta’ dört gün olmuş oluyor. İbni Cüreycden on iki gün, Kelbîden on beş gün, on küsûr da denilmiş, İbni Abbastan yirmi beş gün, Süddî ve Mukatilden kırk gün diye de rivayetler vardır. Belli ki bu gibi müddetlere ılim, mebdeine ılm ile mütefavit olur. Onu tamamiyle bilmek Resûlullahın kendisinden olabilir. Bu ise merfuan rivayet edilmemiştir. Sahih olarak ma’lûm olan şudur ki, bir müddet vahyin teahhuru vaki’ olmuştur, ve Resûlullah bundan hüzn-ü ıztırab duymuş ve ahvalinden bu hiss edilmiştir ve iki üç gece kıyam etmediği görülünce onun her halini ta’kıyb eden müşrikler öyle söylenmeğe bir vesîle de bulmuştur. Cenabıhak da onun kalbi şerîfine ıtminan vermek üzere bu Sûreyi inzal buyurmuştur. Şöyle ki: بِسْ مِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖي مِ ١ وَالضُّحٰى ٢ وَالَّيْلِ اِذَا سَجٰى ٣ مَا وَدَّعَكَ رَبُّكَ وَمَا قَلٰى ٤ وَلَلْاٰخِرَةُ خَيْرٌ لَكَ مِنَ الْاُولٰى ٥ وَلَسَوْفَ يُعْطٖيكَ رَبُّكَ فَتَرْضٰى ٦ اَلَمْ يَجِدْكَ يَتٖيمًا فَاٰوٰى ٧ وَوَجَدَكَ ضَآلًّا فَهَدٰى ٨ وَوَجَدَكَ عَآئِلًا فَاَغْنٰى ٩ فَاَمَّا الْيَتٖيمَ فَلَا تَقْهَرْ ١ وَاَمَّا السَّآئِلَ فَلَا تَنْهَرْ ١١ وَاَمَّا بِنِعْمَةِ رَبِّكَ فَحَدِّثْ

Meali Şerifi

1وَٱلضُّحَىٰAndolsun kuşluk vaktine2وَٱلَّيۡلِ إِذَا سَجَىٰVe sakinleştiği zaman geceye ki3مَا وَدَّعَكَ رَبُّكَ وَمَا قَلَىٰRabbin seni bırakmadı ve darılmadı4وَلَلۡأٓخِرَةُ خَيۡرࣱ لَّكَ مِنَ ٱلۡأُولَىٰAhiret senin için dünyadan iyi olacaktır5وَلَسَوۡفَ يُعۡطِيكَ رَبُّكَ فَتَرۡضَىٰٓRabbın sana verecek ve sen hoşnut olacaksın6أَلَمۡ يَجِدۡكَ يَتِيمࣰا فَـَٔاوَىٰO seni yetim bulup da barındırmadı mı7وَوَجَدَكَ ضَآلࣰّا فَهَدَىٰSeni yol bilmez bulup yola iletmedi mi8وَوَجَدَكَ عَآئِلࣰا فَأَغۡنَىٰSeni yoksul bulup zengin etmedi mi9فَأَمَّا ٱلۡيَتِيمَ فَلَا تَقۡهَرۡÖyleyse sakın yetimi ezme10وَأَمَّا ٱلسَّآئِلَ فَلَا تَنۡهَرۡDilenciyi de azarlama11وَأَمَّا بِنِعۡمَةِ رَبِّكَ فَحَدِّثۡFakat Rabbinin nimetini anlat da anlat