AyetSûreler

Hicr Sûresi 38. Âyet

Mekke · Cüz 14 · Sayfa 264

إِلَىٰ يَوۡمِ ٱلۡوَقۡتِ ٱلۡمَعۡلُومِ ۝٣٨

Allah katında bilinen vaktin gününe kadar

Elmalılı Hamdi Yazır meali

Elmalılı Tefsiri

اِلٰى يَوْمِ الْوَقْتِ الْمَعْلُومِ Ya’ni ba’s gününe kadar değil, ındallah ma’lûm ecel gününe kadar - ki «وَنُفِخَ فِى الصُّورِ فَصَعِقَ مَنْ فِى السَّمٰوَاتِ وَمَنْ فِى الْاَرْضِ» ile beyan buyurulan nefhai ûlâ günüdür.

Ahnef ibni Kaysten menkuldür ki «medineye vardım demiş, muradım Emîrül’mü’minîn Ömer «radıyallahü anh» idi. Bir de vardım ki büyük bir halka toplanmış orada Kâ’bül’ahbar, nâsa va’zediyor, diyordu ki: «Âdem aleyhisselâma vefat emri geldiği zaman ya rabb, düşmanım İblis, beni meyyit halinde görünce kendisi yevmi Kıyamete kadar inzar edilmiş olmakla sevinecek, bana şematet edecek dedi. Cevab verildi ki: Ya Âdam, sen Cennete iade olunacaksın o lâîn ise evvelîn-ü âhırînın adedi kadar ölüm acısını tatmak için intizara te’hır olunacak, sonra Âdem, Melekül’mevte, ona ölümü nasıl tattıracaksın? Vasfını anlat, dedi. Vâktâ ki tevsıf etti, Âdem: ya rabbi! kâfi dedi. bunun üzerine nâs, heyecane geldiler de Kâ’be ya Ebâ İshak dediler o nasıl? Kâ’b iba etti, ilhah ettiler, binaenaleyh dedi ki: Allah, sübhanehu nefhai ûlâ akıbinde Melekül’mevte diyecek ki sana yedi Semâ ve yedi Arz ehalisinin kuvvetini verdim ve bu gün sana bütün suth-u gadab kisvesini giydirdim. Gadab-ü satvetimle in, o racîm İblîse, Artık ona ölüm acısını tattır, sekaleynden evvelîn-ü âhirrînin acılarını ed’afen müdaafe muhtevi olmak üzere bütün ıllet ve emrazı yüklet. Beraberinde gavz-u gadabla dolgun yetmiş bin zebanî, her birile de Cehennem zencirlerinden tomruklarından zencirler, tomruklar bulunsun. Cehennem kancalarından yetmiş bin kanca ile o lâînin kokmuş canını çekip çıkarın. Malike de çağır niyran kapılarını açsın. Binaenaleyh Melekül’mevt öyle bir suret ile inecek ki ona Semavât ve arazîn ahalisi baksa hevlinden derhal ölürlerdi. İnecek, İblise varıp «dur, ya habîs! Artık sana ölümü tattıracağım, çok ömür sürdün nice karinler ıdlâl ettin, işte bu o vakti ma’lûmdur.» Diyecek lâîn Meşrika kaçacak, bakacak Melekül’mevt gözlerinin önünde, Mağribe kaçacak yine gözlerinin önünde, denizlere dalacak denizler kabul etmiyecek, hasılı Arzın her tarafına kaçacak sığınacak kurtulacak hiç bir mahıys-u melâz bulamıyacak, sonra Dünyanın ortasında, Âdemin kabri yanında duracak veya Meşrıktan Mağribe, Mağribden Meşrika topraklarda sürünerek nihayet Âdem aleyhisselâmın hübût ettiği mevzıa varınca Arz, bir kor gibi olacak Zebanîler kancaları takıp didikleyecekler de didikleyecekler. «وَاِلَى حَيْثُ يَشَآءُ اللّٰهُ» nez-u azâb içinde kalacak. O böyle can çekiştirirken Âdem ve Havvâya da kalkınız düşmanınız ölümü nasıl tatıyor, bakınız denecek, kalkacaklar, onun çektiği azâbın şiddetine bakacaklar da «ya rabb, bize ni’metini itmam eyledin» diyecekler. اه. O vakıt ma’lûme kadar inzar müsaadesini alan İblîs