Hucurât Sûresi 8. Âyet
Medine · Cüz 26 · Sayfa 516
فَضۡلࣰا مِّنَ ٱللَّهِ وَنِعۡمَةࣰۚ وَٱللَّهُ عَلِيمٌ حَكِيمࣱ ٨
Bu, Allah’tan bir lütuf ve nimettir. Allah herşeyi bilir, hüküm ve hikmet sahibidir
Elmalılı Hamdi Yazır meali
Elmalılı Tefsiri
فَضْلًا مِنَ اللّٰهِ وَنِعْمَةً Allahın fadl-u ni’metinden - ya’ni o rüşd, yâhud hep bu zikrolunan tahbîb ve tekrih ve rüşd Allahın fadl-u ni’metinden olarak cereyan etmektedir. İşbu «اُولٰٓئِكَ هُمُ» ismi işaretinde hıtab Peygambere, işaret ve zamir «حَبَّبَ اِلَيْكُمُ» deki muhatablaradır. Zâhire nazaran «لَوْ يُطٖيعُكُمْ» deki muhatablar da bunlarda dâhıl görünüyor. Ya’ni Peygamberin beyan ve ıhtarı üzerine re’ylerinde ısrar etmeyip hepsi iyman ve itaatla rüşd-ü kiyaset gösterdiler, füsuk-u ısyandan sakındılar. Lâkin Zemahşerî bunları Peygambere karşı re’y dermiyan etmekten sakınan ve takvâda ciddiyyetleri ile öyle bir cür’et ve cesaretten korunan ve yukarıda «اُولٰٓئِكَ الَّذٖينَ امْتَحَنَ اللّٰهُ قُلُوبَهُمْ لِلتَّقْوٰى» diye tavsıf olunan kısm olmak üzere iyzah etmiş de şöyle demiştir: «لَوْ يُطٖيعُكُمْ الخ» delâlet eder ki mü’minlerin ba’zısı Velidin sözünü tasdık ile Beni Mustalikı vurmak fikrini Resulullaha iyi göstermek istediler, bu ise hata ve onların kusurlarından idi. Diğer ba’zıları ise sakınıyorlardı ve takvâda ciddiyyetleri öyle bir cesarete mâni’ oluyordu ki onlar «وَلٰكِنَّ اللّٰهَ حَبَّبَ اِلَيْكُمُ» ile istisna kılınanlardır. Bu, «اِلٰى بَعْضِكُمْ» demektir ve lâkin sıfatlarının o birlerinden farklı olması «بعض» kelimesinin zikrinden mugnî kılmıştır. Bunlar Kur’anın öyle iycazlarından ve lâtîf lemehatındandır ki onları ancak havass sezebilir. Müfessirînin ba’zısından bunlar «اُولٰٓئِكَ الَّذٖينَ امْتَحَنَ اللّٰهُ قُلُوبَهُمْ لِلتَّقْوٰى» buyurulanlardır diye menkuldür «اُولٰٓئِكَ هُمُ الرَّاشِدُونَ» de bu müstesnalardır. وَاللّٰهُ عَلٖيمٌ حَكٖيمٌ dır. - Her şeyi bilir: Fadl-ü ni’meti de hikmetiyle verir.
Fâsikın sözüne kapılmanın ve Peygamberi dinlememenin neticelerinden biri olan anet ve takdime bir işaret olmak üzere buyuruluyor ki: