Hûd Sûresi 10. Âyet
Mekke · Cüz 12 · Sayfa 222
وَلَئِنۡ أَذَقۡنَٰهُ نَعۡمَآءَ بَعۡدَ ضَرَّآءَ مَسَّتۡهُ لَيَقُولَنَّ ذَهَبَ ٱلسَّيِّـَٔاتُ عَنِّيٓۚ إِنَّهُۥ لَفَرِحࣱ فَخُورٌ ١٠
Ve şayet ona dokunan bir sıkıntıdan sonra bir nimet tattırırsak, "Artık benden bütün kötülükler silinip gitti." der, mutlaka böbürlenir ve şımarır
Elmalılı Hamdi Yazır meali
Elmalılı Tefsiri
وَلَئِنْ اَذَقْنَاهُ نَعْمَآءَ بَعْدَ ضَرَّآءَ مَسَّتْهُ Ve şayed ona dokunmuş olan bir sıkıntıdan sonra hoş bir ni’met tattırıversek - meselâ hasta iken iyileşir, zügürt iken zenginleşiverir, zelîl iken azîz, ma’zul iken mansûb oluverirse لَيَقُولَنَّ ذَهَبَ السَّيِّئَاتُ عَنّٖى her halde benden o kötülükler, o musibetler gitti der - bir daha başına sıkıntı gelmiyecek zanneder اِنَّهُ لَفَرِحٌ فَخُورٌ artık ferih fehurdur - Allah korkusu hatırına gelmez, ferahlı ferahlı gururlanır, o ni’metin hukukunu eda ile hamd-ü şükredecek yerde onunla şuna buna iftihar eder durur. Hasılı insan Dünyada ya ni’metten ya zaruretten hali olmaz. Gâh onunla gâh bununla imtihan olunur. Ve insan fıtraten rahmetten zevkıyab ve nez’inden müteellim olur. Her iki halde rahmetten rahmâni rahîmi ve nez’inden onun ihtiyarını, hıkmet ve imtihanını ve nihayet gadab-ü azâbını tefekkür ederek mucebince Âhıretini düşünüp ahseni amele sa’yetmek lâzım gelirken insan cinsinde öyle zalûm ve cehûl bir haleti ruhiyye vardır ki çokları mun’ımi düşünmez, ni’met ve zaruretin gayei hikmetiyle alâkadar olmaz da ni’met tecribesi gördüğü halde o elinden alınıverdiği zaman her şeyi unutur bir yeûs ve kefûr kesilir. Ve böyle zaruret tecribesi gördüğü halde bir ni’met tadınca da bir daha acı görmesi imkân ve ihtimali kalmamış ve o ni’met, sırf kendisinin eseri kudreti imiş gibi istikbalden emin olarak ferahlanır, iftihar eder durur ki zikrolunan inkâr ve istihzalar bu haleti ruhiyye ile alâkadardır.