AyetSûreler

Nûr Sûresi 33. Âyet

Medine · Cüz 18 · Sayfa 354

وَلۡيَسۡتَعۡفِفِ ٱلَّذِينَ لَا يَجِدُونَ نِكَاحًا حَتَّىٰ يُغۡنِيَهُمُ ٱللَّهُ مِن فَضۡلِهِۦۗ وَٱلَّذِينَ يَبۡتَغُونَ ٱلۡكِتَٰبَ مِمَّا مَلَكَتۡ أَيۡمَٰنُكُمۡ فَكَاتِبُوهُمۡ إِنۡ عَلِمۡتُمۡ فِيهِمۡ خَيۡرࣰاۖ وَءَاتُوهُم مِّن مَّالِ ٱللَّهِ ٱلَّذِيٓ ءَاتَىٰكُمۡۚ وَلَا تُكۡرِهُواْ فَتَيَٰتِكُمۡ عَلَى ٱلۡبِغَآءِ إِنۡ أَرَدۡنَ تَحَصُّنࣰا لِّتَبۡتَغُواْ عَرَضَ ٱلۡحَيَوٰةِ ٱلدُّنۡيَاۚ وَمَن يُكۡرِههُّنَّ فَإِنَّ ٱللَّهَ مِنۢ بَعۡدِ إِكۡرَٰهِهِنَّ غَفُورࣱ رَّحِيمࣱ ۝٣٣

Evlenme imkanını bulamayanlar ise, Allah, lütfu ile kendilerini varlıklı kılıncaya kadar iffetlerini korusunlar. Ellerinizin altında bulunanlardan (köleler ve cariyelerden) mükatebe yapmak isteyenlerle, eğer kendilerinde (hürriyete kavuşmalarında kendileri için) bir iyilik görüyorsanız, hemen mükatebe yapın. Allah’ın size vermiş olduğu malından siz de onlara verin. Dünya hayatının geçici menfaatlerini elde edeceksiniz diye, namuslu kalmak isteyen cariyelerinizi fuhşa zorlamayın. Kim onları zor altında bırakırsa, bilinmelidir ki, zorlanmalarından sonra Allah (onlar için) çok bağışlayıcı ve merhametlidir

Elmalılı Hamdi Yazır meali

Elmalılı Tefsiri

وَلْيَسْتَعْفِفِ الَّذٖينَ لَا يَجِدُونَ نِكَاحًا Nikâha imkân bulamıyanlar da - teşebbüs ettiği halde nikâh için lâzım olan esbabı tedarük edemiyen ve muavenet göremiyen bekârlar da حَتّٰى يُغْنِيَهُمُ اللّٰهُ مِنْ فَضْلِهٖ Allah kendilerini ığna edinciye kadar ıffetini muhafazaya çalışsın وَ ve-bu cümleden olarak الَّذٖينَ يَبْتَغُونَ الْكِتَابَ مِمَّا مَلَكَتْ اَيْمَانُكُمْ memlûklerinizden kitabete kesişmek arzu edenleri فَكَاتِبُوهُمْ اِنْ عَلِمْتُمْ فٖيهِمْ خَيْرًا eğer kendilerinde bir hayır biliyorsanız hemen mükâtebe ediniz -

MÜKÂBETE, kitabete kesişmek ve memlûkün te’diyesini teahhüd ettiği bir bedel mukabilinde azad

olmak üzere kendisini efendisinden satın alması akd-ü mukavelesidir ki bedeli te’diye edinciye azad olur. وَاٰتُوهُمْ مِنْ مَالِ اللّٰهِ الَّذٖٓى اٰتٰيكُمْ Ve onlara Allahın size verdiği malından veriniz. وَلَا تُكْرِهُوا فَتَيَاتِكُمْ عَلَى الْبِغَآءِ اِنْ اَرَدْنَ تَحَصُّنًا لِتَبْتَغُوا عَرَضَ الْحَيٰوةِ الدُّنْيَا ve genc cariyelerinizi tehassun isterlerken hayatı Dünya arazını kazanmanız için alüfteliğe ikrah etmeyiniz - Ya’ni ıffet arzu ederlerken fâni Dünya metaı, para pul kazanmak için zorla fuhşe sevk etmeyiniz-rivayet edildiğine göre munafık Abdullah ibni Übeyy ibni Selûl altı cariyesini ikrah ile zinaya sevk ediyordu. İkisi gelip Resulullaha şikâyet ettiler, bu âyet nâzil oldu. اه. Bu cümlenin makabline olan irtibatıyle fahvâsı da şu ma’nâyı iş’ar eder:

İşte yukarıki emirleri ihmal etmek ehli ıffeti böyle kerhen zinaya sürüklemeğe yakın fecaate müncerr olur. O halde günah kimin? İkrah edenin mi? İkrah olunanın mı? İkisinin de ki وَمَنْ يُكْرِهْهُنَّ onları her kim ikrah etse فَاِنَّ اللّٰهَ مِنْ بَعْدِ اِكْرَاهِهِنَّ şübhe yok ki Allah, onlar ikrah olunduktan sonra-ya’ni o cariyeler razı olmayıp kerhen sürüklendikten sonra bu biçarelere غَفُورٌ رَحٖيمٌ gafurdur rahîmdir-Ya’ni yapılan filin ikrah eden için de edilen için de günah olduğundan şübhe yok. Fakat ikrah olunan biçareler, bu günaha razı olmayıp kerhen sürüklendirdiklerinden dolayı ma’zurdurlar. Ve gafur rahîm olduğunda şübhe olmıyan Allah ındinde mağrifet ve rahmete şayandırlar. Binaenaleyh bu biçarelere acımalı, halâsları için yardım etmelidir. Lâkin ikrahı tav’an yapanlar sûrenin başında geçtiği üzere acınmağa lâyık olmayıp razı olduğu günahın azâbına müsstehıkkoldukları gibi ikrah edenin de bütün vebali yüklenerek azîm azâb ve nefrîne müstehıkk olduğunu ıhtara hacet yoktur. ٣٤ وَلَقَدْ اَنْزَلْنَآ اِلَيْكُمْ اٰيَاتٍ مُبَيِّنَاتٍ وَمَثَلًا مِنَ الَّذٖينَ خَلَوْا مِنْ قَبْلِكُمْ وَمَوْعِظَةً لِلْمُتَّقٖينَ

Meali Şerifi