AyetSûreler

Mâide Sûresi 19. Âyet

Medine · Cüz 6 · Sayfa 111

يَـٰٓأَهۡلَ ٱلۡكِتَٰبِ قَدۡ جَآءَكُمۡ رَسُولُنَا يُبَيِّنُ لَكُمۡ عَلَىٰ فَتۡرَةࣲ مِّنَ ٱلرُّسُلِ أَن تَقُولُواْ مَا جَآءَنَا مِنۢ بَشِيرࣲ وَلَا نَذِيرࣲۖ فَقَدۡ جَآءَكُم بَشِيرࣱ وَنَذِيرࣱۗ وَٱللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ شَيۡءࣲ قَدِيرࣱ ۝١٩

Ey kitap ehli! Peygamberlerin arasının kesildiği bir sırada size Resulümüz geldi, gerçekleri açıklıyor ki, (yarın kıyamet gününde): "Bize bir müjdeleyici ve uyarıcı gelmedi" demeyiniz. İşte müjdeleyici ve uyarıcı geldi. Allah, her şeye kadirdir

Elmalılı Hamdi Yazır meali

Elmalılı Tefsiri

يَآ اَهْلَ الْكِتَابِ Ey Ehli kitab قَدْ جَآءَكُمْ رَسُولُنَا يُبَيِّنُ لَكُمْ عَلٰى فَتْرَةٍ مِنَ الرُّسُلِ fetreti rüsüle karşı, ya’ni vahıylerin kesildiği ve eserlerinin nisyan, tagyir ve tahrif ile indirse yüz tuttuğu ve dini hakkın bilinemez, tanınamaz hale geldiği bir fetret zamanında size o Resulümüz Muhammed geldi, sizin için, siz beşerin selâmet-ü saadeti için acı tatlı her türlü ahkâm ve ahbarı hakkı beyan ediyor ki اَنْ تَقُولُوا مَاجَآءَنَا مِنْ بَشٖيرٍ وَلَا نَذٖيرٍ yarın Âhırette huzurı İlâhîye varıb hisaba çekildiğiniz vakıt «bize ne bir mübeşşir ne de münzir gelmedi» -mukaddema gelenlerin de asarı bozulmuş münderis olmuş, biz fetret içinde kalmıştık»- demeyesiniz, böyle i’tizar etmeyesiniz فَقَدْ جَآءَكُمْ بَشٖيرٌ وَنَذٖيرٌ işte size tam bir mübeşşir ve münzir geldi. -Bundan böyle öyle bir i’tizara da hakkınız kalmadı وَاللّٰهُ عَلٰى كُلِّ شَىْءٍ قَدٖيرٌ Allah da alâ külli şeyin kadîrdir.»- Binaenaleyh beşerden Resul göndermeğe, hem bunu bir zaman bir sünneti cariye yaparak mütevaliyen göndermeğe hem de bunları inkıtaa uğradıb fetretler halk etmeğe ve sonra bu fetretler içinde unutulan hakıkatleri tezkir ve her şeyi ta’lim-ü beyan edecek ve beşeriyyetin bütün uzr-ü dalâlini kesecek bir Peygamber halk edib göndermeğe dahi kadirdir. Velhasıl kahra da kadir lutfa da kadırdır. O halde en ziyade muhtacı irşad bulunduğunuz bir fetret zamanında gönderilmiş olan bu Resuli zişanın, bu nimeti İlâhiyyenin kadrini takdir ediniz, beyanatına kulak verib itaat ediniz. Eskisi gibi küfr-ü küfrandan, nakzı misaktan sakınınız ve bu sayede günahlarınızın magfiretini isteyiniz. Ve biliniz ki her ne olsanız sonunda dönüb dolaşıb «وَاِلَيْهِ الْمَصٖيرُ وَاللّٰهُ عَلٰى كُلِّ شَىْءٍ قَدٖيرٌ» olan Allah tealânın huzuruna varacaksınız ve ona karşı fetrette kalanlar gibi i’tizara da imkân bulamıyacaksınız, bütün mes’uliyyet üzerinize yüklenib kalacak ve kendi azabınızı kendi eliniz ve kendi meşiyyetinizle bile bile hazırlamış bulunacaksınız. Ey Yehud ve ey Nesârâ siz bu gün de huzurı İlâhîde bulunduğunuzu mülâhaza eder ve elinizi kalbinize koyub vicdan selâmetiyle bir düşünürseniz, İbrahimin duası, Musânın ıhbarı, Isânın tebşiri olan o Peygamber, o ruhı hak, o beşîr-ü nezîr henüz bize gelmedi diyemezsiniz ve fetretler içinde karmakarışık olmuş, bin türlü tağyirat ve tahifata uğramış ve maamafih yine delâlet ve sarahatiyle bu Peygamberin geleceğini bildirmekte bulunmu olan Tevrat ve İncilden sonra Muhammed Resulullahın geldiğini ve Kur’anın her şübheden sâlim olarak mevcdiyyetini inkâr edemezsiniz ٢ وَاِذْ قَالَ مُوسٰى لِقَوْمِهٖ يَاقَوْمِ اذْكُرُوا نِعْمَةَ اللّٰهِ عَلَيْكُمْ اِذْجَعَلَ فٖيكُمْ اَنْبِيَآءَ وَجَعَلَكُمْ مُلُوكًا وَاٰتٰيكُمْ مَالَمْ يُؤْتِ اَحَدًا مِنَ الْعَالَمٖينَ ٢١ يَا قَوْمِ ادْخُلُوا الْاَرْضَ الْمُقَدَّسَةَ الَّتٖى كَتَبَ اللّٰهُ لَكُمْ وَلَا تَرْتَدُّوا عَلٰٓى اَدْبَارِكُمْ فَتَنْقَلِبُوا خَاسِرٖينَ ٢٢ قَالُوا يَامُوسٰٓى اِنَّ فٖيهَا قَوْمًا جَبَّارٖينَ وَاِنَّا لَنْ نَدْخُلَهَا حَتّٰى يَخْرُجُوا مِنْهَا فَاِنْ يَخْرُجُوا مِنْهَا فَاِنَّا دَاخِلُونَ ٢٣ قَالَ رَجُلَانِ مِنَ الَّذٖينَ يَخَافُونَ اَنْعَمَ اللّٰهُ عَلَيْهِمَا ادْخُلُوا عَلَيْهِمُ الْبَابَ فَاِذَا دَخَلْتُمُوهُ فَاِنَّكُمْ غَالِبُونَ وَعَلَى اللّٰهِ فَتَوَكَّلُٓوا اِنْ كُنْتُمْ مُؤْمِنٖينَ ٢٤ قَالُوا يَا مُوسٰٓى اِنَّا لَنْ نَدْخُلَهَآ اَبَدًا مَادَامُوا فٖيهَا فَاذْهَبْ اَنْتَ وَرَبُّكَ فَقَاتِلَآ اِنَّا هٰهُنَا قَاعِدُونَ ٢٥ قَالَ رَبِّ اِنّٖى لَآاَمْلِكُ اِلَّا نَفْسٖى وَاَخٖى فَافْرُقْ بَيْنَنَا وَبَيْنَ الْقَوْمِ الْفَاسِقٖينَ ٢٦ قَالَ فَاِنَّهَا مُحَرَّمَةٌ عَلَيْهِمْ اَرْبَعٖينَ سَنَةً يَتٖيهُونَ فِى الْاَرْضِ فَلَا تَاْسَ عَلَى الْقَوْمِ الْفَاسِقٖينَ. Ya Muhammed! Sen bu beyanat cümlesinden olmak üzere şunu da hatırlat:

Meali Şerifi