AyetSûreler

A'râf Sûresi 19. Âyet

Mekke · Cüz 8 · Sayfa 152

وَيَـٰٓـَٔادَمُ ٱسۡكُنۡ أَنتَ وَزَوۡجُكَ ٱلۡجَنَّةَ فَكُلَا مِنۡ حَيۡثُ شِئۡتُمَا وَلَا تَقۡرَبَا هَٰذِهِ ٱلشَّجَرَةَ فَتَكُونَا مِنَ ٱلظَّـٰلِمِينَ ۝١٩

(Sonra Allah, Âdem’e hitab etti): "Ey Âdem! Sen ve eşin cennette durun, dilediğiniz yerden yeyin; fakat şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz

Elmalılı Hamdi Yazır meali

Elmalılı Tefsiri

وَيَآاٰدَمُ ve dedik ki ya Âdem, اسْكُنْ اَنْتَ وَزَوْجُكَ الْجَنَّةَ sen eşinle o Cennette sakin ol: İblisin matruden ihrac olunduğu o Cennette dur.- Bu Cennetin Cennetülhuld veya Sema Cennetlerinden bir Cennet veya Arz cennetlerinden bir cennet olması hakkında ba’zı kaviller vardır ki sûrei «Bakare» de buna dair ba’zı izahat geçmiş idi. Burada da şunu kaydedelim ki İblisin «فَاهْبِطْ مِنْهَا فَاخْرُجْ مِنْهَ» emirleriyle indirilib ıhraç edildiği Cennet hakkında ibni Abbas radıyallahü anhüma «Cennetülhulde değil cenneti adnde idiler» demiştir. Binaenaleyh Âdemin iskân edildiği de cenneti adn demektir: Dâlin sükûniyle «Adn» ikamet demek olduğuna ve «ma’din» kelimesinin de esası bulunduğuna nazaran «Cenneti adn» ismi ma’dini hılkat ve ikametgâhı aslî olan Cennet mefhumunu iyma eder, Bu ise Âdemin ilk ni’meti vücude mazhar olduğu ravzai hılkat ma’nâsını iş’ar eyler. «Cenneti adn» dahi Cennetülme’vâ, Cennettünnaîm, Cennetülfirdevs, dârüsselâm, Cennetülhuld, Cennetülvesile, gibi Âhıret Cennetlerinden ma’dud olduğuna nazaran ilk meskeni Âdem olan Cennet-i adnin Âhırette Cennetülhuld güzergâhında ilk Cennet olacağı ve bunda «تِلْكَ الْجَنَّةُ الَّتٖىٓ اُورِثْتُمُوهَا بِمَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ» mısdakınca mebde’ ile meadın bir telâkısi bulunacağı anlaşılabilir. Allahü a’lem.

فَكُلَا مِنْ حَيْثُ شِئْتُمَا Sâkin olunuz da neresinden dilerseniz yiyiniz. -Mubahtır. Ancak وَلَا تَقْرَبَا هٰذِهِ الشَّجَرَةَ şu bir ağaca yaklaşmayınız فَتَكُونَا مِنَ الظَّالِمٖينَ ki zalimlerden olursunuz.- haddinizi tecavüz ve kendinize yazık etmiş bulunursunuz. Demek ki Âdem ve Havva Cennette diledikleri gibi hareket edebilecek ve istedikleri yerde istediklerini yiyib mütena’ım olabilecek bir serbeslik ve ibaha ile iskân edilmiş olmakla beraber bu salâhıyet ve me’zuniyyet her kaydden azâda gayri mahdud bir hurriyyet ve temlik olmayıb bir hadde kadar idi ki bişşahıs veya binnevi’ vahıd olan bu ağaç ve bunun semeresi o haddi ta’yin etmiş ve ona yaklaşmak kendileri için tekvinen mümkin ise de teşrian ve hukukan nehyedilmiş idi. Ma’lûmdur ki ağaç urfte hududı mekâniyyeden bir haddi, onun meyvesinden ekil de hududi ef’alden bir haddi irae eder. Bu nokta Âdemin Cennette bile mebdei mükellefiyyetten azâde olmadığını ve bu şecere civarı haddi zatında Cennetten ma’dud olmakla beraber Âdem ve Havva için bir cennet değil bir sahai ibtilâ olacaktı. Ve her kim olursa olsun ona Allah tealânın ta’yin ettiği haddi ve dairei hukuku tecavüz ederse haksızlık ve binaenaleyh kendine zulmetmiş olacağından Âdem ile Havvaya da buna yaklaşırsanız zalimlerden olursunuz buyurmuştur.

Bu iskân ve tebliğ üzerine: