Fâtır Sûresi 45. Âyet
Mekke · Cüz 22 · Sayfa 440
وَلَوۡ يُؤَاخِذُ ٱللَّهُ ٱلنَّاسَ بِمَا كَسَبُواْ مَا تَرَكَ عَلَىٰ ظَهۡرِهَا مِن دَآبَّةࣲ وَلَٰكِن يُؤَخِّرُهُمۡ إِلَىٰٓ أَجَلࣲ مُّسَمࣰّىۖ فَإِذَا جَآءَ أَجَلُهُمۡ فَإِنَّ ٱللَّهَ كَانَ بِعِبَادِهِۦ بَصِيرَۢا ٤٥
Bununla beraber Allah, insanları kazandıkları (günahlar) yüzünden hemen yakalayıverseydi, yeryüzünde hiçbir canlı bırakmazdı. Fakat onları belli bir süreye kadar erteliyor. Nihayet ecelleri gelince gereğini yapar. Şüphe yok ki Allah, kullarını görmektedir
Elmalılı Hamdi Yazır meali
Elmalılı Tefsiri
وَلَوْ يُؤٰاخِذُ اللّٰهُ النَّاسَ بِمَا كَسَبُوا eğer Allah bütün insanları kesibleriyle-kesb ettikleri günahlar yüzünden hemen muahaze ediverecek olsa مَا تَرَكَ عَلٰى ظَهْرِهَا مِنْ دَآبَّةٍ yeryüzünde hiç bir deprenen bırakmazdı - İnsan ma’sıyetlerinin şeâmetinden bir hayvan bile kalmazdı demişlerse de deprenir bir insan bırakmazdı ma’nâsına olmak daha ma’kuldür. Çünkü şu fıkralardaki «هم» zamiri ukalâda zâhirdir. وَلٰكِنْ velâkin Derhal muahaze edivermez de يُؤَخِّرُهُمْ اِلٰٓى اَجَلٍ مُسَمًّى o insanları müsemma bir ecele kadar te’hır eder - ki o Kıyamet günüdür فَاِذَا جَآءَ اَجَلُهُمْ ecelleri geldiği vakıt da فَاِنَّ اللّٰهَ كَانَ بِعِبَادِهٖ بَصٖيرًا şübhe yok ki Allah kullarına basîr bulunuyor. - Hiç birini kaçırmaz, her ne kesibleri varsa ona göre hayre hayır, şerre şer cezalarını verir. Bu cümle «عِبَادِهِ» vasfiyle ubudiyyetini bilen kullara bir tesliyeyi ış’ar etmekle beraber umum için ağır bir muâhazeyi ıhtar eden heybetli bir inzardır. Ve işte bu hatimeyi bir heyecani beliğ ile doyurup yaşatmak için sûrei «Yâsîn» aşkı: ilâhî ile çarpan bir kalbi vâsıl darabaniyle ta’kıyb ve tafsî edecektir. Şübhesiz basîrsin yarab! Biz kullarını da bütün ahvalimizle görür gözetirsin, gözet, lûtfi rahmetinle gözet ilâhî!.