AyetSûreler

Kehf Sûresi 21. Âyet

Mekke · Cüz 15 · Sayfa 296

وَكَذَٰلِكَ أَعۡثَرۡنَا عَلَيۡهِمۡ لِيَعۡلَمُوٓاْ أَنَّ وَعۡدَ ٱللَّهِ حَقࣱّ وَأَنَّ ٱلسَّاعَةَ لَا رَيۡبَ فِيهَآ إِذۡ يَتَنَٰزَعُونَ بَيۡنَهُمۡ أَمۡرَهُمۡۖ فَقَالُواْ ٱبۡنُواْ عَلَيۡهِم بُنۡيَٰنࣰاۖ رَّبُّهُمۡ أَعۡلَمُ بِهِمۡۚ قَالَ ٱلَّذِينَ غَلَبُواْ عَلَىٰٓ أَمۡرِهِمۡ لَنَتَّخِذَنَّ عَلَيۡهِم مَّسۡجِدࣰا ۝٢١

Böylece insanları onlardan haberdar kıldık ki, öldükten sonra dirilmenin hak olduğunu ve kıyamet gününden şüphe edilemeyeceğini bildirmek için, öylece şehir halkına buldurduk. Onları mağarada bulanlar, aralarında durumlarını tartışıyorlardı. Dedilerki: "Üstlerine bir bina (kilise) yapın. Bununla beraber Rableri, onları daha iyi bilir." Sözlerinde üstün gelen müminler: "Üzerlerine muhakkak bir mescid yapacağız." dediler

Elmalılı Hamdi Yazır meali

Elmalılı Tefsiri

وَكَذٰلِكَ اَعْثَرْنَا عَلَيْهِمْ ve işte böyle üzerlerine ıttıla’ peyda ettirdik - ya’ni o sözü kabul ettiler ve o suretle içlerinden birini şehre gönderdiler fakat takdiri hudaya bakın ki o derece sakınmalarına rağmen Allah, bu suretle kendilerini tanıttırdı. Rivayete nazaran gidenin elindeki para yakalanmasına sebeb olmuş ve bu yüzden Allah tealâ üzerlerine halkı muttali’ kılmış لِيَعْلَمُوٓا اَنَّ وَعْدَ اللّٰهِ حَقٌّ وَاَنَّ السَّاعَةَ لَارَيْبَ فٖيهَا ki Allahın va’di hak ve saat şüphesiz muhakkak olduğunu bilsinler için - zira ne kadar durduklarını bilemeyen Eshabı Kehf senelerce yattıkları mağaralarından kabirden kalkar gibi uyanıp kalktıklarını anlamış ve vaktıle kıyam ettikleri müşriklere karşı muvaffak olduklarını ve taleb-ü ümid ettikleri merhameti ilâhiyyenin bir tecellîsini görmek ve binaenaleyh mukaddemâ iyman ettikleri vechile Allahın va’di hakkolduğunu bilmüşahede bilmiş oluyorlar. Ve bu suretle gerek kendileri ve gerek sairleri için Kıyametin şüphesiz olduğuna da bir delil ve misal olmuş bulunuyorlardı. اِذْ يَتَنَازَعُونَ بَيْنَهُمْ اَمْرَهُمْ hani aralarında emirlerinin münazeasını yapıyorlardı - ya’ni düşün o vaktı ki bunlar işine münazea ediyorlardı فَقَالُوا ابْنُوا عَلَيْهِمْ بُنْيَانًا da üzerlerine bir bina yapın demişlerdi - mağarayı kabirleri olsun diye üzerlerine bir bina ile seddetmişlerdi رَبُّهُمْ اَعْلَمُ بِهِمْ rabları onlara a’lemdir. «رَبُّنَا رَبُّ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ لَنْ نَدْعُوَا مِنْ دُونِهٖٓ اِلٰهًا» diye iyman ve i’lân eyledikleri Allah tealâ mücahedelerini zayi’ etmedi «لِنَعْلَمَ اَىُّ الْحِزْبَيْنِ اَحْصٰى لِمَا لَبِثُوٓا اَمَدًا» buyurduğu vechile en nihayet gayelerinde isabetlerini gösterdi, niza’ eden hasımlarını mağlûb etti قَالَ الَّذٖينَ غَلَبُوا عَلٰٓى اَمْرِهِمْ onların emri üzerine galebe etmiş olanlar - ya’ni Eshabı Kehfin ta’kıb ettiği emir üzerine giderek düşmanlarına karşı galebeye nâil olmuş olan hızb لَنَتَّخِذَنَّ عَلَيْهِمْ مَسْجِدًا elbette biz bunların üzerine bir Mescid yaparız dediler - bununla beraber ıhtilâf ettiler -