AyetSûreler

Âl-i İmrân Sûresi 46. Âyet

Medine · Cüz 3 · Sayfa 56

وَيُكَلِّمُ ٱلنَّاسَ فِي ٱلۡمَهۡدِ وَكَهۡلࣰا وَمِنَ ٱلصَّـٰلِحِينَ ۝٤٦

Beşikte de, yetişkin çağında da insanlarla konuşacak ve iyilerden olacaktır

Elmalılı Hamdi Yazır meali

Elmalılı Tefsiri

وَجٖيهًا فِى الدُّنْيَا وَالْاٰخِرَةِ وَمِنَ الْمُقَرَّبٖينَ وَيُكَلِّمُ النَّاسَ فِى الْمَهْدِ وَكَهْلًا وَمِنَ الصَّالِحٖينَ bu dört de o kelimenin halleridir ki bir âyet sonra mada’di daha gelecektir.

VECİH. Vecahetli, cah sahibi, ya’ni kuvvetli, şerefli i’tibarlı, Dünyada vecaheti nübüvveti, Ahırette vecaheti şefaati ve Cennette ulüvvi derecesidir. Şu kadar ki «مَنْ ذَا الَّذٖى يَشْفَعُ عِنْدَهُٓ اِلَّا بِاِذْنِهٖ» unutulmamalı. Sade vecih değil mukarrebînden de, Allah tealâya pek yakın olanlardan ve rıdvanı ekberine erenlerden ki «وَالسَّابِقُونَ السَّابِقُونَ اُولٰٓئِكَ الْمُقَرَّبُونَ» halbuki ba’zıları vecih olur da mukarreb olmaz. Ve İsa gibi daha nice mukarrebîn vardır. Fakat cahiller bunun Allaha mukarrebiyyetini ülûhiyyette ayniyyet veya iştirak zannettiler.

KEHL, kuvvetini toplamış, gençliği kemaline ermiş olandır ki ekseriya otuzdan sayarlar. Beşikte iken ve

büyükken nasa söz söyler bir halde olması, surei Meryemde gelecek bir mu’cizesini veya kelime tesmiyesinin veçhini beyan ma’nasından başka dünyada sinni kühulete kadar yaşayacağını tebşir ve bilhassa hudusünü ve tufulet ve kühulet gibi halden hale tavırdan tavra tagâyyür ve tahavvülünü ifham ile hakkında ülûhiyyet iddiasının butlânına tenbihi dahi mutazammındır.