İbrâhîm Sûresi 5. Âyet
Mekke · Cüz 13 · Sayfa 255
وَلَقَدۡ أَرۡسَلۡنَا مُوسَىٰ بِـَٔايَٰتِنَآ أَنۡ أَخۡرِجۡ قَوۡمَكَ مِنَ ٱلظُّلُمَٰتِ إِلَى ٱلنُّورِ وَذَكِّرۡهُم بِأَيَّىٰمِ ٱللَّهِۚ إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَأٓيَٰتࣲ لِّكُلِّ صَبَّارࣲ شَكُورࣲ ٥
And olsun ki Musa’yı âyetlerimizle gönderdik. Ona şöyle dedik: Kavmini karanlıklardan aydınlığa çıkar, onlara Allah’ın (felaket) günlerini hatırlat. Şüphe yok ki bunda her sabredip şükreden için nice ibretler vardır
Elmalılı Hamdi Yazır meali
Elmalılı Tefsiri
وَلَقَدْ اَرْسَلْنَا مُوسٰى بِاٰيَاتِنَآ Filhakıka Musâyı âyetlerimizle irsal eyledik - ya’ni risaletini mübeyyin mu’cizat ve kitab vererek zikrolunduğu üzere kavminin lisanile Resul yapıp gönderdik اَنْ şöyle diye ki اَخْرِجْ قَوْمَكَ مِنَ الظُّلُمَاتِ اِلَى النُّورِ kavmini zulmetlerden nûra çıkar. - «اَنْ اَرْسِلْ مَعَنَا بَنٖىٓ اِسْرَآئٖيلَ» buyurulduğu üzere Musânın kavmi Benî İsraîl idi. Benî İsraîl de Mısırda bulunuyordu, Fir’avnın zulm-ü kahri altında ne yapacağını şaşırmış, cehl-ü dalâlet, za’f-ü zillet, yeis gibi türlü türlü zulmetler içinde kalmış idi. Binaenaleyh bundan sonraki âyetten de anlaşılacağı üzere bu emrîn hasılı ma’nâsı şu olur: Benî İsraîli tenvir ederek Fir’avndan kurtar وَذَكِّرْهُمْ بِاَيَّامِ اللّٰهِ ve onlara Allah günlerile tezkir yap - tarihte ümmetlerin başından geçen ve doğrudan doğru Allahın kudretini gösteren, Allah dedirten acı veya tatlı büyük vak’aları anlatarak veya Allahın ni’metlerini, belâlarını hatırlatarak va’z-u nasıhat et اِنَّ فٖى ذٰلِكَ şüphe yok ki onda - o tezkir de veya o günlerde hangi kavmden olursa olsun لَٰايَاتٍ لِكُلِّ صَبَّارٍ شَكُورٍ pek sabırlı, çok şükürlü her kimse için behemehal bir çok âyetler vardır. -Ki Allah tealânın kudret ve vahdaniyyetine, belâ ve ni’metine delâlet ve gönüllerini intibah-ü ıbret ve ümid-ü inşirah ile tenvir eyler. Gerçi bunlar herkes için âyet iselerde sabrı veya şükrü veya ikisi de az veya hiç olmıyan kimseler onlardan müstefid olmaz, fi’len tenevvür edemezler, o tenevvür hem sabbar, hem şekûr olanlara mahsustur ki mihnet karşısında yeis ve telâşa düşmez, nı’metin kadrini bilir daima şükrünü edaya çalışırlar. Bu iki huy iyman huylarından olduğu cihetle burada صَبَّارٍ شَكُورٍ mü’min demekten kinaye olduğu da söylenmiştir. Görülüyor ki Hazreti Musâya اَخْرِجْ قَوْمَكَ مِنَ الظُّلُمَاتِ اِلَى النُّورِ buyurulmuştur, Resulü ekrem sallâllahü aleyhi veselleme ise لِتُخْرِجَ النَّاسَ مِنَ الظُّلُمَاتِ اِلَى النُّورِ buyurulmuştur. Demek ki risalette esas, kadri müşterek bu tenvir ve fakat risaleti Muhammediyye kavminden başlamak üzere umum insanlar için oluyor. Risaleti Musâ ise kavmine aid bulunuyordu. Diğer âyetlerde geçtiği vechile onun Fir’avne gönderilmesi de bilhassa Benî İsraîl dolayısiyle idi. Maamafih böyle olması Musâya emredilen tezkîrat, Tevratta mezkûr âyât içinde yalnız kavmi Musâyı değil, herkesi tenvir edecek âyetler bulunmasına mani’ değildir. Onun için sûrei «Maide» de geçtiği vechile Tevrat hakkında «فٖيهَا هُدًى وَنُورٌ» buyurulduğu gibi burada اِنَّ فٖى ذٰلِكَ لَٰايَاتٍ لِكُلِّ صَبَّارٍ شَكُورٍ buyurulmuştur.
İşte Allah günlerinin tezkirindeki bu hikmete mebnî bunun bir zübdesini tezkir etmesi emrolunarak Resulullaha da buyuruluyor ki: ٦ وَاِذْ قَالَ مُوسٰى لِقَوْمِهِ اذْكُرُوا نِعْمَةَ اللّٰهِ عَلَيْكُمْ اِذْ اَنْجٰيكُمْ مِنْ اٰلِ فِرْعَوْنَ يَسُومُونَكُمْ سُوٓءَ الْعَذَابِ وَيُذَبِّحُونَ اَبْنَآءَكُمْ وَيَسْتَحْيُونَ نِسَآءَكُمْ وَفٖى ذٰلِكُمْ بَلَآءٌ مِنْ رَبِّكُمْ عَظٖيمٌ ٧ وَاِذْ تَاَذَّنَ رَبُّكُمْ لَئِنْ شَكَرْتُمْ لََازٖيدَنَّكُمْ وَلَئِنْ كَفَرْتُمْ اِنَّ عَذَابٖى لَشَدٖيدٌ ٨ وَقَالَ مُوسٰٓى اِنْ تَكْفُرُٓوا اَنْتُمْ وَمَنْ فِى الْاَرْضِ جَمٖيعًا فَاِنَّ اللّٰهَ لَغَنِىٌّ حَمٖيدٌ Meali Şerifi