Mâide Sûresi 16. Âyet
Medine · Cüz 6 · Sayfa 110
يَهۡدِي بِهِ ٱللَّهُ مَنِ ٱتَّبَعَ رِضۡوَٰنَهُۥ سُبُلَ ٱلسَّلَٰمِ وَيُخۡرِجُهُم مِّنَ ٱلظُّلُمَٰتِ إِلَى ٱلنُّورِ بِإِذۡنِهِۦ وَيَهۡدِيهِمۡ إِلَىٰ صِرَٰطࣲ مُّسۡتَقِيمࣲ ١٦
Allah o kitabla rızasına uygun hareket edenleri selamet yollarına iletir. Onları izniyle karanlıklardan aydınlığa çıkarır ve onları dosdoğru yola sevk eder
Elmalılı Hamdi Yazır meali
Elmalılı Tefsiri
يَهْدٖى بِهِ اللّٰهُ مَنِ اتَّبَعَ رِضْوَانَهُ سُبُلَ السَّلَامِ Allah bununla rızası arkasında giden, ya’ni Allaha iyman ile rızasını arayan kimseleri selâmet yollarına- «اَلسَّلَامُ» esmai hüsnai İlâhiyyeden olduğuna göre -Allah yollarına hidayet eder, doğrultur وَيُخْرِجُهُمْ مِنَ الظُّلُمَاتِ اِلَى النُّورِ بِاِذْنِهٖ ve onları izn-ü teysiriyle zulmetlerden nurac ehl-ü küfür ve şaşkın zulmetlerinden nuri yakîni tevhide -çıkarır وَيَهْدٖيهِمْ اِلٰى صِرَاطٍ مُسْتَقٖيمٍ ve bunları bir sıratı müstakıme: dos doğru bir caddeye, bir kanunı hakka götürürk i artık bundan sonrası ayni selâmet ve felâhtır. Bu caddeden sapmaksızın gidenler doğruca giderler, rıdvanı İlâhîye ererler. «صِرَاطَ الَّذٖينَ اَنْعَمْتَ عَلَيْهِمْ غَيْرِ الْمَغْضُوبِ عَلَيْهِمْ وَلَاالضّآَلّٖينَ» Görülüyor ki burada evvelâ Yehud ve Nesârânın kitablarında türlü türlü te’vilât-ü tahrifat ile ketm-ü ihfaye uğraştıkları risaleti Muhammediye mes’elesi kendilerine açıktan haber verilerek cümlesi sıratı müstakıme da’vet olunmuş ve bunların yapdıkları işlerde Allahın rızasını hisaba almadıkları ve selâmeti nur-ü vuzuhta ve istikamette değil, zulmetlerde, sapa ve eğri yollarda aradıklarına da işaret edilmiştir. Bu ise Allaha iymansızlıktan neş’et ettiği cihetle bu miyanda bilhassa vahdaniyyeti İlâhiyyeyi ittihad da’vasiyle ketm-ü ihfa edenlerin küfürleri pek açık bir bedahetle anlatılmak ve cüz’î aklı bulunub şayanı hitab olabilecek hiç kimsenin böyle bedihî bir küfrü iltizam edemiyeceği de ifham olunmak üzere hitabdan gıyaba geçilerek buyuruluyor ki: