AyetSûreler

Mümtehine Sûresi 13. Âyet

Medine · Cüz 28 · Sayfa 551

يَـٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ لَا تَتَوَلَّوۡاْ قَوۡمًا غَضِبَ ٱللَّهُ عَلَيۡهِمۡ قَدۡ يَئِسُواْ مِنَ ٱلۡأٓخِرَةِ كَمَا يَئِسَ ٱلۡكُفَّارُ مِنۡ أَصۡحَٰبِ ٱلۡقُبُورِ ۝١٣

Ey inananlar, Allah’ın gazab ettiği kimselerle dostluk etmeyin. Kâfirler, mezarlık halkından nasıl ümidi kesmişse, onlar da ahiretten öyle ümidi kesmişlerdi

Elmalılı Hamdi Yazır meali

Elmalılı Tefsiri

يَآ اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوا – Biy’atten sonra bütün mü’minlere bir nasıhat olan bu âyet Surenin hasılını talhıs ile âhirini evveline irca’ ve ye’isten tahzir ile Âhiret ve istıkbal için şevk ve ümidi takviye ve aynî zamanda sûrei Saffın bünyanı mersus mazmununa bir ta’biyedir. Ey o bütün iyman edenler لَا تَتَوَلَّوْا قَوْمًا غَضِبَ اللّٰهُ عَلَيْهِمْ Allahın gadab ettiği bir kavmı dost tanımayın - onların velâyetlerine tutunmayın, tarafdarlık etmeyin, bir şeylerine heves edip de meyl etmeyin. Allahın gadab etmiş olduğu kavim ta’biri ekseriya Yehudîler hakkında varid olduğu cihetle burada da murad onlar denilmiş. Bundan sonraki Surede Benî israilden bahsolması da bununla mütenasib bulunmuş ise de onlarla müvalâtda bulunan münafıklar veya Sûrenin yukarısiyle münasebetine nazarandır. Müşrikler ve bahusus Kureyş müşrikleri olması ihtimalleri de söylenmiştir. Fakat «قَوْمًا» nekire olarak iyrad edilmiş bulunduğu cihetle bundan murad muayyen ve ma’hud bir kavme münhasır olmayıp zikrolunan vasf ile muttasıf her hangi bir kavme şamil olmak gerektir. Zira gadabın veya nehyin sebebi olmak üzere beyan buyurulan şu vasıf, onların vasfı mümeyyizleriyle bir ta’rifi demektir. قَدْ يَئِسُوا مِنَ الْاٰخِرَةِ كَمَا يَئِسَ الْكُفَّارُ مِنْ اَصْحَابِ الْقُبُورِ onlar Âhıretten ümidi öyle kesmişlerdirki eshabı kuburdan kâfirlerin me’yus oldukları gibi ye’se düşmüşlerdir. - Âhıretten ümidi kesmiş olan me’yuslar ise İblîs gibi fırsat buldukça her fenalığı yapar, kendilerine yardaklık edenleri de ye’s ile Cehenneme sürüklerler.

«مِنْ اَصْحَابِ الْقُبُورِ» da iki ma’na vardır: birisinde «مِنْ» beyaniyye olarak kâfirleri beyan olur. Eshabı kuburdan olan kâfirlerin me’yusiyyeti gibi demek olur. Çünkü ölmüş, kabre gitmiş olan kâfirler Cehennemdeki ebedî mevki’lerini görmüş, âhıret ni’metlerinden mahrumiyyetleri tebeyyün etmiş, ne ileride bir şey kazanmak ne de gerideki dirilerden bir imdad almak ihtimali kalmamış olduğundan her vechile ümidleri kesilmiş, yeisleri temamen tehakkuk eylemiş bulunur, obirisinde de «مِنْ» ibtidaiyye olarak ye’se tealluk eder, kâfirlerin eshabı kuburdan me’yus olmaları ya’ni ölülerin ba’sinden hayatından ümid kesmiş bulunmaları gibi demek olur. Hasılı, yeis bir küfürdür, gadabı ilahîyi da’vet eder «لَا يَايْئَسُ مِنْ رَوْحِ اللّٰهِ اِلَّا الْقَوْمُ الْكَافِرُونَ» dur. Onun için âhıretten ümidi kesmiş olanlardan sakınmalıdır. Hemen Haktealâ kalblerimizi yeisten koruyup neş’ei iyman ve ümidi rıdvan ile zevkyab buyursun.