Şuarâ Sûresi 177. Âyet
Mekke · Cüz 19 · Sayfa 374
إِذۡ قَالَ لَهُمۡ شُعَيۡبٌ أَلَا تَتَّقُونَ ١٧٧
Hani Şuayb onlara şöyle demişti: "Siz Allah’tan korkmaz mısınız
Elmalılı Hamdi Yazır meali
Elmalılı Tefsiri
Bu açıklama 176–191. âyetleri birlikte ele alır.
176. اَصْحَابُ لْئَيْكَةِ ESHABI Eyke, Eykeliler -Leyke kıraetlerine göre - Leykeliler. Eyke yumuşak ağaç bitiren bataklık demek olup Medyene doğru sahili bahrde bir mevkıın ismidir. Burada sakin olan bir taife vardı, Şuayb aleyhisselâm, bunlara da meb’us olmuş idi. Lâkin onlardan değil, ecnebi idi. Onun için «ehuhüm» denilmiyerek sadece Şuayb buyurulmuştur. Leyke «الايكه» nin nakl ile okunuşu olabilirse de merkezleri olan kasabanın ismi de deniliyor. Ya’ni Leyke eshabı Hıcrın merkez şehirleri imiş Şu halde Eshabüleyke, Eshabülhıcir demek olur. Bunların ticaret ile meşgul oldukları ve zalim ve hilekâr bulundukları anlaşılıyor. 182. الْقِسْطَاسِ KISTAS - Mizan: terazi kantar, çeki gibi vezin mıkyası demektir ki aslı Rumcadır denilmiş. 189. يَوْمِ الظُّلَّةِ zulle günü - rivayet olunduğuna göre Allah tealâ bunlara yedi gün ve gece şiddetli bir hararet musallat kılmış, nefesleri tıkanıyormuş, evlerinin içlerine sokulmuşlar duramamışlar, sahraya fırlamışlar, bir bulut Güneşe gölge olmuş, bir serinlik bir lezzet duyar gibi olmuşlar, biribirilerine bağrışarak altına toplanmışlar, o zulle, o gölgelik min tarafillâh bir ateş halinde üzerlerine inmiş, hepsini yemiş bitirivermiştir. Bu suretle özürlerine istedikleri gibi Semâdan bir kıt’a düşürülmüş demektir. Bu kıssa burada muhtasaran zikrolunan yedi kıssanın sonuncusudur. Peygamberleri teksib edenlere azâbın nüzulü bir âdeti cariye olduğu bu yedi kıssa ile anlatılarak münkirlere tehdid ve Peygambere tesliye yapıldıktan sonra buyuruluyor ki: ١٩٢ وَاِنَّهُ لَتَنْزٖيلُ رَبِّ الْعَالَمٖينَ ١٩٣ نَزَلَ بِهِ الرُّوحُ الْاَمٖينُ ١٩٤ عَلٰى قَلْبِكَ لِتَكُونَ مِنَ الْمُنْذِرٖينَ ١٩٥ بِلِسَانٍ عَرَبِىٍّ مُبٖينٍ ١٩٦ وَاِنَّهُ لَفٖى زُبُرِ الْاَوَّلٖينَ ١٩٧ اَوَ لَمْ يَكُنْ لَهُمْ اٰيَةً اَنْ يَعْلَمَهُ عُلَمٰٓؤُا بَنٖىٓ اِسْرَآئٖيلَ ١٩٨ وَلَوْ نَزَّلْنَاهُ عَلٰى بَعْضِ الْاَعْجَمٖينَ ١٩٩ فَقَرَاَهُ عَلَيْهِمْ مَا كَانوُا بِهٖ مُؤْمِنٖينَ ٢ كَذٰلِكَ سَلَكْنَاهُ فٖى قُلُوبِ الْمُجْرِمٖينَ ١ ٢ لَايُؤْمِنُونَ بِهٖ حَتّٰى يَرَوُا الْعَذَابَ الْاَلٖيمَ ٢ ٢ فَيَاْتِيَهُمْ بَغْتَةً وَهُمْ لَايَشْعُرُونَ ٣ ٢ فَيَقُولُوا هَلْ نَحْنُ مُنْظَرُونَ ٤ ٢ اَفَبِعَذَابِنَا يَسْتَعْجِلُونَ ٥ ٢ اَفَرَاَيْتَ اِنْ مَتَّعْنَاهُمْ سِنٖينَ ٦ ٢ ثُمَّ جَآءَهُمْ مَا كَانُوا يُوعَدُونَ ٧ ٢ مَآ اَغْنٰى عَنْهُمْ مَا كَانُوا يُمَتَّعُونَ ٨ ٢ وَمَآ اَهْلَكْنَا مِنْ قَرْيَةٍ اِلَّا لَهَا مُنْذِرُونَ ٩ ٢ ذِكْرٰى وَمَا كُنَّا ظَالِمٖينَ ٢١ وَمَا تَنَزَّلَتْ بِهِ الشَّيَاطٖينُ ٢١١ وَمَا يَنْبَغٖى لَهُمْ وَمَا يَسْتَطٖيعُونَ ٢١٢ اِنَّهُمْ عَنِ السَّمْعِ لَمَعْزُولُونَ ٢١٣ فَلَا تَدْعُ مَعَ اللّٰهِ اِلٰهًا اٰخَرَ فَتَكُونَ مِنَ الْمُعَذَّبٖينَ ٢١٤ وَاَنْذِرْ عَشٖيرَتَكَ الْاَقْرَبٖينَ ٢١٥ وَاخْفِضْ جَنَاحَكَ لِمَنِ اتَّبَعَكَ مِنَ الْمُؤْمِنٖينَ ٢١٦ فَاِنْ عَصَوْكَ فَقُلْ اِنّٖى بَرٖٓىءٌ مِمَّا تَعْمَلُونَ ٢١٧ وَتَوَكَّلْ عَلَى الْعَزٖيزِ الرَّحٖيمِ ٢١٨ اَلَّذٖى يَرٰيكَ حٖينَ تَقُومُ ٢١٩ وَتَقَلُّبَكَ فِى السَّاجِدٖينَ ٢٢ اِنَّهُ هُوَ السَّمٖيعُ الْعَلٖيمُ ٢٢١ هَلْ اُنَبِّئُكُمْ عَلٰى مَنْ تَنَزَّلُ الشَّيَاطٖينُ ٢٢٢ تَنَزَّلُ عَلٰى كُلِّ اَفَّاكٍ اَثٖيمٍ ٢٢٣ يُلْقُونَ السَّمْعَ وَاَكْثَرُهُمْ كَاذِبُونَ ٢٢٤ وَالشُّعَرَآءُ يَتَّبِعُهُمُ الْغَاوُنَ ٢٢٥ اَلَمْ تَرَ اَنَّهُمْ فٖى كُلِّ وَادٍ يَهٖيمُونَ ٢٢٦ وَاَنَّهُمْ يَقُولُونَ مَالَا يَفْعَلُونَ ٢٢٧ اِلَّا الَّذٖينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ وَذَكَرُوا اللّٰهَ كَثٖيرًا وَانْتَصَرُوا مِنْ بَعْدِ مَا ظُلِمُوا وَسَيَعْلَمُ الَّذٖينَ ظَلَمُوٓا اَىَّ مُنْقَلَبٍ يَنْقَلِبُونَ
Meali Şerifi