Fussilet Sûresi 19. Âyet
Mekke · Cüz 24 · Sayfa 478
وَيَوۡمَ يُحۡشَرُ أَعۡدَآءُ ٱللَّهِ إِلَى ٱلنَّارِ فَهُمۡ يُوزَعُونَ ١٩
O gün Allah’ın düşmanları cehennem ateşine sürülmek üzere hep bir araya toplanırlar
Elmalılı Hamdi Yazır meali
Elmalılı Tefsiri
Bu açıklama 19–25. âyetleri birlikte ele alır.
20. شَهِدَ عَلَيْهِمْ سَمْعُهُمْ وَاَبْصَارُهُمْ وَجُلُودُهُمْ kulak ve gözleri ve derileri aleyhlerine şehadet ederler - kendilerinin hiss-ü idrâk ve tehaffuz âlât ve vasıtası olan, cihaz ve a’zaları şâhidlik ederler ki inkılâbâtın en feci’ safhalarından biridir. Kadıy Beyzavî şöyle diyor: Allahın onları intakı ile yâhud üzerlerinde kesiblerine dalâlet edecek bir takım eserler, izler ızhar etmesiyle ki bu surette lisanı hal ile söylemiş olurlar اه. Lâkin biraz sonra «اَنْطَقَنَا اللّٰهُ الَّذٖٓى اَنْطَقَ كُلَّ شَىْءٍ» diye tasrıh edilecektir. Hadîste vârid olmuştur ki insanda ilk söyliyen fahzi yüsrâ: sol oyluktur, sonra cevarıh söyler, bunun üzerine kahrolası der: ben seni müdefea ediyorum اه. 23. وَذٰلِكُمْ ظَنُّكُمُ الَّذٖى ظَنَنْتُمْ بِرَبِّكُمْ اَرْدٰيكُمْ ve işte bu sizin rabbınıza zannettiğiniz zannınızdır ki sizi helâk etti - bu zann Allah hakkında yanlış olan sui zandır ki mühliktir. Demişlerdir ki «اَلظَّنُّ ظَنَّانِ ظَنُّ مُنْجٍ وَظَنُّ مُرْدٍ» zann ikidir biri münci biri mühliktir. «اَنَا عِنْدَ ظَنِّ عَبْدى بِى» hadîsi kudsîsinin ma’nâsını yanlış telakkı etmemelidir. Haseni Basrî Hazretleri bu âyeti okumuş da demiştir ki: nâsın ameli rablarına olan zanlarına göredir, Mü’min Allaha güzel zanda bulunur, güzel amel yapar, kâfir ve münafık da kötü zanda bulunur kötü amel yaparlar. 24. فَمَا هُمْ مِنَ الْمُعْتَبٖينَ artık onlar arzularına irdirilecek, döndürülecek değildirler. - Bir hadîsi nebevîde «لَيْسَ بَعْدَ الْمَوْتِ مُسْتَعْتَبٌ» buyurulmuştur. Öldükten sonra geri çevrilecek yoktur. 25. وَقَيَّضْنَا لَهُمْ قُرَنَآءَ ve onlara bir takım karînler takdir eyledik sardırdık - Şeytanlardan kendilerine karîn olup yanaşan bir takım arkadaşlar ki kabuğunun yumurtayı sarması gibi onları sarmışlar, başlarına dolanmışlardır. Çünkü «وَمَنْ يَعْشُ عَنْ ذِكْرِ الرَّحْمٰنِ نُقَيِّضْ لَهُ شَيْطَانًا فَهُوَ لَهُ قَرٖينٌ» dir. وَحَقَّ عَلَيْهِمُ الْقَوْلُ ve üzerlerine o söz hakk oldu - o söz kelimei azâb, ya’ni hak tealânın İblise şu kavli «فَالْحَقُّ وَالْحَقَّ اَقُولُ لََامْلَئَنَّ جَهَنَّمَ مِنْكَ وَمِمَّنْ تَبِعَكَ مِنْهُمْ اَجْمَعٖينَ» ٢٦ وَقَالَ الَّذٖينَ كَفَرُوا لَاتَسْمَعُوا لِهٰذَا الْقُرْاٰنِ وَالْغَوْا فٖيهِ لَعَلَّكُمْ تَغْلِبُونَ ٢٧ فَلَنُذٖيقَنَّ الَّذٖينَ كَفَرُوا عَذَابًا شَدٖيدًا وَلَنَجْزِيَنَّهُمْ اَسْوَاَ الَّذٖى كَانُوا يَعْمَلُونَ ٢٨ ذٰلِكَ جَزَآءُ اَعْدَآءِ اللّٰهِ النَّارُ لَهُمْ فٖيهَا دَارُ الْخُلْدِ جَزَآءً بِمَا كَانُوا بِاٰيَاتِنَا يَجْحَدُونَ ٢٩ وَقَالَ الَّذٖينَ كَفَرُوا رَبَّنَآ اَرِنَا الَّذَيْنِ اَضَلَّانَا مِنَ الْجِنِّ وَالْاِنْسِ نَجْعَلْهُمَا تَحْتَ اَقْدَامِنَا لِيَكُونَا مِنَ الْاَسْفَلٖينَ ٣ اِنَّ الَّذِينَ قَالُوا رَبُّنَا اللّٰهُ ثُمَّ اسْتَقَامُوا تَتَنَزَّلُ عَلَيْهِمُ الْمَلٰٓئِكَةُ اَلَّا تَخَافُوا وَلَا تَحْزَنُوا وَاَبْشِرُوا بِالْجَنَّةِ الَّتٖى كُنْتُمْ تُوعَدُونَ ٣١ نَحْنُ اَوْلِيَآؤُكُمْ فِى الْحَيٰوةِ الدُّنْيَا وَفِى الْاٰخِرَةِ وَلَكُمْ فٖيهَا مَا تَشْتَهٖٓى اَنْفُسُكُمْ وَلَكُمْ فٖيهَا مَاتَدَّعُونَ ٣٢ نُزُلًا مِنْ غَفُورٍ رَحٖيمٍ ٣٣ وَمَنْ اَحْسَنُ قَوْلًا مِمَّنْ دَعَآ اِلَى اللّٰهِ وَعَمِلَ صَالِحًا وَقَالَ اِنَّنٖى مِنَ الْمُسْلِمٖينَ Meali Şerifi