A'râf Sûresi 32. Âyet
Mekke · Cüz 8 · Sayfa 154
قُلۡ مَنۡ حَرَّمَ زِينَةَ ٱللَّهِ ٱلَّتِيٓ أَخۡرَجَ لِعِبَادِهِۦ وَٱلطَّيِّبَٰتِ مِنَ ٱلرِّزۡقِۚ قُلۡ هِيَ لِلَّذِينَ ءَامَنُواْ فِي ٱلۡحَيَوٰةِ ٱلدُّنۡيَا خَالِصَةࣰ يَوۡمَ ٱلۡقِيَٰمَةِۗ كَذَٰلِكَ نُفَصِّلُ ٱلۡأٓيَٰتِ لِقَوۡمࣲ يَعۡلَمُونَ ٣٢
De ki: "Allah’ın kulları için çıkardığı zinetleri ve tertemiz rızıkları kim haram kılmış?" De ki: "Bunlar, bu dünya hayatında inananlar içindir, kıyamet gününde de yalnız onlara mahsustur". İşte böylece biz âyetleri bilen bir topluluğa uzun uzun açıklıyoruz
Elmalılı Hamdi Yazır meali
Elmalılı Tefsiri
قُلْ مَنْ حَرَّمَ زٖينَةَ اللّٰهِ الَّتٖىٓ اَخْرَجَ لِعِبَادِهٖ De ki Allahın kulları için çıkardığı ziyneti -meselâ pamuk, keten gibi nebatattan, yün ve ipek gibi hayvanattan, zirh ve saire gibi maadinden çıkan ve insanları süsleyib tezyin eden melbusât gibi Allah ziynetlerini وَالطَّيِّبَاتِ مِنَ الرِّزْقِ ve rızk kabilinden tayyibâtı: Kısmet olup lezzet-ü iştiha ile intifa’ edilecek, hoş hoş, temiz temiz env a’ı me’kûlât ve meşrubatı kim haram kılmış?- Bu bir istifhami inkârîdir. Ya’ni Allahın çıkardığı bu ziynetleri ve tayyibatı haram kılmak kimsenin haddi değildir. Binaenaleyh bu âyet, mat’umât ve melbusât ve envâı tecemmülâtta asl olan ibâha olduğuna delildir. İbni Abbas ve bir çok müfessirîn ziyneti melbusat ile tefsir etmişlerdir. Fakat diğer bir kavle göre israf olmamak üzere envai tezyinatın hepsine şamildir ki zâhiri de budur. Binaenaleyh min cemiilvücuh tanzıfi beden hayvanât ve saireden üzerine binilen binitler ve huliyyatın her nev’i, ziynet ta’biri tahtinde dahildir. Çünkü hepsi ziynettir. Eğer hadîsi Nebevîde erkek için altın ve gümüş ve ipeğin hurmeti hakkında bilhassa nass varid olmamış olsa idi bunlar da bu umumda dahil olurdu. قُلْ de ki هِىَ o, ziynet ve tayyibat لِلَّذٖينَ اٰمَنُوا فِى الْحَيٰوةِ الدُّنْيَا bu hayatı Dünyada iyman edenler için «خَالِصَةً يَوْمَ الْقِيٰمَةِ» yevmi Kıyamette halıs olarak vardır. -Ya’ni o ziynetler, o tayyibat esas ı’tibariyle mü’minler içindir. Hikmeti ıhracı mü’minlerin intifaıdır. Fakat bu hayatı Dünyada kâfirler dahi ona velev bitteba’ olsun iştirâk ederler, Fakat yevmi kıyamette onlar yalnız bu Dünyadaki mü’minlere mahsus olacak, kâfirler aslâ iştirâk edemiyeceklerdir, Saniyen o ziynet ve tayyibat bu Dünyada her ne olursa olsun eksiklikten tatsızlıktan, karışıklıktan, kederden hâli kalmaz. Yevmi kıyamette ise her türlü küdûretten hâli olarak vardır. O zaman o ziyneti halısa ancak bu hayatı Dünyada iyman etmiş olanların olacak, kâfirlere de münhasıran hırman-ü elem kalacaktır. كَذٰلِكَ نُفَصِّلُ الْاٰيَاتِ لِقَوْمٍ يَعْلَمُونَ İşte bilecek olan bir kavme âyetleri biz böyle tafsıl ederiz: