AyetSûreler

Nisâ Sûresi 78. Âyet

Medine · Cüz 5 · Sayfa 90

أَيۡنَمَا تَكُونُواْ يُدۡرِككُّمُ ٱلۡمَوۡتُ وَلَوۡ كُنتُمۡ فِي بُرُوجࣲ مُّشَيَّدَةࣲۗ وَإِن تُصِبۡهُمۡ حَسَنَةࣱ يَقُولُواْ هَٰذِهِۦ مِنۡ عِندِ ٱللَّهِۖ وَإِن تُصِبۡهُمۡ سَيِّئَةࣱ يَقُولُواْ هَٰذِهِۦ مِنۡ عِندِكَۚ قُلۡ كُلࣱّ مِّنۡ عِندِ ٱللَّهِۖ فَمَالِ هَـٰٓؤُلَآءِ ٱلۡقَوۡمِ لَا يَكَادُونَ يَفۡقَهُونَ حَدِيثࣰا ۝٧٨

Her nerede olursanız olun ölüm size yetişir, son derece sağlam kaleler içinde de bulunsanız yine kurtulamazsınız. Onlara bir iyilik erişirse "Bu, Allahtandır" derler, bir kötülüğe uğrarlarsa, "Bu, senin yüzündendir." derler. Ey Muhammed! De ki: "Hepsi Allah’tandır." Bu topluma ne oluyor ki, hiç söz anlamaya yanaşmıyorlar

Elmalılı Hamdi Yazır meali

Elmalılı Tefsiri

اَيْنَ مَا تَكُونُوا يُدْرِكْكُمُ الْمَوْتُ وَلَوْ كُنْتُمْ فٖى بُرُوجٍ مُشَيَّدَةٍ Her nerede olsanız ölüm size yetişir, müşeyyed burclarda bulunsanız da ya’ni yüksek kal’alarda veya müstahkem saraylarda hattâ gökdeki yıldızlarda dahi bulunsanız yine gelir bulur. Binaenaleyh ölüm korkusile vazifeden kaçınmak ma’nasızdır. Madem ki her halde bir ölüm vardır ona her zaman amâde olmalı hayatı Dünyaya bağlanmamalı, vazifeyi seve seve yapmalıdır. وَاِنْ تُصِبْهُمْ حَسَنَةٌ Bir de ya Muhammed bir takım kimseler -ve bilhassa Münafıklark endilerine bir hasene, bir ni’met veya her hangi bir güzellik nasıb olursa يَقُولُوا هٰذِهٖ مِنْ عِنْدِ اللّٰهِ bu, Allah tarafındandır diyorlar, Allahdan biliyorlar وَاِنْ تُصِبْهُمْ سَيِّئَةٌ ve eğer başlarına bir beliyye veya her hangi bir kötülük gelirse Bu hususta şöyle rivayet olunmuştur ki «Resulullah Medineye teşrif buyurduğu zaman Medine bolluk ve ucuzluk olmuştu, da’veti Muhamediyye üzerine Yehudîlerin inadı ve Münafıkların nifakı zuhur ettiği sıralarda kaht-u galâ görülmeğe başladı -bunda belki Medinenin galabalanmağa başlamasının da bir alâkası mülâhaza edilse bile yağmurların hılâfı mu’dat az yağması, meyve ve mahsulâtın olmaması gibi ahvali afakıye de vardırk i «وَمَآ اَرْسَلْنَا فٖى قَرْيَةٍ مِنْ نَبِىٍّ اِلَّآ اَخَذْنَآ اَهْلَهَا بِالْبَاْسَآءِ وَالضَّرَّآءِ» âyetinde her Peygamberin gönderildiği memlekette bidayeten böyel bir şiddet ve zaruretin yüz göstermesi de âdeti İlâhiyye olduğu beyan buyurulmuştur. İşte o zaman Yehudîler ve Münafıklar «biz böyle şum bir adam görmedik bu geleli meyvalarımız az biter oldu ve es’arımız galâlandı, bahalandı» diyorlar, bolluğu ve ucuzluğu Allaha, darlığı ve bahalılığı Peygambere isnad ediyorlardı. Netekim «فَاِذَا جَآءَتْهُمُ الْحَسَنَةُ قَالُوا لَنَا هٰذِهٖ وَاِنْ تُصِبْهُمْ سَيِّئَةٌ يَطَّيَّرُوا بِمُوسٰى وَمَنْ مَعَهُ» medlûlünce vaktile Hazreti Musa ile dahi böyle teşe’üm etmişlerdi. Bu âyetin sebebi nüzulü bu olmuş, lâkin âyet siyakı beyan i’tibarile ahvali harbiyyeye dahi alâkadar olduğundan hasene ve seyyie, bolluk veya darlık, sıhhat veya maraz, hayat veya memattan başka zafer veya mağlûbiyyet gibi netayici harbiyyeye dahi şâmil bir surette irad olunmuştur.

قُلْ ya Muhammed, de ki كُلٌّ مِنْ عِنْدِ اللّٰهِ başınıza gelen hasene ve seyyienin hepsi Allah tarafındandır. Onun halk-u takdirelidir.» -Hasene Allahın bir ihsanı, seyyie de Allahın bir hızlânıdır. Bu, böyle iken فَمَالِ هٰٓؤُلَآءِ الْقَوْمِ bu adamların ne çıkarı var ki لَايَكَادُونَ يَفْقَهُونَ حَدٖيثًا bir sözü veya hâdiseyi fıkhiyle ya’ni sirr-ü hikmetiyle anlamağa yaklaşmazlar da Allah tarafından başlarına gelen felâketi Peygambere isnad etmeğe kalkışırlar.»- Şimdi de öyle bizi neye dine da’vet edib duruyorsun, küfür de Allahdandır demeğe kalkarlar, çünkü söz anlamamak yüzünden «كُلٌّ مِنْ عِنْدِ اللّٰهِ» denilince bir taraftan bundan kesb-ü iradei beşeri nefiy, ef’ali ıbadda cebr ma’nâsını çıkarmağa kalkışırlar. Diğer taraftan öyle ise mes’uliyyet nerde kalır? Allah i’tikad ve iymanın tabiat tasavvurundan ne farkı olur, Allaha seyyie nasıl isnad olunur. Allahın muzırr olan bir şeyi yaratması nasıl caiz olur? Gibi şüphelere saplanırlar. Bu noktada ya Muhammed, hıtaba lâyık ve kelâmı hakkı anlayacak olan sensin dinle: