Ahzâb Sûresi 6. Âyet
Medine · Cüz 21 · Sayfa 418
ٱلنَّبِيُّ أَوۡلَىٰ بِٱلۡمُؤۡمِنِينَ مِنۡ أَنفُسِهِمۡۖ وَأَزۡوَٰجُهُۥٓ أُمَّهَٰتُهُمۡۗ وَأُوْلُواْ ٱلۡأَرۡحَامِ بَعۡضُهُمۡ أَوۡلَىٰ بِبَعۡضࣲ فِي كِتَٰبِ ٱللَّهِ مِنَ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ وَٱلۡمُهَٰجِرِينَ إِلَّآ أَن تَفۡعَلُوٓاْ إِلَىٰٓ أَوۡلِيَآئِكُم مَّعۡرُوفࣰاۚ كَانَ ذَٰلِكَ فِي ٱلۡكِتَٰبِ مَسۡطُورࣰا ٦
Peygamber, müminlere kendi nefislerinden önce gelir. O’nun hanımları da onların analarıdır. Akraba da Allah’ın kitabında birbirlerine, diğer müminlerden ve muhacirlerden daha yakındırlar. Ancak dostlarınıza bir maruf (uygun bir vasiyet) yapmanız müstesnâdır. Bu, kitapta yazılıdır
Elmalılı Hamdi Yazır meali
Elmalılı Tefsiri
اَلنَّبِىُّ اَوْلٰى بِالْمُؤْمِنٖينَ مِنْ اَنْفُسِهِمْ Peygamber mü’minlere nefislerinden evlâdır. - Bütün işlerinde kendilerinden daha elverişlidir. Çünkü o onlara ancak iyilikleri, salâhları, necatları ne ise onu gözetir, onu emreder, şerr-ü zararlarına râzıy olmaz. Halbuki nefis öyle değildir. O halde Peygamber onlara kendilerinden daha sevgili ve onun emri kendilerinin emrinden daha nafiz ve ona karşı şefekatleri nefislerine şefekatlerinden daha tamm olmalıdır. Rivayet olunur ki. Aleyhissalâtü vesselâm Tebûk gazasına çıkışı emrettiği zaman ba’zı kimseler analarımızdan babalarımızdan izin istiyelim demişlerdi bu âyet, bunun üzerine nâzil oldu وَاَزْوَاجُهُٓ اُمَّهَاتُهُمْ zevceleri de onların analarıdır. - Ya’ni hurmet ve ıhtiramda mü’minînin anaları mesabesindedirler. Nikâhları haram, ta’zîmleri farzdır. Bundan ma’ada hususatta ise yabancıları gibidirler. Onun için Hazreti Aişe, biz kadınların anaları değiliz buyurmuştur. وَاُولُوا الْاَرْحَامِ erham sahibleri, ya’ni karâbet sahibleri de بَعْضُهُمْ اَوْلٰى بِبَعْضٍ ba’zısı ba’zısına evlâdır. - Mirasa daha yakın, daha mukaddemdir.
فٖى كِتَابِ اللّٰهِ Allah yazısında - bu âyette veya miras âyetlerinde مِنَ الْمُؤْمِنٖينَ وَالْمُهَاجِرٖينَ bu kayidde iki ıhtimal vardır. Birisi ülül’erhamı beyan olmasıdır. Ya’ni alel’umum mü’mininden ve bilhassa muhacirînden olan ülül’erham, çünkü kâfirlerden olan akriba vâris olamaz. Diğeri «من» iptidaiyye olarak evlânın sılesi olmaktır. Ya’ni ülülerham yekdiğerine Allah yazısında diğer mü’minlerden ve muhacirlerden daha evlâdır. Dîn hakkı bulunan mü’minlerden, hicret hakkı olan muhacirlerden daha mukaddem miras alır. İslâmın bidayetinde hicret ve dînde kardeşlik akdiyle meşru’ kılınmış olan tevarüs, bu âyet neshedilmiş, akriba diğerlerine takdim olunmuştur اِلَّآ اَنْ تَفْعَلُوٓا اِلٰٓى اَوْلِيَآئِكُمْ مَعْرُوفًا ancak dostlarınıza bir ma’ruf yapmanız müstesna - burada ma’ruftan murad, vasıyyettir, ya’ni akribaya değil de haricde olan dostlara yapılan vasıyyet, o evleviyyet hukmünden müstesnadır. Çünkü sülüs mıkdarında vasıyyet mirasa mukaddemdir. كَانَ ذٰلِكَ فِى الْكِتَابِ مَسْطُورًا kitabda bu mestur bulunuyor. - Netekim Sûrei «Nisâ» da miras âyetlerinde «مِنْ بَعْدِ وَصِيَّةٍ يُوصٖى بِهَآ» diye yazılı olduğu gibi burada da bu âyetle yazılıdır. Onun için Allahın kitabındaki bu ahkâma tabi’ olup Allaha mütevekkil ol