AyetSûreler

A'râf Sûresi 27. Âyet

Mekke · Cüz 8 · Sayfa 153

يَٰبَنِيٓ ءَادَمَ لَا يَفۡتِنَنَّكُمُ ٱلشَّيۡطَٰنُ كَمَآ أَخۡرَجَ أَبَوَيۡكُم مِّنَ ٱلۡجَنَّةِ يَنزِعُ عَنۡهُمَا لِبَاسَهُمَا لِيُرِيَهُمَا سَوۡءَٰتِهِمَآۚ إِنَّهُۥ يَرَىٰكُمۡ هُوَ وَقَبِيلُهُۥ مِنۡ حَيۡثُ لَا تَرَوۡنَهُمۡۗ إِنَّا جَعَلۡنَا ٱلشَّيَٰطِينَ أَوۡلِيَآءَ لِلَّذِينَ لَا يُؤۡمِنُونَ ۝٢٧

Ey Âdemoğulları. Şeytan, ana babanızı, çirkin yerlerini onlara göstermek için elbiselerini soyarak cennetten çıkardığı gibi, sizi de (şaşırtıp) bir belaya düşürmesin! Çünkü o ve kabilesi, sizin onları göremeyeceğiniz yerden sizi görürler. Biz, şeytanları, inanmayanların dostu yaptık

Elmalılı Hamdi Yazır meali

Elmalılı Tefsiri

يَا بَنٖىٓ اٰدَمَ ey Âdem oğulları لَا يَفْتِنَنَّكُمُ الشَّيْطَانُ sakının Şeytan sizi meftun etmesin كَمَآ اَخْرَجَ اَبَوَيْكُمْ مِنَ الْجَنَّةِ يَنْزِعُ عَنْهُمَا لِبَاسَهُمَا لِيُرِيَهُمَا سَوْاٰتِهِمَا ebeveyninizin: Babanızın ananızın sev’elerini -fena yerlerini, Mücahidin tefsirine göre kendilerine fenalık veren ma’sıyyetlerinik endilerine göstermek için elbiselerini soyarak, üzerlerindeki libası tekvayı sıyırtarak Cennetten çıkmalarına sebeb olduğu gibi sizi de aldatıp fitne ve mihnete düşürmesin sakının اِنَّهُ يَرٰيكُمْ هُوَ وَقَبٖيلُهُ مِنْ حَيْثُ لَا تَرَوْنَهُمْ çünkü o ve o kabîlden olanlar sizi, sizin onları görmiyeceğiniz cihetten görürler. -İblis de «كَانَ مِنَ الْجِنِّ» olduğundan o Şeytan ve onun hemcinsleri: Zürriyyet ve cunudu insan nazarından gizlenebilen Cinn güruhundandırlar. Ve hafiyye ve Casus gibi insanı görmediği tarafından vurur avlarlar. Müfessirîn demişlerdir ki bundan insanın Şeytanı hiç göremiyeceği zannedilmemelid ir. Görülmiyecek cihetten görebilmek hiç bir veçhile görülememeği iktiza etmez. اه. Filvaki’ bir insan bile diğer insanı göremiyeceği cihetten görebilir, Şeytan da insanı böyle görmediği tarafından aldatır ve hattâ bâ’zan görünür de Şeytan olduğunu sezdirmez, Şeytan olduğunu gizlemiyerek göründüğü de olur. «لَا يَفْتِنَنَّكُمُ الشَّيْطَانُ» nehyi de gösterir ki bir insan için Şeytanın fitnesinden ihtiraz ve ictinab mümkindir. Demek ki Şeytan gözle görünmediği halde bile onun şeytanet ve iğva noktaları bilinebilir. Ve bilinemediği halde bile libası tekvâ, hissi iyman ve haşyet onun fitnesine en kuvvetli bir mânia teşkil eder. İnsan zâhir ve bâtıniyle maddeten ve ma’nen mücehhez olur, libası tekvâ ile içinden dışından giyinmiş bulunursa Şeytan onu görmediği tarafından gördüğü halde bile nüfuz edib aldatamaz, binaenaleyh Şeytandan libası tekvâ ile sakının اِنَّا جَعَلْنَا الشَّيَاطٖينَ اَوْلِيَآءَ لِلَّذٖينَ لَا يُؤْمِنُونَ muhakkak ki biz Şeytanları iyman şanından olmıyan iymansızların evliyası: Veliyleri, amirleri, iş başları, başlarına musallat karinleri, arkadaşları kılmışızdır.- İymansızlıkla şeytanet arasında bir cazibe vardır. Korusuz bahçeye haşerat musallat olduğu gibi «اَنَّآ اَرْسَلْنَا الشَّيَاطٖينَ عَلَى الْكَافِرٖينَ تَؤُزُّهُمْ اَزًّا» medlûlünce iymansız kalblere de Şeytanlar musallat olur. İymansızlar şeytaneti sever, Şeytanî haslatlara, hareketlere mefhun olurlar. Hayırsız, hayırsızla düşer kalkar, eşkıyanın reisi en büyük şakıy olur. Bunun gibi iymansızların bütün temayülleri şeytanette olduğundan önlerine Şeytanlar düşer, başlarına Şeytanlar geçer ve artık onları diledikleri yere sevk eder, soydurur, soyarlar. Bu suretle Şeytanlara mefhun olduklarından