AyetSûreler

Mâide Sûresi 7. Âyet

Medine · Cüz 6 · Sayfa 108

وَٱذۡكُرُواْ نِعۡمَةَ ٱللَّهِ عَلَيۡكُمۡ وَمِيثَٰقَهُ ٱلَّذِي وَاثَقَكُم بِهِۦٓ إِذۡ قُلۡتُمۡ سَمِعۡنَا وَأَطَعۡنَاۖ وَٱتَّقُواْ ٱللَّهَۚ إِنَّ ٱللَّهَ عَلِيمُۢ بِذَاتِ ٱلصُّدُورِ ۝٧

Allah’ın, üzerinizdeki nimetini ve "İşittik, itaat ettik" dediğinizde sizden aldığı ve kendisiyle sizi bağladığı ahdini hatırlayın. Allah’tan korkun, çünkü Allah göğüslerin özünü çok iyi bilir

Elmalılı Hamdi Yazır meali

Elmalılı Tefsiri

Bu açıklama 7–10. âyetleri birlikte ele alır.

Dini tevhidin gayei ahlâkıyye ve hıkmeti ictima’iyye ve siyasiyyesini hulâsa eden bu âyetin nazîri sûrei «Nisa» da geçmiş idi. Fakat orada «قَوَّامٖينَ بِالْقِسْطِ شُهَدَآءَ لِلّٰهِ» burada ise «قَوَّامٖينَ لِلّٰهِ شُهَدَٓاءَ بِالْقِسْطِ» buyurulmuştur. Gerçi iki ma’nânın mütelâzim olduğunda şübhe yoktur. Elbette kaim bil’adl olan kaim lillâh, kaim lillâh olan da şahid bil’adil olur. Ve binaenaleyh ifade sırf kelâmda bir tefennün ve tenevvü’den ibarettir zannedilebilir. Lâkin dikkat edilirse anlaşılır ki orada asıl maksad, Tu’me hâdisesinde olduğu gibi mahabbet ve iltimas mevakıinde adl-ü hakkaniyyeti gözetmek, kendisi ve sevdiği taallûkatı aleyhinde bile olsa hakkı i’tiraf ve adâleti icra ettirmekti. Burada ise maksad, adavet ve nefret mevakıınde adl-ü hakkaniyyeti gözetmek, düşmanın lehinde bile hakk-u adaleti iltizam ve tatbik etmektir. Ya’ni orada siyaseti dahıliyye, burada ise siyaseti hariciyye noktai nazarı galibdir. Saniyen orada siyakı kelâm kullara adalet ile Allaha ıhtısas ve ubûdiyyet ile kullara adaleti te’mindir. Her iki noktai nazarla da evvelkinde kıyam bil’adl ile, burada kıyam lillâh ile başlamak münasib olduğu dergâhdır. Binaenaleyh:

8. يَآاَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوا Ey Mü’minler yalnız abdest alıb namaz kılmakla kalmayınız ve ancak o zaman Allahın huzurunda kıyam edilir zannetmeyiniz كُونُوا قَوَّامٖينَ لِلّٰهِ daima Allah için kavvam olunuz; yapmanız lâzım gelen her işe Allah için sarılıb Allah için icrayı ahkâm ve idarei ümur ediniz شُهَدَٓاءَ بِالْقِسْطِ hep adl-ü hakkaniyyet şahidleri olarak infazı hakk ediniz, her fi’liniz her kavliniz Allah için olsun, her vechile adü hak şahidi olunuz, icrai adalette nümunei imtisal olunuz وَلَايَجْرِمَنَّكُمْ شَنَاٰنُ قَوْمٍ عَلٰٓى اَلَّا تَعْدِلُوا ve bir kavme şiddetle buğzunuz veya onların size buğz-u adaveti sizi adaletsizliğe sevketmesin -binaenaleyh haklarında doğru şehadet ve âdilâne hukmetmemeğe veya müsle, kazf, gayri muharibleri katil, nakzı ahd vesaire gibi halâl olmıyan şeyleri irtikâb ile cevr-ü taaddî yapmağa, günaha sokmağa sebeb olmasın اِعْدِلُوا هُوَ اَقْرَبُ لِلتَّقْوٰى adalet yapınız ki adil, takvaya akrebdir. Allahın vikayesine girmek için en yakın vasıtadır.»- Artık siyaseti hariciyyede düşman olan kâfirler hakkında adalet bu derece ehemmiyyetle vacib olunca siyaseti dahiliyyede ve müslimîn hakkında icrayı adaletin ne büyük bir farıza olduğunu ve sûrei «Nisa» âyetine ne kadar i’tina etmek lâzım geldiğini kıyas ediniz. Evet, adalet böyle yüksek ve takvaya en yakın bir vazifedir. Lâkin aynı takva da değildir. Bunun için adalet yapınız وَاتَّقُوا اللّٰهَ ve Allaha ittika ediniz -maksadı aksa budur. Bütün felâh bütün iş bundadır. Allahdan korkmayan adalet de yapamaz. Binaenaleyh Allahın evamir-ü ahkâmına muhalefetten sakınıb vikayetullaha giriniz. Çünkü اِنَّ اللّٰهَ خَبٖيرٌ بِمَا تَعْمَلُونَ dur. İyi veya kötü, hiç bir amelden gaflet etmez ve hiç birini hukümsüz bırakmaz.

9. وَعَدَ اللّٰهُ الَّذٖينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ O her amele habîr olan Allah, iyman edib taharet-ü salât, adl-ü takva gibi salih ameller yapan ve akıdlerini ifa eden kimselere şöyle va’detti: 1- لَهُمْ مَغْفِرَةٌ وَاَجْرٌ عَظٖيمٌ Onlara hem mağfiret hem de ecri azîm vardır.

2- 10. وَالَّذٖينَ كَفَرُوا وَكَذَّبُوا بِاٰيَاتِنَآ Küfreden ve âyetlerimizi -ki işbu adl-ü takva emirleri ve va’d-ü vaîd haberleri de bu cümledendirt ekzib edenler. اُولٰٓئِكَ اَصْحَابُ الْجَحٖيمِ Bunlar da hep eshabı cahimdirler. «لَهُمْ مَغْفِرَةٌ وَاَجْرٌ عَظٖيمٌ» bir de «اُولٰٓئِكَ اَصْحَابُ الْجَحٖيمِ» işte akıbet amellerin cezası ya o, ya budur. Bu iki kazıyye Allahın tegayyür kabul etmez va’didir. Buna Dünyada bir misal olmak üzere: ١١ يَآاَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوا اذْكُرُوا نِعْمَةَ اللّٰهِ عَلَيْكُمْ اِذْ هَمَّ قَوْمٌ اَنْ يَبْسُطُوٓا اِلَيْكُمْ اَيْدِيَهُمْ فَكَفَّ اَيْدِيَهُمْ عَنْكُمْ وَاتَّقُوااللّٰهَ وَعَلَى اللّٰهِ فَلْيَتَوَكَّلِ الْمُؤْمِنُونَ

Meali Şerifi