AyetSûreler

Rûm Sûresi 24. Âyet

Mekke · Cüz 21 · Sayfa 406

وَمِنۡ ءَايَٰتِهِۦ يُرِيكُمُ ٱلۡبَرۡقَ خَوۡفࣰا وَطَمَعࣰا وَيُنَزِّلُ مِنَ ٱلسَّمَآءِ مَآءࣰ فَيُحۡيِۦ بِهِ ٱلۡأَرۡضَ بَعۡدَ مَوۡتِهَآۚ إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَأٓيَٰتࣲ لِّقَوۡمࣲ يَعۡقِلُونَ ۝٢٤

Yine O’nun âyetlerindendir ki, size hem korku ve hem de umut vermek için şimşeği gösteriyor. Ve gökten bir su indiriyor da onunla yeryüzüne ölümünden sonra hayat veriyor. Şüphesiz ki bunda aklını kullanacak bir kavim için nice ibretler vardır

Elmalılı Hamdi Yazır meali

Elmalılı Tefsiri

وَمِنْ اٰيَاتِهٖ Yine onun âyâtındandır: يُرٖيكُمُ الْبَرْقَ خَوْفًا وَطَمَعًا size hem korku ve hem tama’ için şimşek gösterir. - Hem celâl sıfatı vardır hem cemal, ba’zan bir hâdisede iki zıd te’siri birden halk ederek ikisini birden tecelli ettirir, hem korkutur hem ümidlendirir. Meselâ size şimşek gösterir, göstermek esasen onun âyatından biridir. Bununla beraber şimşek gösterir ki onunla korku ve ümid iki zıd haleti ruhiyyeyi birden telkın eder. Korku yıldırım, tama’ rahmet ümididir. O ümid tehakkuk eder mi? وَيُنَزِّلُ مِنَ السَّمَآءِ مَآءً Ve Semadan bir su indirir de فَيُحْيٖ بِهِ الْاَرْضَ بَعْدَ مَوْتِهَا onunla Arzı ölümünden sonra diriltir اِنَّ فٖى ذٰلِكَ لَٰايَاتٍ لِقَوْمٍ يَعْقِلُونَ şübhesiz ki bunda aklı olan bir kavm için âyetler var - aklı olan çok düşünmiye hacet kalmadan bir hads ile anlar ki bunu yapan ölüleri diriltmeğe kadirdir. Ölmüş bir kavm de bir şimşek parıltısı arasında Semadan inen su gibi bir neş’ei hayat ile diriliverir. Ve binaenaleyh hem onun azabından, yıldırımından korkmalı mağrur olmamalı hem de rahmetine şevk-u ümid ile sarılmalı me’yus olmamalı. 25. وَمِنْ اٰيَاتِهٖٓ Yine onun âyâtındandır: اَنْ تَقُومَ السَّمَآءُ وَالْاَرْضُ بِاَمْرِهٖ Göğün ve Yerin onun emriyle durması - ya’ni vücudda kaim olması hep onun «kün» emriyledir. Cazibe ve muvazene kanunları hep onun emrinden ıbarettir. ثُمَّ اِذَا دَعَاكُمْ دَعْوَةً مِنَ الْاَرْضِ Sonra sizi bir çağırış çağırdığı vakıt Arzdan اِذَآ اَنْتُمْ تَخْرُجُونَ derhal siz çıkarsınız - kabirlerden çıkar, Mahşere koşarsınız. Burada islâm mücahidlerinin hurucunu da bir işaret vardır. 26. وَلَهُ مَنْ فِى السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ Hem Göklerde ve Yerde kim varsa hep onundur. - Onun milkidir. كُلٌّ لَهُ قَانِتُونَ Hep ona munkaddırlar - ya’ni gönliyle itaat etmek istemiyen kâfirler bile istemiyerek de olsa nihayet ona inkıyad etmeğe mecbur olurlar. Kat’î hukmüne karşı gelemezler 27. وَهُوَ الَّذٖى يَبْدَؤُا الْخَلْقَ ثُمَّ يُعٖيدُهُ ve işte odur o halkı ibtida yapan, sonra onu döndürüp tekrar yapacak olan وَهُوَ اَهْوَنُ عَلَيْهِ ki o, ona daha kolaydır. - Ya’ni iâde ibtidadan daha kolaydır. Çünkü tabiî noktai nazardan bakıldığı zaman evvelki tabiatin hılâfı iken ikincisi tabiî olmuş olur. وَلَهُ الْمَثَلُ الْاَعْلٰى فِى السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ Göklerde ve Yerde dâstan, en yüksek şan da onundur. - Kudreti tamme, hikmeti bâliga, hâlikıyyet, ma’budiyyet gibi en yüksek vasıflar ancak onundur. «لَآ اِلٰهَ اِلَّا هُوَ» dır. وَهُوَ الْعَزٖيزُ الْحَكٖيمُ Ve o öyle azîz öyle hakîmdir. Öyle yüksek şanına yetişmek ıhtimali olmıyan kadir. Ve yaptığını hikmet-ü maslâhat ile muhkem yapan hakîmdir. ٢٨ ضَرَبَ لَكُمْ مَثَلًا مِنْ اَنْفُسِكُمْ هَلْ لَكُمْ مِنْ مَا مَلَكَتْ اَيْمَانُكُمْ مِنْ شُرَكَآءَ فٖى مَا رَزَقْنَاكُمْ فَاَنْتُمْ فٖيهِ سَوَآءٌ تَخَافُونَهُمْ كَخٖيفَتِكُمْ اَنْفُسَكُمْ كَذٰلِكَ نُفَصِّلُ الْاٰيَاتِ لِقَوْمٍ يَعْقِلُونَ ٢٩ بَلِ اتَّبَعَ الَّذٖينَ ظَلَمُوٓا اَهْوَآءَهُمْ بِغَيْرِ عِلْمٍ فَمَنْ يَهْدٖى مَنْ اَضَلَّ اللّٰهُ وَمَا لَهُمْ مِنْ نَاصِرٖينَ ٣ فَاَقِمْ وَجْهَكَ لِلدّٖينِ حَنٖيفًا فِطْرَةَ اللّٰهِ الَّتٖى فَطَرَ النَّاسَ عَلَيْهَا لَاتَبْدٖيلَ لِخَلْقِ اللّٰهِ ذٰلِكَ الدّٖينُ الْقَيِّمُ وَلٰكِنَّ اَكْثَرَ النَّاسِ لَايَعْلَمُونَ ٣١ مُنٖيبٖينَ اِلَيْهِ وَاتَّقُوهُ وَاَقٖيمُوا الصَّلٰوةَ وَلَا تَكُونُوا مِنَ الْمُشْرِكٖينَ ٣٢ مِنَ الَّذٖينَ فَرَّقُوا دٖينَهُمْ وَكَانُوا شِيَعًا كُلُّ حِزْبٍ بِمَا لَدَيْهِمْ فَرِحُونَ ٣٣ وَاِذَا مَسَّ النَّاسَ ضُرٌّ دَعَوْا رَبَّهُمْ مُنٖيبٖينَ اِلَيْهِ ثُمَّ اِذَآ اَذَاقَهُمْ مِنْهُ رَحْمَةً اِذَا فَرٖيقٌ مِنْهُمْ بِرَبِّهِمْ يُشْرِكُونَ ٣٤ لِيَكْفُرُوا بِمَآ اٰتَيْنَاهُمْ فَتَمَتَّعُوا فَسَوْفَ تَعْلَمُونَ ٣٥ اَمْ اَنْزَلْنَا عَلَيْهِمْ سُلْطَانًا فَهُوَ يَتَكَلَّمُ بِمَا كَانُوا بِهٖ يُشْرِكُونَ ٣٦ وَاِذَآ اَذَقْنَا النَّاسَ رَحْمَةً فَرِحُوا بِهَا وَاِنْ تُصِبْهُمْ سَيِّئَةٌ بِمَا قَدَّمَتْ اَيْدٖيهِمْ اِذَا هُمْ يَقْنَطُونَ ٣٧ اَوَلَمْ يَرَوْا اَنَّ اللّٰهَ يَبْسُطُ الرِّزْقَ لِمَنْ يَشَآءُ وَيَقْدِرُ اِنَّ فٖى ذٰلِكَ لَٰايَاتٍ لِقَوْمٍ يُؤْمِنُونَ ٣٨ فَاٰتِ ذَاالْقُرْبٰى حَقَّهُ وَالْمِسْكٖينَ وَابْنَ السَّبٖيلِ ذٰلِكَ خَيْرٌ لِلَّذٖينَ يُرٖيدُونَ وَجْهَ اللّٰهِ وَاُولٰٓئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ ٣٩ وَمَآاٰتَيْتُمْ مِنْ رِبًا لِيَرْبُوَا فٖٓى اَمْوَالِ النَّاسِ فَلَا يَرْبُوا عِنْدَ اللّٰهِ وَمَآ اٰتَيْتُمْ مِنْ زَكٰوةٍ تُرٖيدُونَ وَجْهَ اللّٰهِ فَاُولٰٓئِكَ هُمُ الْمُضْعِفُونَ ٤ اَللّٰهُ الَّذٖى خَلَقَكُمْ ثُمَّ رَزَقَكُمْ ثُمَّ يُمٖيتُكُمْ ثُمَّ يُحْيٖيكُمْ هَلْ مِنْ شُرَكَآئِكُمْ مَنْ يَفْعَلُ مِنْ ذٰلِكُمْ مِنْ شَىْءٍ سُبْحَانَهُ وَتَعَالٰى عَمَّا يُشْرِكُونَ

Meali Şerifi