AyetSûreler

Mâide Sûresi 118. Âyet

Medine · Cüz 7 · Sayfa 127

إِن تُعَذِّبۡهُمۡ فَإِنَّهُمۡ عِبَادُكَۖ وَإِن تَغۡفِرۡ لَهُمۡ فَإِنَّكَ أَنتَ ٱلۡعَزِيزُ ٱلۡحَكِيمُ ۝١١٨

Eğer onlara azab edersen, onlar senin kullarındır, eğer onları bağışlarsan, şüphesiz sen daima üstünsün, hikmet sahibisin

Elmalılı Hamdi Yazır meali

Elmalılı Tefsiri

اِنْ تُعَذِّبْهُمْ فَاِنَّهُمْ عِبَادُكَ eğer onlar kulların, memlûklerin, milk senin, hak senin adil senindir. وَاِنْ تَغْفِرْ لَهُمْ فَاِنَّكَ اَنْتَ الْعَزٖيزُ الْحَكٖيمُ ve eğer mağfiret edersen şüphe yok ki sen azîz-ü hakîmsin ve aziz-ü hakîm ancak sensin»- Binaenaleyh ne ta’zibinde bir haksızlık ne mağfiretinde bir izzetsizlik bir isabetsizlik tasavvur olunabilir. Ne istersen yaparsın, ne yaparsan aynı hıkmet ve savab olur. Izzeti kibriya. Senin; hıkmeti bâliga senindir. Ne hukmüne müdahale olunabilir, ne de hikmetine ı’tiraz edilebilir. Her korkunnu mercii sen, her ümidin merci’i yine sensin, hâsılı ülûhiyyet ve hâkimiyyet ancak senindir. İlâhi yegâne ancak sensin.»- İşte ey mü’minler Isânın huzurı ilâhîde kemali teslimiyyet ve sıdk-u ıhlâs ile böyle dediği ve bütün Peygamberlerin de bu minval üzere ılim ve hukmi İlâhîye tefvizı emreylediği o yevmi cemi’ ve sualden korkunuz ve o yevmi dinin mâliki müstekılli olan Allaha havf ile ittika ediniz ve Allahın emirlerini dinleyiniz. Fakat bu ıhtarat üzerine: Mademki Allah tealâ herkese karşı böyle ta’zib ve mağfirete alel’ıtlak kadirdir. Ve bundan onu men’edecek hiç bir kuvvet, hiç bir huküm de mutasavver değildir. O halde kâfirlere mağfireti, mü’minlere ta’zibi de mümkin demektir. Ve o halde Allahtan korkub korkmamanın, emrini dinleyib dinlememenin hukmü müsavi olmaz mı? Dünyada emsali görülegeldiği gibi Allah o gün de kâfirleri mütena’im, mü’minleri müteellim kılarsa ve meselâ sıdkıle arzı ubudiyyet eden Isayı ta’zib edib de ona ilâh diyen kâfirlere mağfiret edecek olursa bu tezkirattan ne menfaat hasıl olacak? Diye bir tevehhüm hatıra gelebilir. Binaenaleyh Allah tealânın kudreti mutlakasiyle beraber ahlâkı İlâhînin hıkmetini isbat ve vücub alallah olmamakla beraber vücub anillâhın sübutunu beyan ile böyle bir tevehhümü def’ ve o müdhiş suâl karşısında Hazreti Isâ da ve sair zümrei Enbiya ve sıddıkînde hasıl olan heyecanı haşyeti izale için ıhbarı tenfiz suretinde bir va’d veya va’di tenfiz suretinde bir inşa olmak üzere şu hukmi İlâhî tebliğ olunuyor ki: ١١٩ قَالَ اللّٰهُ هٰذَا يَوْمُ يَنْفَعُ الصَّادِقٖينَ صِدْقُهُمْ لَهُمْ جَنَّاتٌ تَجْرٖى مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِدٖينَ فٖيهَآ اَبَدًا رَضِىَ اللّٰهُ عَنْهُمْ وَرَضُوا عَنْهُ ذٰلِكَ الْفَوْزُ الْعَظٖيمُ ١٢ لِلّٰهِ مُلْكُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَمَا فٖيهِنَّ وَهُوَ عَلٰى كُلِّ شَىْءٍ قَدٖيرٌ

Meali Şerifi