AyetSûreler

Âl-i İmrân Sûresi 134. Âyet

Medine · Cüz 4 · Sayfa 67

ٱلَّذِينَ يُنفِقُونَ فِي ٱلسَّرَّآءِ وَٱلضَّرَّآءِ وَٱلۡكَٰظِمِينَ ٱلۡغَيۡظَ وَٱلۡعَافِينَ عَنِ ٱلنَّاسِۗ وَٱللَّهُ يُحِبُّ ٱلۡمُحۡسِنِينَ ۝١٣٤

O (Allah’tan hakkıyla korka)nlar, bollukta ve darlıkta Allah için harcarlar, öfkelerini yutarlar, insanları affederler. Allah iyilik edenleri sever

Elmalılı Hamdi Yazır meali

Elmalılı Tefsiri

اَلَّذٖينَ يُنْفِقُونَ فِى السَّرَّآءِ وَالضَّرَّآءِ SERRA’; Sürur veren halet, DARRA’; Zarar ve sıkıntı veren halet demektir ki hali yüsür ve hali usür, hali sürur ve hali gumum, hali hayat ve vasıyyet suretiyle hali memat, evlâd ve akribaya nefaka gibi sürur veren infak, düşmanlara karşı masraf gibi zarar ve sıkıntı veren infak, düşmanlara karşı masraf gibi zarar ve sıkıntı veren infak halleri, ehli yüsrolan kimselere zıyafet ve hediyye, ehli zaruret olan fukaraya sadaka manâlarından her biriyle tefsir edilmiştir. Binaenaleyh zahir olan ta’mimdir. وَالْكَاظِمٖينَ الْغَيْظَ GAYZ: Hoşlanılmadık bir şey’e karşı tab’ın heyecanı, yani öfke demektir ki gadabın aslıdır. Ve ondan farkı vardır. Deniliyor ki her halde gadabın araksında iradei intikam vardır. Ve yahut gadab bilâ ıhtiyar yüzde ve cevarılte zahir olur. Gayz ise yalnız kalbde kalabilir. Bir de Allaha gazab isnad edilir de gayz isnad edilmez. KEZIM; Dolu bir kırbanin ağzını bağlamaktır ki burada öfkesini yutub tutmak, zarar gördüğü kimselere karşı kudreti bulunduğu halde intikama kalkışmamak ve hatta nahoş bir hal göstermeyib hazm-ü sabretmektir. وَالْعَافٖينَ عَنِ النَّاسِ kötülük edenlere karşı afv ile muamele edenler. Afiv hakkında bir çok ehadisi nebeviyye varid olmuştur. Ezcümle buyurulmuştur ki «yevmi kıyamette nerede ecirleri Allah üzerine olanlar Cennete girsinler» diye bir münâdi nida edecek «ecri Allah üzerine olan kim?» denilecek, bunun üzerine afiv yapmış olanlardan başka kimse kalkamıyacaktır. وَاللّٰهُ يُحِبُّ الْمُحْسِنٖينَ Amelinde ihsan yapan bütün muhsinlere şamildir. İhsanın ma’nası için surei Bakarede «بَلٰى مَنْ اَسْلَمَ وَجْهَهُ لِلّٰهِ وَهُوَ مُحْسِنٌ» e bak.

Saniyen