AyetSûreler

Yûnus Sûresi 31. Âyet

Mekke · Cüz 11 · Sayfa 212

قُلۡ مَن يَرۡزُقُكُم مِّنَ ٱلسَّمَآءِ وَٱلۡأَرۡضِ أَمَّن يَمۡلِكُ ٱلسَّمۡعَ وَٱلۡأَبۡصَٰرَ وَمَن يُخۡرِجُ ٱلۡحَيَّ مِنَ ٱلۡمَيِّتِ وَيُخۡرِجُ ٱلۡمَيِّتَ مِنَ ٱلۡحَيِّ وَمَن يُدَبِّرُ ٱلۡأَمۡرَۚ فَسَيَقُولُونَ ٱللَّهُۚ فَقُلۡ أَفَلَا تَتَّقُونَ ۝٣١

De ki, "size gökten ve yerden kim rızık veriyor? O, kulaklara ve gözlere hükmeden kim? Ölüden diriyi, diriden ölüyü çıkaran kim? İşleri idare eden kim?" Hemen "Allah’dır" diyecekler. De ki, "O halde Allah’a karşı gelmekten sakınmaz mısınız

Elmalılı Hamdi Yazır meali

Elmalılı Tefsiri

قُلْ De ki مَنْ يَرْزُقُكُمْ مِنَ السَّمَآءِ وَالْاَرْضِ size gökten ve yerden kim rızk veriyor? اَمَّنْ يَمْلِكُ السَّمْعَ وَالْاَبْصَارَ hele o semi’ ve ebsara kim malik ve hâkim bulunuyor? - Ya’ni o rızklarla intifaın en mühim vesaıt ve şeraitından olan his kuvvelerinin en şereflisi bulunan işitme ve görme melekelere gibi ni’meti kim veriyor? Bunları halk ve tesviye ve kim kudret yetiriyor? Veya bunları kim idare ediyor? Bunlar üzerinde kim huküm ve tasarruf ediyor? Nefsinizdeki bir hâdisede, âfaktaki bir vakıayı tecelli ettirib de size sizden haric olan hakıkati idrâk ettiren, lemhai hakkı duyuran, âyâtını işittiren, gösteren kim? Sem’in müfred, ebsarın cemi’ olarak îradı görmenin işitmeden kesretli olduğuna bir işareti ihtivâ eder. Semi’ ve ebsara malik veya melik ve hâkim olmak müfadının Fatihada bahsedilen tasdıkı hak ve sûrei «Bakare» nin «شَهِدَ اللّٰهُ اَنَّهُ لَآ اِلٰهَ اِلَّا هُوَ» âyetinde bahsedilen mebdei yakın, sûrei «Mâide» de geçen «وَهُوَ يُدْرِكُ الْاَبْصَارَ» kavli kerîminde geçen idrâki haric mes’elelerine tealluk eden ve doğru görmek ve doğru işitmek hak ve hakıkati hiss-ü idrâk etmek işinin «قُلِ الرُّوحُ مِنْ اَمْرِ رَبّٖى» mazmununda olduğu vechile doğrudan doğru ilâhi bir emir olduğunu iş’ar eyliyen daha amık ve dakık bir hakıkati tenvır ve «وَلَا يَزَالُ الْعَبْدُ يَتَقَرَّبُ اِلَىَّ بِالنَّوَافِلِ حَتَّى اَكُونَ سَمْعَهُ الخ» hadîsi kudsîsi mazmunu olan şühud billâh mes’elesine bir işareti muhtevi olduğunu da kaydetmeden geçemiyeceğiz. Evet o sem-u ebsâr harikai bediası kimin milki; وَمَنْ يُخْرِجُ الْحَىَّ مِنَ الْمَيِّتِ وَيُخْرِجُ الْمَيِّتَ مِنَ الْحَىِّ ve kimdir o ki ölüden diri çıkarıyor ve diriden ölü çıkarıyor - dün ortada yokken bugün bir zîhayat, bir nebat, bir hayvan, bir insan meydana geliyor ve bir takım hayatsız maddelerden çıkıb geliyor. Ve sonra ölüyor. Failsiz hâdise olamıyacağından bu hayat ve mematı yapan, bunları dirilten öldüren kim? Erzak ve gıda hayata temessül ediyor, gayri uzvî maddeler uzvîleşiyor, nutfeden hayvan, kandan nutfe çıkıyor, sonra da canlı, uzvî maddeler uzvîyyetini zayi’ edib ölüyor ki tabiat noktai nazarından bakıldığı zaman bunlar muhtelif ve zıd tabiatlerin yekdiğerine tahavvülü, inkılâbı, ıstıfasıdır ki tabiatın kanunı esasîsi olan ıttırad ve ayniyyete muhalif ve binaenaleyh hılâfı tabiat hâdisattır. İmdi bunları çıkaran, böyle hayat ve memat gibi tabiatleri yekdiğerine temamen zıdd iki hâdiseyi birbirine kalbedib sebeb, müsebbeb yapan kim? Tahavvül ve ıstıfadan harici tabiat bir kudreti fâilenin te’sirini ve tedbrini anlamamak ne mümkin? وَمَنْ يُدَبِّرُ الْاَمْرَ ve emri tedbir eden kim - ya’ni yalnız o zikr olunnan hususat değil daha bunlar gibi nice azdad ve tabayi,i muhtelife ile meşhun olan alel’umum âlemin şuun ve umurunu tedbir ve idare eden, sade halk mes’elesi değil, emir ve kumanda tarikıyle cereyan etmekte bulunan nizamı umuru şu koca âlemi mülk-u saltanatı çevirib duran kim? Bunları anlayınca فَسَيَقُولُونَ اللّٰهُ derhal Allah diyecekler - bu suallerin cevabı gayet vâzıh olduğundan müşrikler bile bunları teemmül edince hep bunları Allah, yapıyor demekte tereddüd göstermiyeceklerdir. فَقُلْ اَفَلَا تَتَّقُونَ Binaenaleyh o halde de: korkmuyor musunuz? - Bu ma’lûm iken nasıl olub da onun kahrinden korkmaz, ona karşı şirk ve ısyandan tevakkı etmez, felâketten kendinizi korumaz, başkalarını bırakıb onun vikayesine girmezsiniz?