Âl-i İmrân Sûresi 133. Âyet
Medine · Cüz 4 · Sayfa 67
۞وَسَارِعُوٓاْ إِلَىٰ مَغۡفِرَةࣲ مِّن رَّبِّكُمۡ وَجَنَّةٍ عَرۡضُهَا ٱلسَّمَٰوَٰتُ وَٱلۡأَرۡضُ أُعِدَّتۡ لِلۡمُتَّقِينَ ١٣٣
Rabbinizin bağışına ve genişliği göklerle yer arası kadar olan, Allah’tan gereği gibi korkanlar için hazırlanmış bulunan cennete koşun
Elmalılı Hamdi Yazır meali
Elmalılı Tefsiri
وَسَارِعُوٓا Nafı’ ve ibni Âmir kıraetlerinde «vav» sız «سَارِعُوا» okunur.
«MÜSAREAT»; Koşuşmak, sur’at yarışı yapmaktır, mağfirete müsareat da esbab ve tarikı mağfirete müsâreat demektir. «CENNET» dariseadet olan vatanı ebedî, o gizli bahçe ki «جَنَّاتٌ تَجْرٖى مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ» dan birisi veya hepsi. «ARZ» tul mukabili en veya vüs’at veya karşılık ve bedel manâsınadır ki bir şey satın alınmak için ahzolunur. Diğer bir âyette «عَرْضُهَا كَعَرْضِ السَّمَآءِ وَالْاَرْضِ» buyurulduğundan burada da «عَرْضُهَا السَّمٰوَاتُ وَالْاَرْضُ» kâfi teşbihin hezfiyle «عَرْضُهَا عَرْضُ السَّمٰوَاتِ وَاْلَارْضِ» manâsı gözetilmiştir ve bu teşbihin hakikî veya azameti vüs’atten kinaye olduğu da mevzuı bahsolmuştur. İbni Abbas ve Said ibni Cübeyr ve Cümhur demişlerdirki «Semavat ve Arz kumaş gibi yayılıb birbirine ulanınca Cennet arzına bir mıkyas olur. Tulünü ise Allahdan başka kimse bilmez» bu kavle göre Cennet Semavattan büyük demektir, bazı ehadisi Nebeviyyede de Cennet arşı âzamın tahtinde ve Semavatın fevkında bulunduğu varid olmuştur. Bunun için «وَجَنَّةٍ عَرْضُهَا السَّمٰوَاتُ وَالْاَرْضُ» bir kişiye isabet eden Cennet diye de tefsir edilmiştir. Maamafih bu âyetin zahiri bu âlemin Semavat ve Arzı aynen Cennetin arzı «عَرْضُهَا كَعَرْضِ» âyeti de teşbihen böyle olduğunu gösteriyor. Bunların birini bedel birini en manâsına hamlederek tevfik, mümkin olduğu gibi «وَلِمَنْ خَافَ مَقَامَ رَبِّهٖ جَنَّتَانِ» âyeti de her iki âyetteki Cennetleri başka başka olarak ahzetmeğe müsaiddir. «رَبَّنَآ اٰتِنَا فِى الدُّنْيَا حَسَنَةً وَفِى الْاٰخِرَةِ حَسَنَةً».
Tefsiri Razîde nakledildiği üzere Hıraklın -yani Rum Kralınıne lçisi Resulullaha sen «عَرْضُهَا السَّمٰوَاتُ وَالْاَرْضُ اُعِدَّتْ لِلْمُتَّقٖينَ» olan bir Cennete davet ediyorsun? o halde Nâr, nerede?» diye sual etmiş Resulullah sallâllahü aleyhi vesellem de «سُبْحَانَ اللّٰهِ فَاَيْنَ اللَّيْلُ اِذَا جَاءَ النَّهَارُ= sübhanallah gündüz olduğu zaman gece nerede olur?» buyurmuş olduğu mervidir.
Bu Cennetin muttekîler için tehyie edilmiş bulunduğu gösteriliyor. Ve bu ittikanın sadece şirkten sakınmak manâsına alel’ıtlak bir ittika olmadığı anlatılmak için bu müttekîler, evsafı mahsusa ile tavsıf olunuyor ki evvelâ: