AyetSûreler

Rûm Sûresi 37. Âyet

Mekke · Cüz 21 · Sayfa 408

أَوَلَمۡ يَرَوۡاْ أَنَّ ٱللَّهَ يَبۡسُطُ ٱلرِّزۡقَ لِمَن يَشَآءُ وَيَقۡدِرُۚ إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَأٓيَٰتࣲ لِّقَوۡمࣲ يُؤۡمِنُونَ ۝٣٧

Onlar görmediler mi ki, Allah dilediği kimseye rızkı serer ve daraltır. Şüphesiz ki bunda iman edecek bir kavim için ibretler vardır

Elmalılı Hamdi Yazır meali

Elmalılı Tefsiri

Bu açıklama 37–49. âyetleri birlikte ele alır.

41. ظَهَرَ الْفَسَادُ فِى الْبَرِّ وَالْبَحْرِ karada ve denizde fesad zuhura geldi - fıtrî nizam bozuldu, gerek tabiî ve gerek ictimaî şeraıtta uygunsuzluk meydan aldı بِمَا كَسَبَتْ اَيْدِى النَّاسِ insanların ellerinin kesbi yüzünden - fıtratin hılâfına ta’kıyb olunan şirk, ahlaksızlık, haksızlık, muhtelif hevalar, türlü mezheblerle beşerî ıhtirasların çarpışması sebebiyle ki لِيُذٖيقَهُمْ بَعْضَ الَّذٖى عَمِلُوا yaptıklarının ba’zısını Allah kendilerine (bu Dünyada) tattırmak için - temamını ise Âhırete tatacaklar, asıl cezasını orada çekecekler, fakat bu Dünyada da biraz tattırılırlar لَعَلَّهُمْ يَرْجِعُونَ gerek ki rücu’ ederler diye - ya’ni amellerinin acısını biraz tatsınlar da tevbekâr olup şirkten vaz geçerek fıtrat dinine, tevhidi hakka, salâha rücu’ etsinler diye. Ve işte bı’seti Muhammediyye insanları tevbe ve salâha da’vet ile selâmete çıkarmak içindir. Bunun için buyuruluyor ki: Resulüm! 42. قُلْ de ki سٖيرُوا فِى الْاَرْضِ Arzda bir gezin de فَانْظُرُوا كَيْفَ كَانَ عَاقِبَةُ الَّذٖينَ مِنْ قَبْلُ bakın bundan evvelkilerin akıbeti nasıl olmuş كَانَ اَكْثَرُهُمْ مُشْرِكٖينَ onların ekserisi müşrik idi - şirk koşmakla Allahın hikmetine karşı ahkâm vaz’ına kalkışmakla Allahdan kurtulmanın çaresini bulamadılar, sonunda ister istemez Allahın hukmüne râm olarak kahrolup gittiler. Onun için 43. فَاَقِمْ الخ 46. وَمِنْ اٰيَاتِهٖٓ اَنْ يُرْسِلَ الرِّيَاحَ مُبَشِّرَاتٍ – Bu âyetler ıbaresiyle ahvali kevniyyedeki tasarrufatı ifade ederken işaretiyle de ahvali ictimaiyyedeki inkılâbatı temsil etmektedir. Rüzgârların inkılâbların münzirleri olduğu gibi mübeşşirleri de var. Tabiate ârız olan fesad onlarla düzelir. ٥٤ اَللّٰهُ الَّذٖى خَلَقَكُمْ مِنْ ضَعْفٍ ثُمَّ جَعَلَ مِنْ بَعْدِ ضَعْفٍ قُوَّةً ثُمَّ جَعَلَ مِنْ بَعْدِ قُوَّةٍ ضَعْفًا وَشَيْبَةً يَخْلُقُ مَا يَشَآءُ وَهُوَ الْعَلٖيمُ الْقَدٖيرُ ٥٥ وَيَوْمَ تَقُومُ السَّاعَةُ يُقْسِمُ الْمُجْرِمُونَ مَالَبِثُوا غَيْرَ سَاعَةٍ كَذٰلِكَ كَانُوا يُؤْفَكُونَ ٥٦ وَقَالَ الَّذٖينَ اُوتُوا الْعِلْمَ وَالْاٖيمَانَ لَقَدْ لَبِثْتُمْ فٖى كِتَابِ اللّٰهِ اِلٰى يَوْمِ الْبَعْثِ فَهٰذَا يَوْمُ الْبَعْثِ وَلٰكِنَّكُمْ كُنْتُمْ لَاتَعْلَمُونَ ٥٧ فَيَوْمَئِذٍ لَا يَنْفَعُ الَّذٖينَ ظَلَمُوا مَعْذِرَتُهُمْ وَلَاهُمْ يُسْتَعْتَبُونَ ٥٨ وَلَقَدْ ضَرَبْنَا لِلنَّاسِ فٖى هٰذَا الْقُرْاٰنِ مِنْ كُلِّ مَثَلٍ وَلَئِنْ جِئْتَهُمْ بِاٰيَةٍ لَيَقُولَنَّ الَّذٖينَ كَفَرُوٓا اِنْ اَنْتُمْ اِلَّا مُبْطِلُونَ ٥٩ كَذٰلِكَ يَطْبَعُ اللّٰهُ عَلٰى قُلُوبِ الَّذٖينَ لَايَعْلَمُونَ ٦ فَاصْبِرْ اِنَّ وَعْدَ اللّٰهِ حَقٌّ وَلَا يَسْتَخِفَّنَّكَ الَّذٖينَ لَايُوقِنُونَ Meali Şerifi