AyetSûreler

Kasas Sûresi 29. Âyet

Mekke · Cüz 20 · Sayfa 389

۞فَلَمَّا قَضَىٰ مُوسَى ٱلۡأَجَلَ وَسَارَ بِأَهۡلِهِۦٓ ءَانَسَ مِن جَانِبِ ٱلطُّورِ نَارࣰاۖ قَالَ لِأَهۡلِهِ ٱمۡكُثُوٓاْ إِنِّيٓ ءَانَسۡتُ نَارࣰا لَّعَلِّيٓ ءَاتِيكُم مِّنۡهَا بِخَبَرٍ أَوۡ جَذۡوَةࣲ مِّنَ ٱلنَّارِ لَعَلَّكُمۡ تَصۡطَلُونَ ۝٢٩

Artık Musa süreyi doldurup ailesiyle yola çıkınca, Tûr tarafından bir ateş gördü. Ailesine: "Siz (burada) bekleyin; ben bir ateş gördüm, belki oradan size bir haber, yahut ısınmanız için o ateşten bir parça getiririm" dedi

Elmalılı Hamdi Yazır meali

Elmalılı Tefsiri

فَلَمَّا قَضٰى مُوسَى الْاَجَلَ yeknazarda hangi eceli ödediği belli olmuyor gibi ise de düşünülünce fazlasını ödediği ve hiç bir eceli kalmadığı anlaşılır. Çünkü kerîm olan va’dine vefa eder, eserler de buna delâlet eylemektedir. Hattâ ba’zılarında on sene daha fazla kaldığı rivayet edilmiştir. وَسَارَ بِاَهْلِهٖٓ ve ehliyle yürüdü; yola çıktı - nereye gidiyordu? Bu beyan edilmiyor, ba’zıları Mısra demişler lâkin «اَخَافُ اَنْ يَقْتُلُونِ» demesi buna münafi görünür. Ba’zıları da Kudse doğru demişler ki daha sâlim ve ma’nîdar görünür اٰنَسَ مِنْ جَانِبِ الطُّورِ نَارًا Tur canibinden ya’ni dağ cihetinden bir ateş hissetti - dıkkat olunursa bu ifade gayet sâde ve zâhir görünmekle beraber işârâtında iyzaha sığmıyacak bir çok derinlikler vardır. Meselâ «if’al» den veya «müfaale» den olması muhtemil olan «اٰنَسَ» bir ihsas ifade etmekle beraber kaba bir ihsasın değil üns ifade eden derin ve insanî bir ihsasın ifadesidir Netekim «فَاِنْ اٰنَسْتُمْ مِنْهُمْ رُشْدًا» de rüşd iynası derin bir ihsastır. Şübhe yok ki «ehasse» denilmeyip de «ânese» buyurulması bir letafeti mahsusayi hâizdir. Bunu ancak zevk takdir eder. «نَارًا» deki tenvinin tenkirindeki garaib ve acaiblik de öyle. لَعَلّٖىٓ اٰتٖيكُمْ مِنْهَا بِخَبَرٍ belki ondan size bir haber getiririm - demek ki yoldu bir haber almağa muhtac sıkıntılı bir vaz’iyyette bulunuyorlardı, bunu şu rivayetlerle iyzah etmişlerdir:

1- Kış mevsimi ehliyle, maliyle çıkmış ve Şam mülûkünden hazeren yolun gayrısını tutmuştu, zevcesi hamil idi, berriyye de gidiyor yollarını bilmiyorlardı, bu yürüyüş onu karanlık soğuk, karlı bir gecede Turun sağına garb canibine sevketmiş idi.

2- Haremine gayretinden geceleyin refıklariyle buluşur, gündüz ayrılırdı, derken bir gün yolu şaşırdı gece geldi çattı, derken haremini ağrı tuttu, çakmağını çaktı ateş almadı, bir de baktı uzaktan bir ateş parlıyor, işte o vakıt «durun!» dedi ben bir ateş hissettim belki ondan size bir haber getiririm. اَوْ جَذْوَةٍ مِنَ النَّارِ yâhud o ateşten bir eksi, ilâh...