Mümtehine Sûresi 12. Âyet
Medine · Cüz 28 · Sayfa 551
يَـٰٓأَيُّهَا ٱلنَّبِيُّ إِذَا جَآءَكَ ٱلۡمُؤۡمِنَٰتُ يُبَايِعۡنَكَ عَلَىٰٓ أَن لَّا يُشۡرِكۡنَ بِٱللَّهِ شَيۡـࣰٔا وَلَا يَسۡرِقۡنَ وَلَا يَزۡنِينَ وَلَا يَقۡتُلۡنَ أَوۡلَٰدَهُنَّ وَلَا يَأۡتِينَ بِبُهۡتَٰنࣲ يَفۡتَرِينَهُۥ بَيۡنَ أَيۡدِيهِنَّ وَأَرۡجُلِهِنَّ وَلَا يَعۡصِينَكَ فِي مَعۡرُوفࣲ فَبَايِعۡهُنَّ وَٱسۡتَغۡفِرۡ لَهُنَّ ٱللَّهَۚ إِنَّ ٱللَّهَ غَفُورࣱ رَّحِيمࣱ ١٢
Ey Peygamber! İnanmış kadınlar sana gelip Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmamaları, hırsızlık etmemeleri, zina etmemeleri, çocuklarını öldürmemeleri, elleri ile ayakları arasında bir iftira uydurup getirmemeleri, iyi bir işte sana karşı gelmemeleri hususunda sana bey’at ederlerse onların bey’atlarını al ve onlar için Allah’tan mağfiret dile. Şüphesiz Allah, çok bağışlayan, çok merhamet edendir
Elmalılı Hamdi Yazır meali
Elmalılı Tefsiri
يَآ اَيُّهَا النَّبِىُّ اِذَا جَآءَكَ الْمُؤْمِنَاتُ يُبَايِعْنَكَ – Bu âyetin fetih günü nâzil olup Resulullahın Safa üzerinde erkeklerden biy’at aldığı sıra Resulullah namına Hazreti Ömerin de aşağıda kadınlardan bi’at aldığını İbni ebî hatim Mukatilden rivayet eylemiş ise de yukarıda Hazreti Aişeden varid olan rivayette bunun da imtihan âyetiyle beraber nâzil olmuş bulunduğu, Tirmizîden de bütün Sûrenin Hâtıb İbni ebî Belteanın mektubu hadisesi üzerine nüzulü anlaşılıyordu, İmam Ahmed ibni hanbel, Nese’î, İbni Mace ve Tirmizî sahih diyerek Ümeyme binti Rükayye radıyallahü anhadan şöyle rivayet etmişlerdir: müşarünileyha demiştirki: ben Resulullaha biy’at edelim diye vardığımda bizden Kurândaki «اَنْ لَا يُشْرِكْنَ بِاللّٰهِ شَيْئًا» âyeti vechile biy’at aldı, nihayet « güçleri takatleri yettiği derecede» buyurdu, biz de Allah ve Resulü bizlere kendimizden daha erham, yaresulallah! Bize müsafeha etmezmisin? Dedik, «ben kadınlara müsafeha etmem, ancak yüz kadına sözüm bir kadına sözüm gibidir» buyurdu. Ba’zı rivayetlerde Resulullah kadınların biy’ati zamanında mubarek eline bir sevb koyardı, ba’zılarında da bir bardağa su koyup mubarek elini daldırır, sonra da kadınlar ellerini daldırırlardı diye varid olmuştur. Meşhur ve mu’temed olan budur ki kadınlarla müsafeha etmemiştir. Maamafih Resulullahın kadınlardan biy’at alması bir kerre değil, müteaddiddir. Medinede de olmuş, fetihten sonra Mekkede de olmuştur. Mekkedeki bîy’atte Ebu süfyanın zevcesi olup Uhud vak’asında seyyidüşşüheda’ Hazreti Hamzenin şehadetine müşevvıkliği ve na’şine karşı gösterdiği gayz ve husumeti sebebiyle balâda nakletdiğimiz vechile fetih günü eman verilmeyip katledilmesi emir verilmiş bulunan Hindin bîy’ati fıkrasını gerek tefsirler ve gerek hadîs kitabları naklederler. Yezid ibni Sekenin kızı Esma radıyallahü anha hadîsinde şöyle demiştir: ben Resulullaha bîy’at eden kadınların içinde idim, Utbenin kızı Hind de kadınlar arasında idi, Resulullah sallallâhü aleyhi vesellem âyeti okudu «عَلٰٓى اَنْ لَا يُشْرِكْنَ بِاللّٰهِ شَيْئًا» buyurduğunda Hind «Erkeklerden kabul etmediğini bizden kabul edeceğine nasıl ihtimal verebiliriz» dedi, ki bu emrin lüzumu belli demiş oluyordu, sonra «وَلَا يَسْرِقْنَ» buyurduğunda Hind «ba’zan Ebu süfyanın malından haberi olmaksızın bir şey aldığım olurdu, o bana halâl olurmu? Dedi, Ebu Süfyan da «geçmişte ve gelecekte benden her ne aldınsa o sana halâldır» dedi, Resulullah tebessüm buyurdu ve Hindi tanıdı da «sen Hind binti Utbesin ha» buyurdu, o da evet ya nebiyyallah! Geçmişi afiv buyur dedi «عَفَا اللّٰهُ عَنْكَ» buyurdu, sonra «وَلَا يَزْنٖينَ» buyurdu, Hind, hiç hurre olan kadın zina edermi? Dedi. Cahiliyye de zina ekseriyya cariyelerde olur, hürre zina etmez denirdi, ona binaen cahiliyyede bile ekseriya hür kadınlar zina etmezken islâmda öyle şey olurmu? Demek istiyordu, «وَلَا يَقْتُلْنَ اَوْلَادَهُنَّ» buyurduğunda. Hind, biz onları küçük iken büyüttük, fakat büyüdüklerinde sen katlettin» dedi, oğlu Hanzale ibni ebî süfyanı kasd ediyordu. Çünkü Bedir günü maktul olmuştu. Hazreti Ömer gülmekten katıldı, Resulullah tebessüm buyurdu, sonra «وَلَا يَاْتٖينَ بِبُهْتَانٍ» buyurduğunda Hind, «vallahi bühtan çok çirkin bir şeydir, Allah tealâ hep rüşd ve mekârimi ahlak emrediyor» dedi sonra «وَلَا يَعْصٖينَكَ فٖى مَعْرُوفٍ» buyurdu, Hind de «vallahi biz bu meclise nefsimizde hiç bir şeyde sana ısyan maksadiyle gelmedik» dedi. Ve yine rivayet olunuyorki burada Kadınlardan ilk evvel Peygambere biy’at eden Ümmi sa’d ibni muaz ve Kebşe binti rafi’ ile beraberlerindeki kadınlar idi. «رَضِىَ اللّٰهُ عَنْهُنَّ». وَلَا يَقْتُلْنَ اَوْلَادَهُنَّ – Bunda bilhassa Arabların «وَأْدُ بَنَاتٍ» dedikleri kız evladlarını öldürmek adetinin nehyi dahi dahil ise de nassın zâhiri erkek ve dişi hepsinden eamm olduğu gibi mutlak katlin nefyi gerek mübaşeret ve gerek tesebbüb suretiyle olsun her nevi’ katle dahi şamil olur. Binaenaleyh bunda gerek ruh nefh edilmiş cenînin ıskatı gerek bakımında ihmal yüzünden çocuğun ölümüne sebebiyyet verilmesi ve gerek sair envaı katlin hepsi dahil demektir. وَلَا يَاْتٖينَ بِبُهْتَانٍ يَفْتَرٖينَهُ بَيْنَ اَيْدٖيهِنَّ وَاَرْجُلِهِنَّ – Elleri ve ayakları arasında iftira edilen bühtan, başka bir kadının doğurmuş olduğu çocuğu alıp veya kendi doğurduğu ile değiştirip ben doğurdum diyerek kocasına isnad etmesidir. Gerçi bunun başka bir erkekten gayri meşru’ olarak almış olduğu bir çocuğu kocasına isnad etmesi ma’nasına olması ihtimali dahi yok değil ise de bu önce geçen «وَلَا يَزْنٖينَ» de dahil olduğu için burada bu ihtimal sakıttır. Maamafih «بَيْنَ اَيْدٖيهِنَّ وَاَرْجُلِهِنَّ» ta’biri yalnız furucdan değil, zattan kinaye olarak kendi nefislerinden uydurdukları her nevi’ bühtane şamil olmak daha muvafıktırki fi’lî cinayetlerin nefyinden sonra kavlî olan cinayetler nefyedilmiş demek olur. Binaenaleyh bunda kazf, giybet, nemîme ve saire tarzında yapılması melhuz olan bühtandan, yalandan, sahtekârlıktan nehiy vardır.
وَلَا يَعْصٖينَكَ فٖى مَعْرُوفٍ ve sana hiç bir ma’rufta ısyan etmiyecekler - ya’ni gerek ma’ruf ile emir ve gerek münkerden nehiy, hiç birine asî olmayıp itaat edecekler. Zira ısyan ya emre karşı veya nehye karşı olur. Emrin ma’ruf ve meşru’ olması ma’ruf ile emrolunmasında, nehyin ma’ruf ve meşru’ olması da münkerden nehy olmasındadır. Bunun için burada «فٖى مَعْرُوفٍ» kaydi emre de nehye de şamildir. «وَاْمُرْ بِالْمَعْرُوفِ» mısdakınca Resulullahın ancak ma’ruf, ya’ni meşru’ ve müstahsen ile emir ve ancak münkerden nehy edeceği ma’lûm olduğu halde «فٖى مَعْرُوفٍ» kaydinin tasrih edilmesi Halika ma’sıyet olan hususta mahluka tâat caiz olmıyacağına tenbih ile «اِنَّمَا الطَّاعَةُ فِى الْمَعْرُوفِ» mazmununa işarettir. «لَا يُكَلِّفُ اللّٰهُ نَفْسًا اِلَّا وُسْعَهَا» buyurulmuş olduğu için bir kimseye vüs’unun haricinde bir teklif de ma’ruf olmaz münker olur. Onun için yukarıda rivayet edildiği üzere Resulullah burada bir tefsir kabîlinden olmak üzere «فِيمَا اسْتَطَعْنَ وَاَطَقْنَ» diye istitaat ve takati beyan buyurmuş idi. İşte kadınlar bu şartlar üzerinde itaat için biy’ate geldikleri vakıt فَبَايِعْهُنَّ sen de onlara biy’at ver. وَاسْتَغْفِرْ لَهُنَّ اللّٰهَ ve onlar için Allaha istiğfar da ediver -ya’ni biy’atten fazla olarak günâhlarının afviyle sevaba nailiyyetleri için Allahdan mağfiret de dileyiver. Bu suretle mağfiret Peygamberin elinde değil, Allaha ait bulunduğunu ve günâhların afvi hususunda Peygamberin salâhiyyeti ancak mağfirete duâ ile şefaat kazıyyesi olduğu da anlatılmış oluyor. اِنَّ اللّٰهَ غَفُورٌ رَحٖيمٌ Çünkü Allah gafurdur rahîmdir. - Binaenaleyh biy’atlerine sadakat ederlerse geçmiş günâhları ne kadar çok olsa da mağfiret eder ve rahmetiyle ikram eyler.
Erkeklere dahi bu âyet mucebince biy’at alındığını Buharî ve Müslim ve Beyhekî Esma ve sıfatta Ubade ibni Samit radıyallahü anh hazretlerinden şöyle rivayet etmişlerdir: demiştir ki: biz Peygamber sallâllahü aleyhi vesellem Hazretlerinin huzurunda idik şöyle buyurdu: bana şunlar üzerine biy’at edersiniz: «Allaha hiç bir şey şirk koşmamak, zina etmemek, sirkat etmemek «el’âye...», Bunun üzerine içinizden her kim vefa ederse ecri Allahadır ve her kim bunlardan bir şey yapar da onunla ıkab olunursa o da keffarettir. Her kim de bunlardan bir şey yapar, Allah da onu setrederse o da Allaha aiddir, dilerse ona azâb eder, dilerse mağfiret eyler.
Müslim ve Esma-ü sıfatta Beyhekî senedleriyle Ebu Zerri Gıfârî radıyallahü anhten, o Resulullah sallâllahü aleyhi vesellemden, o Cibril aleyhissalâtü vesselâmdan o Allah tebareke ve tealâdan şu hadîsi kudsîyi rivayet eylemişlerdir: Allah tealâ buyurmuştur ki ey kullarım! Haberiniz olsun ki ben zulmu kendime haram ettim, size de aranızda haram kıldım, binaenaleyh biribirinize zulmetmeyiniz, ey kullarım! Sizler gece ve gündüz hatalar yaparsınız ben ise künâhları mağfiretimle örterim, ehemmiyyet vermem, o halde bana istiğfar ediniz ki size mağfiret edeyim, ey kullarım! Sizler hep açsınızdır. Ancak benim ıt’am ettiklerim müstesnadır. Onun için benden isteyiniz ki size yiyecek vereyim. Ey kullarım! Sizler hep çıplaksınızdır, benim giydirdiklerimden başka. Onun için benden giyecek isteyin ki sizi giydireyim. Ey kullarım! Sizin evveliniz, âhiriniz, İnsiniz, Cinniniz içinizden en temiz kalbli bir adam gidişinde olsa o benim mülkümde bir şey artırmaz, ey kullarım! Sizin evveliniz âhiriniz ve İnsiniz Cinniniz içinizden en fena kalbli bir adam gidişinde olsa o benim mülkümden bir şey eksiltmez. Ey kullarım! Sizin evveliniz âhiriniz ve İnsiniz Cinniniz hepiniz bir yere toplanıp benden isteseler de ben sizlerden her insana istediğini versem o benim mülkümden bir şey eksiltmez, denize bile bir iğneyi bir kerre daldırmakla ne eksilir. Ey kullarım! Sade sizin amellerinizdir ki ben onu size karşı hıfz eder saklarım. Onun için hayır bulan hemen Allaha hamd etsin, onun gayrisini bulan da ancak kendini levm etsin».