AyetSûreler

Meâric Sûresi 1. Âyet

Mekke · Cüz 29 · Sayfa 568

سَأَلَ سَآئِلُۢ بِعَذَابࣲ وَاقِعࣲ ۝١

Bir isteyen, olacak azabı istedi

Elmalılı Hamdi Yazır meali

Elmalılı Tefsiri

سَاَلَ istedi, dilendi, duâ etti, sordu - ma’nalarına gelir, evvelkisi hepsini ifade edebilir. Nafi’, İbni Âmir, Ebu Ca’fer kıraetlerinde hemzesiz «قَالَ» gibi «سَاَلَ» okunurki aynî ma’naya gelebilmekle beraber aktı demek de olur. سَآئِلٌ bir sâil - bir isteyen veya soran yâhud akan bir seyl.

Burada müfessirîn sebebi nüzule dair üç kavil zikretmişlerdir:

BİRİNCİSİ: Nadr ibni Hâris «اللّٰهُمَّ اِنْ كَانَ هٰذَا هُوَ الْحَقَّ مِنْ عِنْدِكَ فَاَمْطِرْ عَلَيْنَا حِجَارَةً مِنَ السَّمَآءِ اَوِ ائْتِنَا بِعَذَابٍ اَلٖيمٍ» demişti, bu nâzil oldu. Cumhurun kavli budur. Ba’zıları Ebu Cehlin «فَاَسْقِطْ عَلَيْنَا كِسَفًا مِنَ السَّمَآءِ» dimesi üzerine nâzil olduğunu söylemişlerdir.

İKİNCİSİ: Hasen ve Katade demişlerdirki: Allah tealâ Hazreti Muhammedi ba’s buyurup da müşrikleri azâb ile korkutunca müşriklerin ba’zısı ba’zısına: sorun bakalım Muhammede bu azâb kimin için ve kime vaki’ olacak dediler Allah tealâ «سَاَلَ سَآئِلٌ بِعَذَابٍ وَاقِعٍ» ile onlardan haber verdi. İbni enbarî buna göre «سَاَلَ» sordu, «بعداب» «عَنْ عَذَابِ» te’vilinde olduğunu söylemiştir. «فَسْئَلْ بِهٖ خَبٖيرًا» gibi.

ÜÇÜNCÜSÜ: ba’zıları da demişlerdirki Resulullah kâfirler için acele bir azâb istemişti, Allah tealâ da onlara «azâb, vaki’ olacaktır, onu def’ edecek yoktur, biraz sabret, sabrı cemîl» buyurdu. Çünkü «فَاصْبِرْ صَبْرًا جَمٖيلًا» emri Peygambere emrolduğundan isteyenin de o olmasına delâlet eyler. Maamafih birinci ma’na daha sağlamdır. Ve o surette Peygambere sabır emri sâilin küfr-ü inkâr ile eza etmek istemesi dolayısiyledir. «وَاقِعٍ» vuku’bulmuş ve bulacak ma’nalarına olabilir. Burada murad ikincisi olduğu anlaşılıyor. Maamafih mukaddema emsali kâfirlere olmuştur ona da olacaktır demek olabileceği gibi vukuuna emri ilâhî tealluk etmiştir. Vaktı gelince olacaktır. Onu emri vaki’ bil ma’nasına olmak kelâmın siyakına daha muvafıktırki tehakkuki vukuuna, ya’ni ileride vukuu muhakkak olmasına binaen vaki’ denilmiştir diye meşhur olan nükte de bu ma’na ile izâh edilebilir.