AyetSûreler

Zilzâl Sûresi 2. Âyet

Medine · Cüz 30 · Sayfa 599

Ağırlıklar

وَأَخۡرَجَتِ ٱلۡأَرۡضُ أَثۡقَالَهَا ۝٢

Yer, içindeki ağırlıkları çıkarıp dışarı attığı

Elmalılı Hamdi Yazır meali

Anlamı

Ve yer, içindeki ağırlıkları dışarı çıkardığı zaman.

Bir nükte

Elmalılı bu ağırlıklar için iki yorum aktarır: Ölülerin kabirlerinden çıkması, ya da yerin altındaki hazinelerin ve madenlerin ortaya dökülmesi. O gün dünyanın en kıymetli sanılan hazineleri bile değerini yitirir.

Düşün

Bugün çok değer verdiğin bir şeyin o gün ne kadar önemli olacağını düşün.

Bu sade açıklama Elmalılı tefsirine dayanır; henüz bir ilim ehli tarafından gözden geçirilmedi.

Elmalılı Tefsiri

وَاَخْرَجَتِ الْاَرْضُ اَثْقَالَهَا – Arzın eskalini, ya’ni ağırlıklarını çıkarmasında iki rivayet vardır. Birisi; ölüleri kabirlerinden fırlatıp çıkarmasıdır ki «وَاِذَا الْقُبُورُ بُعْثِرَتْ» âyetinin mazmunudur. Bu ise ba’s demek olacağından nefhai sâniyeye işaret olur. Birisi de içindeki defînelerin, hazînelerin, ma’denlerin meydana çıkarılmasıdır ki bunun da nefhai ulâda, ya’ni ilk zelzelede olması zâhirdir. Ba’zı haberlerde eşratı saatten olan Deccalın günlerinde Arzın kezleri meydana çıkacak diye vârid olmuştur. Bunu da ba’zıları ona haml eylemiş ise de o, zelzeleden evvel olan ıhracat olduğu, halbuki burada murad zelzele ile hudûse gelecek ıhracat olmak zâhir bulunduğu cihetle demişlerdir ki bu, Deccalın zamanında çıkarılanlardan başka olarak kalmış olan bütün künuz ve defâinin zelzele ile fırlatılıp çıkarılmasıdır. Ancak nefhai ulâda mı nefhai sâniyede mi? Bunda da her iki ihtimali söyliyenler olmuştur. Ba’zıları demişlerdir ki: bu zelzeleden murad birinci zelzeledir. Arz o vakıt künuzünü çıkaracak, yeryüzü altın dolacak da ona iltifat eden olmıyacak, altın o zaman sanki insana şöyle bağıracak: Sen benim için dînini ve Dünyanı tahrib etmiyormıydın? sonra onun çıkarılmasının neticesi bir de «يَوْمَ يُحْمٰى عَلَيْهَا فٖى نَارِ جَهَنَّمَ فَتُكْوٰى بِهَا جِبَاهُهُمْ وَجُنُوبُهُمْ وَظُهُورُهُمْ هٰذَا مَا كَنَزْتُمْ لَِانْفُسِكُمْ» hukmünün zâhir olması olur ki bu da ikinci nefhadan sonra olur. Nakkaş, Zeccac, Münzir ibni Saıyd gibi bir hayli müfessirîn de her iki rivayeti cem’ ile eskal hem mevta hem künüz ikisine de şamil olduğunu söylemişlerdir. Zâhir olan da bu olmalıdır, İbni Abbastan da iki rivayet olduğu söylenmiştir. İkisinde de bunu, zikrolunduğu üzere nefhai sâniyeye yâhud her iki nefha müddetini bir vakıt ıtibar ederek ikisine de hamledenler olmuş ise de nefhai sâniye «يَوْمَئِذٍ يَصْدُرُ النَّاسُ اَشْتَاتًا» ile beyan olunacağına nazaran bu ıhracı nefahi ûlâ hâli olarak anlamak «اِذَا» nın da tekrar edilmemiş olması ıtibariyle daha zâhirdir. Yıkım nefhası olan nefhai ûlâda ölülerin çıkarılması ise hayy olarak değil, ölü olarak fırlatılıp fırlatılıp atılmaları demek olur ki o vakıt «يَوْمَ تَرْجُفُ الْاَرْضُ وَالْجِبَالُ وَكَانَتِ الْجِبَالُ كَثٖيبًا مَهٖيلًا» olduğu gündür. «وَحُمِلَتِ الْاَرْضُ وَالْجِبَالُ فَدُكَّتَا دَكَّةً وَاحِدَةً» olduğu ve «اِذَا رُجَّتِ الْاَرْضُ رَجّاً وَبُسَّتِ الْجِبَالُ بَسّاً فَكَانَتْ هَبَآءً مُنْبَثّاً» olmak üzere bulunduğu hengâmdır. «يَوْمَ تَرْجُفُ الرَّاجِفَةُ» olmaktadır. Henüz «تَتْبَعُهَا الرَّادِفَةُ» olmamış «فَاِنَّمَا هِىَ زَجْرَةٌ وَاحِدَةٌ فَاِذَا هُمْ بِالسَّاهِرَةِ» kumandası daha verilmemiştir. Bu bittemsil henüz bir volkanın patladığı, bir harbin evzarını ortaya atmaya başladığı mobilzasyon esnasındaki ıztırabat gibi mukaddime kabilinden olarak «وَاِذَا الْاَرْضُ مُدَّتْ وَاَلْقَتْ مَا فٖيهَا وَتَخَلَّتْ» mısdakınca boşalma hengâmıdır ki o harbin neticesine irip de evzarını indireceği «وَاَذِنَتْ لِرَبِّهَا وَحُقَّتْ» hukmünün zuhur edeceği asıl haklanma ve hisab devrini açacak olan nefhai sâniye ondan sonra olacaktır.

ESKAL, tahrik ile cebel vezninde «sekal» in cem’idir ki Râzînin ifadesince sekal metaı beyt, ya’ni ev

eşyasıdır. Kamusta sekal, müsafirin, ya’ni yolcunun ağırlık ta’bir olunan meta’ ve haşemine ve sahibinin çokluk kullanmayıp hıfz-u sıyanet eylediği nefîs ve kıymetli şey’e denir. Netekim «اِنّٖى تَارِكٌ فِيكُمُ الثَّقَلَيْنِ كِتَابُ اللّٰهِ وَ عِتْرَتِى» hadîsi şerifinde sekaleyn bu ma’nadadır. İns-ü Cinne sekaleyn denilmesi Arzın içinde ve üzerinde bulunmaları ı’tibariyle onun sekali, ağırlığı gibi olmalarından, yâhud amellerinin günahlarının ağırlığındandır denilmiştir. Ve demişlerdir ki meyyit, Arzın içinde iken onun ağırlığı, Arzın üstünde iken ona ağırlıktır. Künûz da Arzın nefâisi olmak ma’nasına eskalidir. اه. Eskal yolcunun ağırlıkları, meta’ ve haşemi ma’nasına olduğuna göre «وَاَخْرَجَتِ الْاَرْضُ اَثْقَالَهَا» buyurulmakla o zelzele halinde Arz seferberlik yapan bir yolcuya ve içindeki emvat ve künûzu o yolcunun ağırlığını teşkil eden meta’ ve haşemine teşbih edilmek suretiyle bir istiarei mekniyye yapılmış demek olur.

ESKAL, kesr-ü sükûn ile «sıkal» in cem’i olabileceği de söylenmiştir ki hımli batın, ya’ni karın yükü

ma’nasınadır. Bunun da künûz ve emvata ıtlâkı teşbih ve isti’are suretiyledir. Bu ma’nâ «وَاَلْقَتْ مَا فٖيهَا وَتَخَلَّتْ» âyetine daha muvafıktır Râzî Eskalin esrar ma’nasına olmasını da ikinci bir kavl olarak nakl eylemiştir. Ya’ni o gün Arz bütün esrarı keşf edecek, açıklayacak «يَوْمَئِذٍ تُحَدِّثُ اَخْبَارَهَا» buyurulduğu üzere lehte veya aleyhte şehadet edecek demektir. Âlûsî buna me’sûre muhalif ve baiddir, demiş ise de muhtemildir. Maamafih en kuvvetli vecih, Arzın seferberliğini ifade eden birinci vecihtir. Ya’ni tahrik ile Sekalin cem’i olmasıdır. Arzın zikri geçmiş iken zamir mevki’inde tekrar izharı ziyade takrir içindir. Arzın gayrı Arza tebdiline iyma için de denilmiştir. Zâhiri hal bu ihracın zelzele sebebiyle olmasıdır. Lâkin Terettüb kasd edilmiyerek her iki hâdise re’sen birlikte olarak mülâhaza ettirilmek için fa’ ile atf edilmeyip bir «اِذَا» tahtinde vâv ile «وَاَخْرَجَتِ» buyurulmuştur.

Hulâsa: o zilzâl ve ihrac olduğu