AyetSûreler

Hac Sûresi 18. Âyet

Medine · Cüz 17 · Sayfa 334

أَلَمۡ تَرَ أَنَّ ٱللَّهَ يَسۡجُدُۤ لَهُۥۤ مَن فِي ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَن فِي ٱلۡأَرۡضِ وَٱلشَّمۡسُ وَٱلۡقَمَرُ وَٱلنُّجُومُ وَٱلۡجِبَالُ وَٱلشَّجَرُ وَٱلدَّوَآبُّ وَكَثِيرࣱ مِّنَ ٱلنَّاسِۖ وَكَثِيرٌ حَقَّ عَلَيۡهِ ٱلۡعَذَابُۗ وَمَن يُهِنِ ٱللَّهُ فَمَا لَهُۥ مِن مُّكۡرِمٍۚ إِنَّ ٱللَّهَ يَفۡعَلُ مَا يَشَآءُ۩ ۝١٨

Görmedin mi, göklerdeki kimseler, yerdeki kimseler, güneş, ay ve yıldızlar, dağlar, ağaçlar, bütün hayvanlar ve insanlardan birçoğu hep Allah’a secde ediyor. Birçoğunun üzerine de azab hak olmuştur. Allah kimi hor ve hakir kılarsa artık ona ikram edecek yoktur. Şüphesiz Allah dilediği şeyi yapar

Elmalılı Hamdi Yazır meali

Elmalılı Tefsiri

«SECDE AYETİDİR» اَلَمْ تَرَ görmedin mi - ya’ni kalb göziyle idrâk edemedin mi veya haberin yok mu? اَنَّ اللّٰهَ يَسْجُدُ لَهُ Hakıkatte Allah, ona hep şunlar secde ediyor: - ya’ni hukm-ü tedbirine temamen inkıyad eyliyor (sûrei «Ra’d» e bak) مَنْ فِى السَّمٰوَاتِ وَمَنْ فِى الْاَرْضِ Göklerdekiler ve Yerdekiler - yukarılarda ve aşağıda her kim ve her ne varsa, Melâike ve Nüfus, canli ve cansız her şey; ezcümle: وَالشَّمْسُ وَالْقَمَرُ وَالنُّجُومُ وَالْجِبَالُ وَالشَّجَرُ وَالدَّوَآبُّ Şems-ü Kamer ve nücum, dağlar ve ağaçlar ve bütün hayvanat وَكَثٖيرٌ مِنَ النَّاسِ ve insanlardan bir çoğu ya’ni insanlara gelince hepsi değil, ekserîsi de değil, bir kısmı, mukabilinden daha çok değilse de haddi zatında bir kesret teşkil eden bir kısmı secde ediyor. Gerçi Allah tealânın te’sirâtı cebriyyesine, bütün insanlar da ister istemez inkıyad eyler. Bu cihetle «مَنْ فِى اْلَارْضِ» ın umumunda dahildir. Fakat ıhtiyar ile alâkadar olan inkıyadı iradîyi ve secdei itâati yapan insanların ancak bir kısmıdır ki mü’minlerdir. Bundan dolayı ba’zı müfessirîn bu secdei itâat ma’nâsını ibraz için işbu «وَكَثِيرٌ مِنَ النَّاسِ» kaydının atfı’cümle kabîlinden olmak üzere «وَيَسْجُدُ كَثِيرٌ مِنَ النَّاسِ» takdirinde olduğunu söylemişlerdir. وَكَثٖيرٌ حَقَّ عَلَيْهِ الْعَذَابُ bir çoğu da üzerine azâb hakkolmuştur. - Çünkü Allahın emrine karşı küfr-ü ısyan ile serkeşlik edip secdei itâatten istinkâf eylemiştir. Ki bunlar Şeytanlar ve Şeytanlara uyan insanlardır. ١٩ هٰذَانِ خَصْمَانِ اخْتَصَمُوا فٖى رَبِّهِمْ فَالَّذٖينَ كَفَرُوا قُطِّعَتْ لَهُمْ ثِيَابٌ مِنْ نَارٍ يُصَبُّ مِنْ فَوْقِ رُؤُسِهِمُ الْحَمٖيمُ ٢ يُصْهَرُ بِهٖ مَا فٖى بُطُونِهِمْ وَالْجُلُودُ ٢١ وَلَهُمْ مَقَامِعُ مِنْ حَدٖيدٍ ٢٢ كُلَّمَآ اَرَادُوٓا اَنْ يَخْرُجُوا مِنْهَا مِنْ غَمٍّ اُعٖيدُوا فٖيهَا وَذُوقُوا عَذَابَ الْحَرٖيقِ ٢٣ اِنَّ اللّٰهَ يُدْخِلُ الَّذٖينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ جَنَّاتٍ تَجْرٖى مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ يُحَلَّوْنَ فٖيهَا مِنْ اَسَاوِرَ مِنْ ذَهَبٍ وَلُؤْلُؤًا وَلِبَاسُهُمْ فٖيهَا حَرٖيرٌ ٢٤ وَهُدُوٓا اِلَى الطَّيِّبِ مِنَ الْقَوْلِ وَهُدُوٓا اِلٰى صِرَاطِ الْحَمٖيدِ

Meali Şerifi