Sebe' Sûresi 16. Âyet
Mekke · Cüz 22 · Sayfa 430
فَأَعۡرَضُواْ فَأَرۡسَلۡنَا عَلَيۡهِمۡ سَيۡلَ ٱلۡعَرِمِ وَبَدَّلۡنَٰهُم بِجَنَّتَيۡهِمۡ جَنَّتَيۡنِ ذَوَاتَيۡ أُكُلٍ خَمۡطࣲ وَأَثۡلࣲ وَشَيۡءࣲ مِّن سِدۡرࣲ قَلِيلࣲ ١٦
Fakat onlar (şükürden yüz çevirdiler) bakmadılar. Biz de üzerlerine Arim selini salıverdik ve o güzelim iki bahçelerini buruk yemişli, ılgınlık ve içinde biraz da sidir ağacı bulunan iki harap bahçeye çevirdik
Elmalılı Hamdi Yazır meali
Elmalılı Tefsiri
فَاَعْرَضُوا fakat onlar, o Sebe’liler ı’raz ettiler - rivayete nazaran on üç Peygamberleri kendilerini da’vet ettikleri halde şükürden kaçındılar, hizmetine bakmadılar فَاَرْسَلْنَا عَلَيْهِمْ سَيْلَ الْعَرِمِ biz de üzerlerine arim seylini salıverdik - arim seyli önüne geçilmez sarp seyl, yâhud Arim denilen seddin seyli veya Arim deresinin seyli. Ebül’fida’ tarihinde «bu seddi Me’rib arzında sebe’ ibni yeşcüb yapmış ve ona yetmiş kadar çay akıtmış ve uzak vadîlerden seylleri celbeylemiş idi» der. Alûsî de, Keşşafta da der ki «bu sed, Bilkısin yaptığı sedd idi ki iki dağın arası taş ve zift ile kapatarak menba’ ve yağmur sularını birikdirtmiş ve iska için lüzumu kadar haklar bırakmıştı». Alûsînin nakline göre, seddin arkasına suyu habs edip birbiri üzerine müteaddid kapılar ve önüne nehirlerinin adedince on iki havuz yapmıştı. Bir kavilde bu seddi Yemen kabailinin babası olan Hımyerin yaptığı söylenmiş, bir kavilde de Lokmani ekber ibni Âdın yaptığı ve taşlarını kalay ve demirle perçinlediği ve bir fersah murabbaında olduğu söylenmiştir. Bunların cem’ınde münafat yoktur. Evvelâ sebein başlamış olması, sonra Hımyerin, sonra Lokmanın ve Zül’karneynin daha sonra da Bilkısin peyderpey muhtelif inşaat ve ta’miratta bulunmuş olmaları pek melhuzdur.
خَمْطٍ acı, kekre veya boruk وَاَثْلٍ esl ağacı - tarafe veya tarfâdan bir nev’ı, büyük nev’ı diye tefsir ediyorlar. Kamus tercemesinde tarfâ ılgın ağacı ve esl onun acı ılgın denilen iri kısmı diye mezkûrdur. سِدْرٍ sidir Arabistanın en makbul ağaçlarından olmak üzere ma’ruftur. Meyvesine nıbk ve Arabistan kirazı ta’bir olunduğu Kamus tercemesinde mesturdur. Ezheri demiştir ki sidir ikidir. Birisinden intifa’ olunmaz ve yaprağı yıkamalara yaramaz. Meyvesi kekredir, yenmez, dâl denilen budur. Bir kısmı da su üzerinde biter, meyvesi nıbktır, yaprakları gasûldür, unnab ağacına benzer اه. وَبَدَّلْنَاهُمْ بِجَنَّتَيْهِمْ جَنَّتَيْنِ – Burada ikinciye «cenneteyn» ta’biri müşakele ve tehekküm içindir. Türkcemizde ma’ruf bir mesel vardır: «bakılırsa bağ olur bakılmazsa dağ olur»